Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Hata nerde!

Biz çocukken ki ben 70-80′ li yılların çocuklarındanım,

hani arabaların emniyet kemeri, kafalıkları, ve kesinlikle hava yastıklarının olmadığı, arabaya önce büyüklerin oturup kalan boşluklara çocukların serpiştirildiği araçlarla uzun tehlikeli yollara çıkılan zamanlardan…
Hasbelkader bulunan oyuncakların plastikten, en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyandığı, yaş grubuna gore kategorize edilmediği evdeki her yaş çocuğun beraber oynadığı zamanlardan..
Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizliyicileri­nin üzerinde çocuk kilitlerinin olmadığı zamanlardan..
Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan yada muhtelif başka kaynaklardan su içilen günlerden…
Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmek, bir de annenin seni çağıran sesini duyabileceğin kadar uzağa gidilebildiğin günlerden..
Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı.Ke­ndimizden başka kimse sorumlu degildi.
ARKADAŞLARIMIZ vardı bolca!!!
Özgürlüğümüz , üzüntülerimiz , başarılarımız , görevlerimiz vardı …ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk.
Facebook’ta dönen buna benzer bir sürü yazı var, amaç bütün bunlarla şimdiki çocukların hayatlarını kıyaslamak ve hangisi daha mutlu diye sorgulamak.
Ben ise böyle ozgur, serbest büyüyen bizler şimdi neden kendi çocuklarımıza bu imkanları veremiyoruz diye düşünüyorum.
O zamanın annelerini babalarını tanımıyor, bizlerin o özlediğimiz ortamlarda büyümemizi sağlayan şimdinin büyükanne ve dedelerinin cocuklarımızı şımarttığından dem vuruyoruz. Emzik alışkanlığı başlattı diye söylenirken çocuğa tableti kimin verdigini unutuyoruz.

Gerçekten çok merak ediyorum o mutlu çocuklar nasıl böyle paranoyak ve obsesif olduk.

20130913-001836.jpg

Eylül 7, 2013 - Yazan: | zeynep'ce

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum bırakın