Oğlum Bebeğim buyüyor ama bu iyi birşey mı?
Bu hafta Arda yepyeni bir yaşa daha girdi ve de 12 oldu.
Bir süredir bekliyorduk aman bir heyecan falan derken geleneksel yatılı doğumgunu partimizi de yaptık. Yaşları 11-12 arasında değişen 5 erkek cocuğu yatiya geldiler. Adına bakmayın siz oyle yatmaya uyumaya falan gelmiyor bu cocuklar. Hepsini salona yerleştirmiş ha simdi yatarlar derken Gece 11.30’da Arda yanıma gelip odasına gitme ve uyuma izni aldı, digerleri 12:30’da hala konuşuyordu.
Neyse efendim asıl konu bu parti degil tabii.
Partiden sonra maç, antreman, dersler ve en son da buz gibi havada dışarıda yapılan beden eğitimi dersi derken dogumgununun hemen akabinde hastalandı bizim ki.
Ilk gece verdik ilaç yattı. Ama tabii uzun sürmedi geri geldi, bu sefer ateş de var, başım ağrıyor burnum tıkalı sizlanmalari falan falan, siz anladınız.
Ateşi var dediysem kaç derece olduğunu bilmiyorum. Kulaktan ölçen aman efendim pek bir hassas o aletleri kullanmayalı çok oldu. Zamanında paranoyaya bağlamış, cocuk ateslendiginde dakka başı kulaktan ölçen anneden eser yok. Eminim biliyorsunuzdur. Hani kulağın icine doğru yerleştiriyoruz sonra da bipleyene kadar bekledigimiz aletlerden. Bir ara hatırlıyorum her iki kulaktan da ikişer defa falan ölçmüş ve de aynı sayı çıkmıyor diye aleti suçlamıştım. Bu obsesif donemi nasıl anlatmışsam artik doktorumuz ateşin kaç derece olduğunu net ve gercek anlamda bir sayıyla bilmemin şart olmadıgını anlattığında can kulağı ile dinlemiştim. Oğluşumun alnına dudaklarımı dokundurduğumda hissedecegim sicakliğa göre ne gerekiyorsa yapmamin yeterli olacağını söyledi. Tabii o donemde artık bebeklikten de çıktığımız icin daha uygun olan bu yöntemi öpmek icin fırsat kollayan anne ben tabii bunu cok sevdim. Bir de yine ısrar edersem alından okuyan bir band tavsiye etti ki hala daha o banddan kullanırım.
Neyse Arda uzun zamandır ateşlenecek kadar kötü olmamıştı, genelde ayakta geçirebilecek türden olurdu. Gerçi su çiçeği çıkartmakta olduğunu bile 2. Günde anladığımızı göz önüne alırsak bu hastalanma olaylarını biraz hafife mı alıyoruz nedir?
Neyse iste ateş olayı da olunca ecza dolabına girildi tabii. Paracetamol – İbobrufen, hangisi derken birden aklıma dozaj geldi.
Oyle ya 12 yaş altı ve üstü gibi ibareler hatırlıyorum. Farkettim ki artık kullanılacak olan ateş düşürücü parasetomol ne varsa dozu falan değişecek ve hatta utanmasak yetişkin dozuna gelmişiz.
Netekim ben bunu akıl edene kadar bizim ki yetersiz doz almış oldu. Ateş istenen hızda düşmedi ama sorun da çıkmadı, çok şükür.
Ertesi gün doktor muayenemizde dozu ne kadar artırabileceğimizi sorduk ve de hemen uyguladık ve de gercekten cocuk gözünü açtı:)
Evet cocuklar büyüyor, düşe kalka oksure aksıra… Grip, soğuk algınlığı her ne ise hastalıkları aynı da olsa artık büyük adam muamelesi görmeye başladılar bile. Once ayakları büyüdü ayakkabı yetiştiremedik, sonra akılları büyüdü laf yetiştiremedik, az kaldı boyuda olacak benden uzun ben öpmeye alnına yetişemeyeceğim. Hadi bir de uzaklarda olursa ateşini hissetmeye oralara hiç yetişemeyeceğim.
Galiba işte o zaman ya bir termometre alinacak ya da alından öperek ateşten anlayan biri bulunacak.
Kulağımda melodiler aklımda neler neler
Geçtiğimiz günlerde yakın bir arkadaşım yeni okuduğu kitaptan bahsetti. Budhism For Busy People diye bir kitap, ilk fırsatta okumak gerek. Ama bu arada hemen yoga ile ilk deneyimlerimi hatırladım.
İlk gençliğimde yoga,esneme gevşeme rahatlama ilginç gelmişti ama ruhsal olarak sıkıldığında ve ya stres anında aklıma mutlu olduğum bir hatıramın resmini getirme aşamasına geldiğimde dağılıyordum hep. Bi kere nasıl bir mutluluk idi beklenen acaba diye düşünürken gevşemeyi rahatlamayı bırak büsbütün kasılıyordum.
Önce ne saçma yahu dedim, sonra ben beceremiyorum diye uzak durdum.
Ama şimdilerde eskilerden bildigim bir şarkıyı duyduğumda birşeyler kıpırdıyor beynimde tuhaf hüzünlü bir huzur kaplıyor icimi. Meditasyon minderine gerek olmadan çıkıyorum düşünsel yolculuga.
Şarkıların bazıları Türkçe ve beni çocukluğuma Marmaris Fethiye arasında ailecek yaptığımız araba yolculuguna götürüyor, ama o ağız tabanımdan sokan şaşkın arıyı degil de ağaçlarla kaplı yarı güneş yarı gölgede aldığımız yolu hatırlıyorum.
Hafifi batı müziği kıvamında olanlardan üniversite de kaderime isyan ettigim günlere götürenler var, Tandoğan’da yurtta televizyon odasında buluyorum kendimi, ne gereksiz yere uzmusum kendimi diyorum.
Mesela var bir tane her defasında, yine Türkçe her dinlediğimde yitirdiğim dostlarıma ağlıyorum.
Sonra günlerce bitirme finallerine çalıştığım Ankara’daki evimin penceresinden gördüğüm tek ağaç var, o ağaca bakarken dinlediğim şarkı beni o pencereye götürüyor aslen nerde olursam olayım. Sokakta oynayan cocukları hatırlıyorum, iki de bir “Annea” diye çığırıyor bir tanesi, neden Türkçe küfürler döner dolaşır anneye ithaf edilir onu çözüyorum orada.
Sonra kendimi Dubai’de Şeyh Zayed Road’ta araba surerken bağıra çağıra söylediğim şarkılarda buluyorum. Ne komik degil mı!
Londra’da serin bir sabahın köründe Paddigton tren istasyonundan çıkmış benim gibi erkenci bir vagon dolusu insanla Lancaster Gate metro istasyonuna yürüyorum ve aslında dinlediğim o şarkının temposunda nefes alıp veriyorum, ayakkabımın yere vuran topuğu bile temposunu değiştirmiş.
Son zamanlarda uzun araba yolculuklarına çıkıyoruz ya sadece üçümüz hani saatlerce dere tepe düz gidiyoruz da aslında koca Fransa coğrafyasında bir arpa boyu yol almışız megerse. Ama yolda dinlediğimiz şarkıyı yeniden duyunca Laon’daki şatonun yanından geçerken hissettigim huzuru yakalıyorum yorgunluğu degil.
Sonra, sonra bir de fotograflar var mesela. Uzun bir sure hayatı fotograf kamerasının objektifinden izledim sanki artık video ya almak istemiyorum fotografı çekmek yerine beynime kazımaya çalışıyorum.
Ilerde yeri gelir de bir yoga ve ya meditasyon seansında lazım olursa diye malzeme biriktirmisim bol bol ama bu sefer de secmek zor olucak galiba.
-
Arşivler
- Şubat 2026 (2)
- Ocak 2026 (1)
- Ağustos 2025 (2)
- Haziran 2025 (1)
- Mayıs 2025 (2)
- Nisan 2025 (1)
- Haziran 2024 (1)
- Şubat 2024 (1)
- Mayıs 2023 (1)
- Mart 2023 (1)
- Ocak 2023 (1)
- Kasım 2022 (1)
-
Kategoriler
- #biryazihareketi
- #relocation
- #tasinma
- amsterdam
- Aralik 2009
- Arda's travel
- bizden haberler…
- bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum
- Entertainment
- GEZGIN DOGANS
- gezgindoganlar family trip rocks
- Hobbies
- Hollanda
- Kasim 2009
- kissadan hisse- derlemeler
- roadtrip2019summer
- seyahat
- Taşınma
- Turkiye seyahatleri
- Uncategorized
- zeynep'ce
-
RSS
Entries RSS
Comments RSS



