Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Aşk meşk

Yaklaşık olarak 2 sene önce seyrettigim bir film uzerine şoyle bir not almışım: Aşık olmak denilen his bir kisiye duydugunuz bir his mi yoksa birisiyle paylastigimiz o zamana özgü mü? Acaba aşık olunan kişi ile geçirilen zamandan ne kadar zevk alıyorsan o kadar mı aşıksın? Zaman içinde Aşk ölüyor deniliyor ya hani yoksa bu artık paylaşılan şeyler aynı zevki vermiyor mu demek ! İngilizcede aşık olmak iki şekilde ifade ediliyor: tam kelime anlamı ile: “falling in love” : aşka düşmek
ve “Being in love with someone” Birisi ile aşkta olmak.
Türkçe’de ise basitçe aşık olmak diye kullanılıyor neye ve kime aşık olduğunuz anlaşılmıyor ama zaten töreler gereği bu pek de konuşulmuyor.

Filmlerde izlediğimiz sıkıcı hayattan bir anda ortaya çıkan yeni kişi sayesinde kurtulan ana karakter aslında bu yeni kisiye degil yeniden hayata aşık oluyor gibi düşünüyorum. Hani saatlerce yapılan konuşmalar, eskimiş hikayeleri dinleyecek yeni bir kulak bulmuşken hafiften abartarak daha keyifli bir hale getirmek elinizde sonuçta o sizi bilmiyor ki! Ne derseniz inanacak yeni gelmiş hayatınıza siz ne kadar anlatırsanız o kadar bilecek, hatanızı zayıflığınızı siz söylemezseniz daha kendisi keşfedene kadar çok var.

Benim düşünceme göre bir insan ile beraber geçirdiğim zamanın kalitesi ve benim memnuniyet derecem o kişiye karşı olan hislerimle doğru orantılı. Bir sonraki anı beraber geçirmek istiyorsam demek ki sevmişim. Ha hayatımı geçirmeye karar verdiysem işte o aşk.
Meşk ise size kalmış..

“Bir çapkına yangınım
Her yanı bilsen ne hoş
Neşesine baygınım sarhoşum sarhoş…”

20121217-194316.jpg

Aralık 17, 2012 Yazan: | zeynep'ce | | 1 Yorum

Bu dünyaya bir eser bırakmak

Yine bu bizim akıllı ermiş diyor ki;
“İnsan yüreğinin en derin ihtiyacı kendimizden daha önemli birsey uğruna yaşamaktir.” Bu degil mi kadınların bir eser bırakmalıyım şeklinde yola çıkıp bu çok değerli şey ‘çocuk’ olsa gerek şeklinde karar vermesine sebep olan his. Peki ya degilse!
Tabii ben bunu kadınlık ve kadınların açısından inceleyebiliyorum erkekler söz konusu ise galiba onlarda kendilerine bu evin geçimi benimdir, ben olmasam bu kadın ve çocuklar yaşayamaz ya da ben böyle çalışmazsam bu firma batar şeklinde kendilerine uğruna yaşayacak birşeyler buluyorlar. Bilemeyeceğim.
Ben bu kitabı okurken ve de özellikle bu cümlede kendim icin ne seçmiştim nedir benden daha degerli ve de uğruna yaşamaya çalıştığım şey nedir diye dusundum. Ve açıkcası cocuk olayının yani en azından benim bir çocuk sahibi olmak istemem bu eser bırakma ihtiyacı degildi diye düşünüyorum. Evet bebeğin hayatını şekillendirme işine bir puzzle ve parçaları olarak baktım ama bu benim eserimdir bakın ben yaptım diyemem ki.
Acaba birinin bize ihtiyacı olması mıdır kendimizi onemli hissettiren? Hani şu çevresindeki kisiyi hasta eden ve de kendine bağımlı kılan tipler gibi.
Eser olma hakkı nedir ki ben bu eseri once bulucak ve de ortaya çıkarıp sonra da insanlığa bırakacağım? Ya da belki de en önemli soru nedir bu insanların arayıpta bulamadığı önemli şey bilen var mı?

20121214-090439.jpg

Aralık 14, 2012 Yazan: | zeynep'ce | , , , | 3 Yorum

Sufle!

“If you haven’t picked the right people with the right spark to share your dream with, it’s like trying to bake a soufflé without the correct number of egg whites. The damned thing just won’t rise.”
Diyor ki araştırmacı yazar çevrenizde sizinle hayallerinizi paylaşacak kişiler yoksa bir yere ulaşamazsınız, tıpkı eksik yumurtayla pişirmeye çalıştığınız suflenin kabaramayacaği gibi! Bugünlerde okuduğum kitap iş dünyasındaki başarılar üzerine yazılmış ama insan ilişkileri söz konusu ise tum hayat icin geçerli diye düşünüyorum.
İnternette dolaşan mutluluğun anahtarı hep pozitif olun ve çevrenizde negatif insan bulundurmayın seklinde ki uyarılardan degil bu, gerçi o da doğru ya!
Geçenlerde bir arkadaşımla konuşuyorduk biraz da denk geldi diyelim. Dedi ki “siz” yani Basri ve ben “hayatınızda hedefler koyup o hedefe doğru ilerlemeye çalışıyorsunuz, yolda çıkan engellere de hedefin önemine, değiştirebilir olup olmamasına göre direniyorsunuz. Bunu nasıl yapıyorsunuz?” İşte hemen bu konuşmanın akabinde yine bir tren yolculugunda okumak icin evdeki kitaplıktan çektiğim kişisel gelişim tarzı kitabın rastgele açtığım sayfalarında yukarıya da bir kısmını aldığım konu vardı. Dedim ya denk geldi!Ya da sırf o konuşma yüzünden daha çok ilgimi çekti bilemeyeceğim!
Bizim önce dalga geçerek adını “5 yıllık ekonomi ve kalkınma planı” olarak koyduğumuz bu planlar doğrultusunda ilerliyoruz aslında biz, tıpkı hükumet gibiyiz muhalefet de var tabii, hele son 10 yıldır Arda saolsun tam muhalefet!
Neyse yazar olayı iş dünyasında çevrenizde sizin fikirlerinizi sizin gibi hissederek gerçekleştirmek isteyecek tiplerle iş kurun diyor, amacı şirketinize eleman alırken sadece teknolojik olarak ürünü ve ya servisi yapabilecek mi diye değil aynı hedefe beraber gidebilecek miyiz bu kişiyle diye de duşunun özellikle de yönetim kurulunuzda bu tiplerden bulundurun diyor. Çok da haklı!
Bence bu tarz secimi insan tüm özel hayatına da yansıtmalı. Hani aynı hayalleri paylaşmak dedikleri romantik türden bile olur. Yeter ki sizi o hedefe ulaşmak icin desteklesin, köstek olmasın.
Biraz da işim gereği diyelim hayatın birçok kesiminden insanla konuşuyorum, onlar için iş yaşamlarında önemli aşamalardan bahsediyoruz ve de sadece iş değil tam bir ülke şehir değiştirme gibi gerçekten ciddi değişiklikler de var düşünülmesi konuşulması gereken. Farketiyorum ki yeri geliyor iş ve kariyer açısından çok iyi bir adım da olsa eşlerin olaya sıcak bakmaması ile herşey bitebiliyor! Diyebilirsiniz ki herşey karşılıklı ve sonuçta aynı fedakarlık bekleniyor her iki taraftan da. Evet sonuçta bir fedakarlık bu ama bu gelişmeye ve getirdiklerine kendini feda etmek olarak degil de bunun sonunda ben ne kazanabilirim bunun bana ne yararı olur diye bakmak daha doğru degil mı?
Ortak bir hedef belirlemek ve bu hedefe giderken yapılan her fedakarlığı not alıp ılerde bak senin yüzünden bunu yapamadım demek yerine sayende neler yaptım diye bakmak benim
istediğim.
Hem is yaşamında eleman/ortak istediğiniz gibi çıkmadıysa ortaklık biter gider ama evlilik ğyle mı ya, iyi günde kötü günde beraber olacağız diye soz verdik bir kere.

20121203-091341.jpg

Aralık 3, 2012 Yazan: | bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum, kissadan hisse- derlemeler, zeynep'ce | | 2 Yorum