Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Ters yön

Bugün trende yönüm ters oturmayı tercih ettim.

Önce mecburiyet idi ama sonra neden olmasın bir de yola bu taraftan bakayım dedim.
İyi de oldu aslında.

Yolun gidiş yönüne doğru oturduğunuzda karşıdan gelen objeyi siz daha algılayamadan geçer gidersiniz. Önemli değildir, devamı geliyordur nasılsa.

Ama yola ters bakarken öyle mi ya?

Al işte ağacı geçtik ufukta küçülerek benden uzaklaştığını görüyorum. Bana anlatacağı bir şeyler de var sanki ama. En önemlisi zamanı var. Çünkü onu zaten biliyorum, yanımdayken tanıdım onu, şimdi sadece beraber geçirdiğimiz anları hatırlamak kalıyor.

Koştura koştura, hep başka daha ne var diye önümüze ve uzaklara bakarak ilerliyoruz.

Oysa yaşamda da arada bir durup geriye bakmak gerek değil mi?

Dere tepe düz gittik, bir de dönüp baktık ki bir arpa boyu bile gitmemişiz misali!

Haziran 28, 2012 Yazan: | zeynep'ce | | 1 Yorum

Sabah sabah

Sabah güneşi bir manzarayı bu kadar mı değiştirebilir?
Haftada iki gün, Çarşamba ve Perşembe günleri trenle Londra’ya gidiyorum. Yıl boyu süren bu yolculuklarda havanın şartlarına göre gördüğüm manzara değişiyor. Ama yanlış anlaşılmasın değişen manzaranın ana elemanları olan evler ağaçlar ve yollar değil tabii. Güneşli ve ya gri ve hatta yağmurlu olması arasında ne kadar fark oluyor aynı evin aynı ağacın bana verdigi hislerde onu anlatmak istiyorum.
Yağmurda üzgün üzgün akan nehir güneşli havada sakince evlerin arasından süzülüyor gibi geliyor. Nehir kenarındaki ördekler ve kazlar bile aynı yıllardır ama güneşli bir sabahta sanki onlar bile farklı davranıyor.
Hani deriz tablo gibi bir manzara diye ve de Hakkı Devrim çok kızar yazılarında (Radikal’de yazardı) asıl tablo manzara gibi diye! Bu ülkeye geldiğimden beri tabloyu bıraktım manzarayla yasamaya başladım diyebilirim. İnsanlar ne yaşıyor ne görüyorsa onu yazıyor, çiziyor ve de sonuçta sanatçı oluyor. Hatırlarım okulda resim derslerinde kar yağdığı zaman kar resmi yapmamız istenirdi. Beyaz bir kağıda divit kalem ile bir çok çatı ve ev resmi yapardık çünkü pencereden gördüğümüz kar altında bir şehir idi. Nehir ve kar altında nehirde yüzen kuğular falan görmedik ki Kuğu Gölü balesi ilhamı gelsin.
iste böyle doğa ile iç içe yasarsanız evinize manzara tablosu asmanız gerekmez. Pencereyi acmak, bahçeye çıkmak ve ya hadi en basitinden yol kenarında yürümek de yeter.

20120614-075415.jpg

20120614-075508.jpg

20120614-075611.jpg

20120614-075627.jpg

Haziran 14, 2012 Yazan: | zeynep'ce | , | Yorum bırakın

2010 Kayak Hikayaleri

Efendim nerde kalmıştık. 2010 da Belçika Almanya derken İsviçre’ye Bern’e vardik. Burada abimlerde 1 hafta kalacağız.
Kesin kararlıyiz kayak yapacagiz. Ancak cevreyi yolu yordamı bilmiyoruz. Bildigimiz ( yani benim israr ettigim) teksey daglara arabayla çıkmayalım karda kista! Basri 3 günlüğüne Mersin’e gitmiş oldugundan bir kisi az olduk ama hala tek arabaya sığmıyoruz.
Neyse sabah bir heves tren saatleri falan bulduk ve yola çıktık. Abimin elinde bir bavul icinde onların kasklari, batonlari falan var. Fulya ve ben oğlanları ve kayakları aldık düştük yola. Tramwayla tren istasyonuna, tren aktarmaları ile de kayak yapacağımız yere vardik. Ama bu o kadar kolay olmadı yani boyle bir cümlede yaziverildigi gibi olmadı tabii. Biletleri çözmeye çalıştık:

20120605-083348.jpg

20120605-083508.jpg
Öğlen saatlerinde Kayak yapmayı hedeflediğimiz yere vardik. Ancak benim ve Arda’nin kayak alet aksesuar ve kıyafeti olmadıgı icin bunları bulmaya çalıştık. O anda yapılan alışverişlerde pazarlık yapma şansınız olmaz malum.
Botlari kiyafetleri kayaklari kasklari aldik ustumuzu degistirdik.1 İsvicre frangi ile calisan dolaplara emanetlerimizi biraktik ve de kayak yapilan zirveye cikmak uzere haziriz.Neyse sonucta saat 1:30 itibariyle öğretmenimizin onundeyiz. Fulya’ya, Arda’ya ve bana ayrı ayri öğretmenimiz var.
Abim ve Mert ile Ufuk bizden ileri seviyedeler.
Cok cok keyifli ama bunun bir de dönüşü var diye düşünmeden edemiyoruz.

20120605-084115.jpg

20120605-084132.jpg

20120605-084153.jpg
Aksam dönerken emanetlerin bir kısmını bırakıp ertesi güne daha hafif gelmeyi başarıyoruz. Evet yarin yine gelecegiz!

Tıpkı diger kayakcilar gibi haziriz bu sabah.

20120605-084425.jpg
Tam bir eziyet idi gidiş ve dönüş ve ne kadar acemi oldugumuzu anladık. Ama kayak olayının kendisi cok keyifli idi malum.
Fulya usta bir kayakci olmus, Ufuk madalyalarini topluyor, abim ve Mert de keyifle kayiyorlarmis.Bildigim kadarıyla bir daha kayak merkezlerine ulasmak icin tren kullanmadılar neden acaba?
Biz mı? Biz yine gidicez benim gönlüm orada kaldi. Ama herhalde arabayla gideriz!

Haziran 5, 2012 Yazan: | Entertainment, GEZGIN DOGANS | | Yorum bırakın

Au-pair

Aralık 2007’de Ingıltere’ye taşındık ve hayatımızda  ne kadar da büyük bir yeri olduğunu bildiğimiz sevgili Anu’dan ayrılmak zorunda kaldık.  İlk 6 ay da ailemizin 3 üyesi ciddi anlamda zorlandı desem inanır mısınız?

Anladık ki aslında biz Arda ile geçirdiğmizi düşündüğümüz zamanlar da bile beraber degilmişiz. Nasıl mı Şöyle bir örnek verebilirim

Restoranda yemek masasında yemek gelsin diye bekletmemişiz ardayı bırakmışız gezsin dolaşsın diye yemek servısı yapılana kadar, peki bu bizi neden rahatsız etmemiş bugune kadar çünkü ne ben ne de Basri bu konudan sorumlu olmamış, masadaki sohbeti bırakıp gitmesi gerekmemiş, takmışız Anuyu peşine oğlan memnun biz memnun.. Anu memnun muydu bilmiyorum. Ama işte şimdi oturması gerekıyor,sıkılmadan sonuna kadar..neyse ki öğrenmenin yaşı yok..

Arda doğduktan Dubai’ye taşınana kadar geçen sürede bir Zehra Hanım vardı mesela. Bize de bakmıştı yemekleri ıle.. Arda onun elinde büyüseydi boğazına düşkün bir çocuk olurdu bu kesin. Sonra 1 yaşından 6yaşına kadar Anu vardı hayatımızda… Yemek konusu değil ama yoldan geçen herkesle konuşabilme yeteneğimiz de oradan geliyor. Anu Türkçe Arda  da biraz Srı Lankaca öğrenmişti bu ilişkinin sonunda mesela.

Ama işte İngiltere’de işler böyle yürümüyordu. Ne Anu ne de Zehra teyzemiz vardı bizimle ilgilenecek. Ama lütfen bahsettiğim yemek temizlik ihtiyacı değil. Meğerse biz ne özgürmüşüz! Hani Arda isterse bizimle geliyor istemezse gelmiyordu ya.. Artık heryere 3ümüz beraber gidiyoruz ya da hic gidemiyoruz..  En kötüsü Ardanın hep sizinle olmak zorunda mıyım ben demesi ile oldu.

Işte bu isyan sonucunda çocuğu sürüklemeyelım ama biz de biraz daha özgür olalım diyerekten komşunun 15 yaşındakı kızı ile anlaştık. Bu üçümüzünde üzerinde ki baskıyı kaldırdı. Ama 1 yılın sonunda anladık kı bu cok da ekonomık bır çözüm değil. Bir başka abla bulduk. Sıbel Ablamız hem evin temizliğine hem ütüye yardımcı olucak şekilde bir gece yatılı olarak girdi hayatımıza. Böylece özgürlüğümüzü saatlik değil 24 saatlik olarak alabiliyorduk.

Sonra benim iş hayatımda ki gelişmeler esnek çalışma saatlari olması gerektirdi. Ve kaçınılmaz son eve yatılı bir yardımcı almaya karar verdik.

2010 Ekım’de evimize ilk Au Pair ablamız Melek geldi. Bizimle sadece 3 ay kaldı.Soruları,ihtiyaçları ile bir garip Türk kızı idi ve de eve tatile diye gidip babası yollamadı diye geri gelemedi. Hala ayakkabıları duruyor, biri gelip alır diye bekliyoruz.2010 Aralık’da bır yandan Avrupayı gezerken bır yandan da yeni bir eleman aradık.Basri Nürnberg’de kaldığımız otelin önbüro görevlisine bile sordu gelmek isterse arabada yer var şeklinde!

2011 Ocak’ta Belarus’dan bır kızcağız geldi.Sveta.. Ne derdi vardı bilmiyoruz ama 1 sene boyunca toplam 30 kelıme etmedik. Verdiğimiz tüm görevleri yaptı ama kendinden birşey yapmadı,konuşmadı. Evin içinde hayalet gibiydi. Tek derdi Londra idi. 1 yıllık görev süresi sonunda da Londra’da bir iş bulup gitti.

2012 Ocak’ta bu sefer Çek Cumhuriyeti’nden Veronika diye bir ablamız var. Sveta’da ne yoksa bunda var. Ailenın 4. ferdi oldu daha ilk günden. Önce hoşumuza gitti. Bu aralar rahatsız edecek sekilde fazla içimizde olduğuna karar verdik. Lütfen yanlış anlaşılmasın kız çok iyi bir kız ama çocuğunuzun eğitimine karışması, anne oğul konuşurken bana da söyleyin diye yanınızda dolanması biraz fazla değil mi?

Neyse diyeceğim çocuğunuz varsa hayatınızda yapmanız gereken değişiklikler  bebekbezi, puseti,gece uykusuzluğu gibi başlasa da bu minikler büyüyene kadar yani evde kendi başına kalabileceği zamana kadar hayatınıza sokacağınız bir grup insan tipinı de sokacağinız anlamına geliyor. İşte buna hazır mısınız?

Haziran 3, 2012 Yazan: | Uncategorized | 1 Yorum