Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Kızarkadaslar Gununuz Kutlu ve de Mutlu Olsun!!!

Merhaba

Bugün Buket Uzuner’in 1993 senesinde okuduğum  kitabı Benim Adım Mayıs’ı tekrar okumaya başladım. Kitap gecesinde konuşacağız biliyorum ama ben bekleyemedim, kusura bakmayın artık. Sıcağı sıcağına yazmak istedim hissettiklerimi. Kitabı okuyanlar bilir okuyacaklar olduğunu bildiğim için anlatmak istemiyorum ama kucuk öykülerden olusan bir güzel kitap.

İlk hikayesine şöyle başlıyor: Dostluklarıyla beni çok mutlandırmış ve artık yittiğinde hep kederlendiğim bütün kız arkadaşlarıma hala sevgiyle….

Düşündüm benim kız arkadaşlarımı ve bu cümlenin ne kadar doğru olduğunu.

Benim kızkardeşim yok, olsun isterdim. Küçükken  farketmedim ama kızkardeşe ihtiyacım varmış ve ben her kız arkadaşıma olası bir kardeş umidiyle yaklaşmışım. Aileden gelen göçebe hayatımda gittiğim şehirlerde, okullarda oluşturduğum arkadaşlıklarda hep kardeşlik yaşamaya çalıştığım arkadaşlarım oldu. Ve son 15 senedir de  beni hep mutlandırmış kız arkadaşlarım, dostlarım oldu. Çok şükür ki yitirmedim, hastalıklar, yollar engellemiyor bizi.

Bugun bunları anlatma nedenim Buket Uzuner in hikayesini okuduğumda hissettiklerim. Diyor ki basireti bağlanmış sanki ve kız arkadaşını en ihtiyacı olduğu zamanda aramamış, ne konuşacağını bilemediği icin ertelemiş, şimdi pişman çünkü  o kişi yitip gitmiş, anılarda kalmış. Görüşmüyorlar artık. Ne kolayca kaybediyoruz dedim kendi kendime insanları, yaşamımızın bir dönemine damgasını vurmuş o güzel insanları. Oysa onlarla o binayı inşa ederken nasıl da terlemiştik, uğraşmıştık. Sonradan, o anda akıl edemedim dediğimiz ne çok ihmali yapıyoruz en sevdiğimiz bizi çok eskiden bilen insanlara karşı .

Hikayeyi bitirdiğimde annem aklıma geldi. Geçen sene çok sevdiği bir arkadaşı vefat etti, kadıncağızın son 20 yılda yaşadıklarını –bir trafik kazası ile gelen tüm beden felci ve kanseri  sayarsak aslında kurtuldu hem Nihal teyze hem de ailesi. Ama annem kendini hiç affedemiyor, son zamanlarında yanına gidemediği, gitmediği, gitmek için çaba sarfetmediği için. Affetmesine olanak yok çünkü Nihal Teyzenin kızı  affetmiyor, gelmediniz aramadınız. oysa sizi beklemişti, diyor. Annemse basiretim bağlandı, kızım bilemedim diyor ama nafile. Bazı hatalardan dönülmüyor.

Ama bu deneyim sayesinde belki de, annem “arkadaşlarına verdiğin önemi takdir ediyorum, kızım” diyor, oysa hep kızardı onlar yüzünden ailemi ihmal ettiğimi düşünürdü. Kısacık memleket seyahatimi bile arkadaşlarımı da görmeye yönelik planladığım için.

Yazışmalarınızda hep ailenizden ayrı kaldığınıza üzülüyorsunuz, peki hiç arkadaşlarınız yok mu özleyeceğiniz, sadece aileler mi özleniyor? Oysa ben arkadaşlarımı da çok özlüyorum.  Hatta biliyor musunuz ben aslında  her gün msn de chat yaptığım arkadaşımdan mektup da bekliyorum, hani o pul yapıştırdığımız zarfı ile postalanan nostaljik mektuplardan. İçinde  yazanların çoğunu zaten biliyorum msn de mesajlaştığımıda öğrendim ama olsun o mektuba dokunmak bile benim günümü  güzelleştiriyor.

Demem o ki lütfen basiretinizin bağlanmasına izin vermeyin, aileniz tabii ki öncelikli ama arkadaşlarınızı  özellikle de kız arkadaşlarınızı ihmal etmeyin, sizi ihmal etmelerine de izin vermeyin, belki onların da basireti bağlanmıştır kim bilir. Çözün o bağı tekrar sizin olsunlar. Kilometrelerin, dünyevi salak saçma işlerin aranıza girmesine izin vermeyin. O her gün saatlerce  konuştuğunuz telefonu bu sefer onu aramak icin kullanın, hattın  öbür  ucunda sesinizi  duyacak  kişinin yüzüne bir gülümseme  kondurmak dünyalara değer lütfen ihmal etmeyin, ve ertelemeyin

Ve beni affedin sabah sabah böyle duygusal başladığım için ama durduramadım kendimi, ertelemek istemedim.

Teşekkür ederimJ)

Sevgiler..Zeynep Dogan

 

Mayıs 3, 2007 - Yazan: | bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum bırakın