Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Newquay UK

Bu geziye çıkmak hiç aklımızda yoktu ama Ağustos ayının son pazartesi günü bank holiday olarak geçiyormuş diye öğrenince duramadık tabii biz de hemen bir uzak mesafe seyahati yapalım dedik. Yani bu planı yapmak isteyen arkadaşlarımıza katıldık:)

Fotoğrafları yolculuğa başladığımız günden itibaren sırayla koyacağım ama kısaca yaptıklarımı şöyle.
Biz Cuma gecesi Türkiye’den döndük, ctesi sabahtan bu geziye katılmak üzere yola çıktık. Basingstoke’daki arkadaşlarımızla buluştuk.
Sonra bizim gibi yazın son tatilini değerlendirmek isteyen bir çok British ile trafiğe takıldık. Volkan ve ben Tomtom/googlemaps derken kestirme yanyollar aradık bu arada Arda ve Basri Arda’nın uzaktan kumandalı uçak/kuş u ile oynadılar. Hatta kuş parkettiğimiz yerdeki evin çatısında kaldı:)

Sonra tekrar yola çıktık ve de 4 saat yerine 5 küsur saatte Newquay’de ki otelimize vardık. Bir bed& breakfast ta yerimiz ayrılmıstı, işletmeci bayanın bize odalarımız söylemesi ile hemen odalara eşyalarımız atıp şehri görmeye çıktık.
Bu arada Newquay hakkında hiç araştırma yapmamışız onu da farkettik meğerse bu köşe Güneybatı kısmında imiş ülkenin ve de sörf için ideal bir denizi varmış. sörfçülerin akşam vakti gelgit ile geri çekilmiş denizde teldeki kuşlar gibi dizilmiş dalga bekliyor olduklarını görmek hoş bir görüntü idi.

Fotoğraflardaki plaj da yürümek çok zevkliydi hele de ertesi gün öğlen bu yürüdüğümüz alanın deniz suyu ile dolduğunu gördüğümüz de şaşkınlığımız arttı:)
Antalya’daki gibi yarların üstüne kurulmuş aslında şehir ve de plaj ve deniz aşağıda kalıyor. Fotoğraflarda bunu yakalamaya çalıştım.

Akşam bir pubta yemek yedik ve otelimize döndük.
Ertesi sabah tipik bir UK sabahı olarak sisli bir güne uyandık.

Planımızı yapan arkadaşımız Gülbin gitmemiz gereken yerlerin bir listesini çıkarmıştı:) Ve de bu yörede Lands End denilen bir son nokta olduğunu ogrendik. Açıkçası onlar olmasa hiç farketmeyeceğimiz bir mekan olan “Lands End” (http://www.landsend-landmark.co.uk/). Britanya Adasının en güneybatı ucundaki nokta imiş. Tabii burayı da bir turism noktası yapmayı başarmışlar, işte “the last and the first refreshment house” gibi yerler yapmışlar ve de işaret levhalarında denizden NewYork ne kadar sürecek onu göstermişler. Özellikle bu mekana gittiğimiz gün varolan yoğun sis bulundugumuz yerin daha bir ürkütücü görünmesini sağladı. Muhtemelen güzel güneşli bir günde çok daha farklı görünecek olan bu yer alttan gelen yoğun çılgın dalga sesleri, soğuk ve nemli hava ve de önümüzü görememiz sayesinde baya ilginç bir hale gelmişti:)
Hatta tam girişte uzun bir süre nereye gittiğimizden emin değilken bir anda bir durma noktasına geldik ve yüzünü görmediğimiz bir adam elini uzatıp para ödememiz gerektiğini söyledi:)

Buradan ayrıldıktan sonra yolumuz üstünde British Telecom’a ait uydu iletişim merkezi varmış ona da gitmeye karar verdik. Açıkçası ne bekliyorduk bilmiyorum ama kocaman uydu antenlerini gormekten oteye gitmeyen bir yer olduguna karar verdik. BUrada uluslararasi telefon gorusmelerini bedava yapabiliyor musuz biz de hemen Anu ve annemleri aradik:)

Aksam uzeri Newquay’e dondugumuzde ogun Arda icin aldigimiz dalgic kiyafetini denemeye ve denize girmesine izin vermeye karar verdik. Toplamda 1 saat su kenarinda kalsakta bunu iyi ihtimalle 30 dakikasini kiyafeti giymeye ve cikarmaya harcadik diyebilirim.. Ama Arda cok mutlu oldu:)

O gece bir balikcida yemek yedik ve saat 10 gibi ben Arda ile otele donerken genclik geceye devam ediyordu:)
Hem gece eglenirim hem de oglumla denizde yuzerim diyen babamiz 3. gun sabahi sabah 9 de bizimle denize gelmeyi basardi:) bu sefer gunesi gorduk ve de Newquay’in gercekten de guzel olduguna karar verdik:)

oglen donuse gectik ve hemen hemen 5 saat suren bir yolculukla evimize geri geldik.
Guzel bir gezi idi yine gidelim diye ayrildik bakalim kismet ne zaman gidecegiz..



Kasım 6, 2009 - Yazan: | GEZGIN DOGANS

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum bırakın