Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

bir yastikta tam 40 yil…

İnsan yılların nasılda geçtiğini farkedemiyor, çocukluğumuzda büyüyebilmemiz için adeta ikişer ikişer bitirmek istediğmiz yılları bir sure sonra takip etmez oluyoruz. Ta ki çocuğumuz olupta onun geçirdiği değişimi zamana yıllara gore anlamaya çalışırken  yılların aslında bizim içinde geçtiğini anlayana kadar…

2008 yılının ailemiz için önemi  büyük, dile kolay tam 40 yıl önce yani 1968 de annem ve babam evlenmişler.  Evlendiklerinde annem 18inde babam ise 24ündeymiş. Babam Eczacılık Fakültesini bitirip Etımesgut Hava Hastanesin de göreve başlıyor,  annem  kız meslek lisesinden mezun ve de ailesinden ilk defa ayrılmış bir garip genç kadın olarak Ankara ya türbe yeşili boyalı odaları olan bir eve gelin geliyor.

O dönem de annem ‘yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar… arşı aşıp ellere kız vermesinler… ’ türküsünü diline doluyor. Babam ise öğrenciliği boyunca yurtlarda kaldığı için evde ampul değiştirmek gerekebileceğini evlenince farkediyor… Ama sevgı ve saygı elde olduğu sürece her türlü zorluk aşılır deyip devam ediyorlar…

Sonra yavaş yavaş çocuklar doğuyor, Alper 1968 de doğup tüm ailenin biricik torunu ünvanını ve saltanıtını  Zeynep in  1971 de gelmesi ile kaptırıyor. Alper Zeynep bebek yatabilsin diye yatağını ona verip ayakkabılkta kendine bir yer yapıyor, neyse ki  durum o kadar kötü değil oda da ikisi içinde yer var… Hatta 1978 de Onur a da yer açılıyor odanın ve ailenin gönlünde….  

 Bu arada sırayla evler şehirler değiştiriliyor Ankara-Merzifon-Ankara-Eskişehir ve nihayet Mersin… Ortalama her sehirde 3 yıl kalaraktan emeklilik hakediliyor  ve ver elini memleket… Babam Tarsus istiyor ama annemi kıramıyor ve Mersin i kabul ediyor.

Yıllar geçiyor  acaba başına birşey gelir mi endişesi içinde ama muhakkak okul yemeklerine, gezilerine gitmesine izin verilen Alper Boğaziçi  ne Bılgısayar Muhendisliğine , çocukluğundan beri dişhekimine kendi başına gidip tedavisini yaptıran Zeynep Hacettepe,ye Dişhekımı olmaya ve de 4 yaşında harika resimler çizen Onur ITU ye Endüstriyel Tasarım okumaya gidiyor.  Ve de hic biri Mersin e dönmüyor, en azından henüz…İstanbul-Eskısehır-Ingıltere annem ve babamın yolculuğu bu sefer çocuklarını görebilmek adına bitmiyor…

Annem ve babam 40 yıllık beraberliklerine ortak bir hayat sığdırmışlar, çeşitli zorluklar sıkıntılar çekmişler ama hiç yılmadılar, vazgeçmediler ve hep birbirlerini desteklediler.

Her ikisinin de birbirlerine olan derin sevgi ve saygısı örnek alınacak bir evlililık hikayesi …

Babam 40 yılı sadece 1 günle kutlayamayız  bir yıl sürmeli diyor, ve annemle beraber bu yıla bol bol seyahat sığdırmaya çalışıyor…Saolsunlar bu yoğun kutlama programında 1 haftasonunuda biz oğulları ve kızlarına ve de onları deliler gibi seven torunlarına ayırdılar…

Anneciğimin istediği fotoğrafı çektiremedik ama aklımzda ki mutluluk resimlerini zaten Abidin Dino bile cizemez ki, yaşamak lazım..

Ve bize bunu yaşatan siz anne ve babamıza teşekkur edıyoruz….

40 yılınızın birer parcası olmaktan mutluyuz gururluyuz….

Kasım 26, 2008 Yazan: | bizden haberler... | 1 Yorum

Bana kablo demeyin…

Bir evin bütün elektrik uzatma kablolarında bir sorun olabilir mi

Bir aile ki hep bir uzatma problemi yaşamak durumunda…

Aldığınız aletlerde iki çıkış ama sizin evdekiler üç girişli olunca bu durumda bu şirin elektrik fişleri ile uzatmalarda özel girişleri tutturmaya çalışırsınız. 4 tane girişi var heyoo diye aldığınız çoklu uzatmada bir tane giriş çalışıyorsa mutlu olursunuz:…

Günlerce önünüzde duran Wire-less İnternet e bağlanmayı  sağlayan mutluluk çubuğunu o en lazım olduğu zamanda artık bulamıyor olmak…

Mutfakta bilgisayar da olsun, hani aileyi ayırmayan biraraya getiren tipinden olsun dersiniz, bir koşu gidip en uygun, maliyeti az birşey alırısınız sonuç: çalışmazzz… Saatlerce sürünür  çalıştırırsınız ama artık hevesiniz kaçmıştır…Wireless internet ağınıza sizden izinsiz kimse girmesin diye şifre koyarsınız, sonra şifrenizi unutursunuz yeni  makinede bu sefer  siz giremezsiniz…

Eski lap-top da bir şey vardı bir şifre, dur bir açayım bakayım dersiniz çalışmaz pili bitmiştir ve tabii siz şarj aletini  bulamazsınız.

Bu arada 2 tane hiç açılmamış headset Microphone , neyi birbirine bağladığı bilinmeyen bilumum kablo, ara bağlantılar, 2 tane web cam bulursunuz, ama yok şarj aletini ve de o mutluluk çubuğunu bulamazsınız!!!

En son geçen hafta artık video kameranın  şarj aletini aramayı bırakmıştım galiba.

Bu evden bazı şeyler kayboluyor, acaba korkmalı mıyım?.. En son okuduğum kitapta, bu evden birşeyler kaybolma olayını muzip cinlerin yaptığına dair yaşanmıs bir hikaye vardı da…

 

 

Kasım 26, 2008 Yazan: | zeynep'ce | Yorum bırakın