Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

hobi edinme calismalari 1

Son zamanlarda araştırma halindeyim.
 
İngiltere’de yaşamaktan öğrenmem gereken neler var diye. Yani genel anlamda öğrenilen şeylerden; dil ve  yol yordam öğrenmekten bahsetmiyorum tabii.
 
Bu ülkedeki çalışma şartları insanlara iş haricinde de bir yaşam olduğunu hatırlatacak kadar rahat bir yapıda. gözlemlerimize göre hemen herkeste bir hobi var biraz arastırınca her ctesı-pazar futbol oynayan heryaştan insan buluyorsunuz sonra yürüyüş grupları ve de bisiklet grupları yüzme aktiviteleri uçurtma festivallerinde gösteri uçurtmaları uçurmak Kite*sörf hemen hemen aklınıza gelebilecek her türlü indoor outdoor aktivite  var bu ülkede.
 
Öncelikle Arda için birşeyler bulmaya çalıştık ve de futbol ve yüzme  konusunda baya ilerleme kaydettik. Tenis için uğraşılarımız sürüyor ama elde ettiğimiz iki spor dalı ve de kitap okumak bile yeterli aslında… eh tabii her başarılı Türk çocuğunun rüyası bisikletimiz de yenilendi fırsat buldukca kullanılmak üzere kapı önünde duruyor. Uçurtma festivallerinde ve de aklımıza gelen her anda uçurabilelim diye uçurtmamız da var…eh daha ne olsun di mi..
 
Ancak burada bir eksiklik oldu. Arda için bulunan bu hobilerin tek başına pekte yapılamadığını ve de paylaşma ihtiyacımız olduğunu gördük. arkadaşlar antremanlar turnuvalar olmadığı zamanda bu hobiler yapılabilmeli ve de zevk alınabilmeli değil mi yani hep kitap okunmaz   ki yanlızken… İş yine başa düştü
 
öncelikle Arda futbolu her gittiğimiz yerde oynayabilsin diye yanımıza top almaya başladık. Eh gittiğimiz yerlerden günün anlam ve önemine göre bir top daha aldığımız düşünülürse  şu anda arabada 6 top var (toplu taşımacılık) ve de Basri ile Arda için yol kenarındaki bir yeşil alanda 10*15 dakikalık antremanlar işten değil artık. Sonuç practise makes perfect ve de Ardanın futbolu gözle görülür şekilde ilerledi ve de en güzeli Arda ve Basri için bu çok önemli bir paylaşım oldu…Hatta geçen haftasonu Londraya giderken yanımıza su meyve ve top aldık ve St.James parkta bir Alman ve iki İspanyol cocuk ile maç yaptı Arda ve güzel olanı çocukların ortak noktasının sadece o top olması ve de aslında birbirlerine isimlerini bile söyleyemezken oyundaki başarlarını 40 yıllık dost gibi kutlamaları idi…
 
Sırada Anne ile yapılabilecek bir hobi bulma durumu vardı… Öncelikle tenis   oynamaya karar verdık ancak bu zaman isteyen bir uğraş ve de aslında futbol kadar rahatça   heran yapılabılcek bir     aktivite degil  tesis istiyor    bu da olayın doğallığını etkiliyor. Vazgeçmedik tabii ama yeterlı de gelmedı..
 
sonra yenı bır aktıvıte bulduk. Yani aslında yeni bir ilgi değil ama ne kadarda kolay yapılabileceğini farketmemişiz. Evet bu aktivitenin adı bisiklete binmek… canım bu nasıl birşey demeyin bu ülkede insanlar okullarına işlerine bisikletle gidiyorlar yaşlısı genci   herkes … Okullarda orta 1.sınıftan itbaren trafiğe bısikletle   çıkma eğitimi alıyor cocuklar ve de zaten yürüme mesafesinde olan okullarına bisiklet ile gidiyorlar….Bir süredir izliyordum bu durumu ama bir türlü harekete geçememiştim.
Geçen hafta bir gün burada bu bisikletçi ekipten bir arkadaşla bu bisiklet sürmenın püf noktalarını öğrenmeye karar verdim…
Görünüşe göre bisiklet sürmekten  zevk almak icin her türlü alet edevatınızn tam olması gerekıyor. Oyle bir  bisiklet uydurup binmece yok. Mesela  bu bisikletlerin mountain bike olanı var olmayanı var ikisi bir  arada hyrbid olanı varmış    herbirinde 18*21 vıtes varmıs,kask almak lazımmıs daha bırcok sey varmıs fuzulıden sandığım  bilimum aksesuar…
 
neyse sonuçta dün itibariyle bir bisiklette be aldım.
 
Bugün sabah    Arda ve ben 1 saatten uzun bir süre  bisiklet  sürdük. Benim  en büyük    problemim bisiklet oturağının rahatsızlığı olurdu. Oysa adamlar hemen herşeyi çözmüşler. Kadınlara ayrı erkeklere ayrı ergonomik ve anatomik
 yapıda oturak yapmıslar. Evet muhtemelen yarın sabah hamlamış  vücudum olucak ama bana uzun surelı sürüş keyfi yaratmış    olması yeterli….Sonra bu 21 tane vitesle ne yapacagim dedim/surunce anlarsin dediler gercekten de oyle oldu…
 
Tabii  ben bişikletı alıp eve getirmenın de bır dert olacagını dusunmustum  olmadı ve hatta ön tekeri takıp sökmek şeklinde bisikleti arabanın içinde taşıyabileceğim ortaya çıktı bu durumda arabanın bagaj kapağına bir tutamaç takmama gerek kalmadı.
 
 
Bu sabah Arda ile bisiklete bindik  ve   Dinton Pasteur  Parkında goletın etrafında 1 saatten uzun sürdük gölün etrafında zaman zaman durup doğayı hayvanları inceledik.
 
Harika bir aktivite oldu uzun vadede hedefimiz parklardan şehir merkezlerine geçebilmek vede mesela   basta  Salzburg u gittiğimiz yerleri biisklet ile gezmek…
 
 
şimdilik babamız yürüyüş yaptı ama en kısa zamanda ona da bisiklet alacağız…
 
İşin garip yanı biz bu hafta aslında Türkıye de olmalıydık ve de bu durumda ben bısıklet almamıs olacaktım. Bu hobiler üzerine yazdığım ilk yazıyı  da desteklıyor değil mı yani yaşadığın yerde tatilde de yaşıyorsan bi hobın  olabılıyor…
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Ağustos 2, 2009 - Yazan: | Hobbies

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum bırakın