Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Ilk Gun Ilk Heyecan

Okulların açıldığı şu sıcak Eylül ayında tüm annelerin yürekleri pırpır; “Aman benim okul çağına gelmiş bir çocuğum varmışşaşkınılığı ve mutluluğu yaşıyorlar. Küçüklerde anneden ayrılma korkusu; büyüklerde okulu özlemiş olmakla oyundan geri kalınacağını bilmenin arasında kalan bir duygu herkes bir umut bir heyecan okul yolunda. Özellikle Dubai’ye yeni taşınmış ve de yavrucak İngilizceden bihaberse endişeler büyüyor ama vazgeçmek yok bu iş yapılacak.

İster yeni gelmiş olun ister sadece okulu değiştirmiş olun yeni okulda ilk gün hep zordur. Yaş, dil ırk ayırtetmez hep ya olmazsa, ya bu maya tutmazsa korkusu vardır. Küçüklerde bu hissi anneler babalar taşırken büyük sınıflar kişilik gelişimindeki iniş çıkışların yanısıra bir de bu strese göre biçim almaya çalışırlar.

Nerden mi biliyorum? Ben 11 yıllık ilk, orta ve lise öğretimi süresince 7 okul değiştirmiş biriyim. Her okul ayrı bir macera ama başlangıçlar yani ilk günler hep aynı sadece biri hariç. Hemen hepsinde ilk dersyılı açılış konuşması sırasında sınıflardan uzakta beklenilir, sonra sınıfa ya sınıf öğretmeni ya da müdür yardımcısı ile gidilir ve de sınıfa tanıştırılma işleminden sonra herşey normal akışına döner. Yani sınıf siz yokmuşsunuz gibi kaynaşır önce, sanki hiç size bakmıyor gibidirler ama aslında tepkilerinizi ölçerler ufaktan sizi denerler belki ama bunlar diğer günlerin konusu – yavaş yavaş araya kaynaşıverirsiniz. Koca ders yılının sonunda sizin ne zaman onlara katıldığınızı bile hatırlamazlar, sanki siz ta enbaşından beri oradaymışsınız gibi yaşanmıştır herşey. Önemli olan o ilk günü atlatabilmektir.

İşte 20 sene önce bir Eylül sabahı Mersin Anadolu Lisesi’nde hiç tanımadığım bir öğrenci grubunun yakınında onlara fazla karışmadan beklerken aklımdan geçenler bunlar. O gün okullar açılıyor ve ben öğrenim hayatımdaki 7. okula nakil oluyorum. Bu son olur diye umuyorum zaten lisenin bitmesine iki yıl kalmış bir daha taşınmayız herhalde. Aslında bu kadar okul değişikliği beni biraz -olaya alıştık artık- durumuna sokmuş yani pek bir sıkıntı yok. Müdür Beyin açılış konuşmasını bitirmesini bekliyorum, sonrası Allahkerim. Sınıfa giderim beklerim derken; duyduklarıma bir anlam veremiyorum. Müdür Bey ki bölgede disiplini ile ünlü biri, okullarında nakil öğrencileri hiç sevmediklerini bu dışardan gelen yaratıklar yüzünden okullarında sorun yaşadıklarını yoksa sevgili yıllanmış ögrencilerinin aslında ne kadar başarılı olduklarını falan anlatıyor. İnanıyor ki geçen yılın ÖYS sonuçlarında başarısız olan toplam 5 kişi de zaten bir ara bu okula bırakılmış nakil öğrencilerdenmiş

Nasıl yani!!!!

İlk şaşkınlıktan kurtulmaya çalışıyorum ben de bir nakil oğrenciyim ve benim aralarına karışmama izin vermeyecekler mi acaba korkusu yasamaya başlıyorum. Herkes bilir ki balık baştan kokar ve bir sıkıntınız olduğunda koşacağınız yerdeki kişi size baştan işe yaramaz gözü ile bakıyorsa vay halinize…

Neyse ki olaylar korktuğum gibi gelişmiyor ve de sınıf arkadaşlarım beni ve benimle birlikte aynı sınıfa yeni gelen diğer kız öğrenciyi aralarına almakta hiç sakınca görmüyorlar. Hatta oturduğumuz sıraya gelip tanışanlar bile var. Sonradan öğreniyorum ki onlarda nakil gelmişler sadece benden 3-4 yıl önce ve de benden daha kötü şartlarla karşılanmışlar. O yüzden de beni aralarına almakta bir an bile tereddüt etmediler. Müdürün tavrı hiç değişmesede ben kendimi hiç yabancı hissetmedim o sınıfta.

Bir çocugun hayatındaki en büyük değişikliktir okul hayatı. Ve çocuklar değişikliklere yeniliklere daha açıktırlar.Okul en güzel mekandır arkadaslıklar için ve arkadaşların yardımı ile en zor günlerde atlatılır.

Kolay gelsin…

Dip Not:  Hani o sıramıza gelip bana hoşgeldin diyen arkadaş vardı ya işte o benim hayat arkadaşım, eşim oldu sonunda.

  

Eylül 8, 2007 - Yazan: | zeynep'ce

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum bırakın