Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Hayat bir çadır kampı ile açıklanabilir mı?

Ptesi akşamuzeri çadır kampına döndüğümde kampta bizimkine komşu olarak yerleşen karavan ve çadırlari ve tabii içindekileri tanımadığımı farkettim. Oysa sabah etrafimdakilerle enazindan bir selamlaşmışlığımız vardı.
Basri ile pazar gunu tum gun çadırın önünde oturmuş, gelen gecen herkesle ayakustu sohbet etmiş sadece koye dogru yaptığımız yarım saatlik yürüyüş için kamptan ayrilmistik. Ki o zaman da ev yapımı portakal marmelatini £2.70 e almış, hatta £3 olan paramizin üstünü almak için marmelatçının kapısını çalmıştık, yolda insanlarla selamlaşmıştık. Ha bir de Basri’yi yanağından sokan arı icin kamp idare odasına gitmiş, oradakilerle sohbet etmiştik.
Bu arada Arda tum gun Park’ta oynamış ve aksam saat 10’da çadıra dönebilmişti.

Ben farketmeden değişen komşularım ne Basri’yi gördü ne de Arda’yı. Onlara göre ben o koca çadırda tek basına kalan bir kadınım. Basri sabah ise gitti, oğlumu basketbol kampına bıraktım desem de ne anlamı var, onları görmeden ne demek istediğimi anlayabilirler mı? Sadece Hmm ! Ne guzel demekten öteye gidebilirler mı?
Arka çapraza yeni gelen adam çadırını kurmuş bile sabah benim bulunduğum yerden bakınca yapayalniz görünüyordu ama iste ben de aynı konumda degil miyim?
İnsanin cevresinin bir anda değişmesine bir ornek olarak düşündüm. Ve de buna ne kadar hazırım ki dedim.
Kendimi çadırı bir hızla sokerken buldum.

Ağustos 13, 2013 - Yazan: | zeynep'ce |

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum bırakın