Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Kulağımda melodiler aklımda neler neler

Geçtiğimiz günlerde yakın bir arkadaşım yeni okuduğu kitaptan bahsetti. Budhism For Busy People diye bir kitap, ilk fırsatta okumak gerek. Ama bu arada hemen yoga ile ilk deneyimlerimi hatırladım.
İlk gençliğimde yoga,esneme gevşeme rahatlama ilginç gelmişti ama ruhsal olarak sıkıldığında ve ya stres anında aklıma mutlu olduğum bir hatıramın resmini getirme aşamasına geldiğimde dağılıyordum hep. Bi kere nasıl bir mutluluk idi beklenen acaba diye düşünürken gevşemeyi rahatlamayı bırak büsbütün kasılıyordum.
Önce ne saçma yahu dedim, sonra ben beceremiyorum diye uzak durdum.
Ama şimdilerde eskilerden bildigim bir şarkıyı duyduğumda birşeyler kıpırdıyor beynimde tuhaf hüzünlü bir huzur kaplıyor icimi. Meditasyon minderine gerek olmadan çıkıyorum düşünsel yolculuga.
Şarkıların bazıları Türkçe ve beni çocukluğuma Marmaris Fethiye arasında ailecek yaptığımız araba yolculuguna götürüyor, ama o ağız tabanımdan sokan şaşkın arıyı degil de ağaçlarla kaplı yarı güneş yarı gölgede aldığımız yolu hatırlıyorum.
Hafifi batı müziği kıvamında olanlardan üniversite de kaderime isyan ettigim günlere götürenler var, Tandoğan’da yurtta televizyon odasında buluyorum kendimi, ne gereksiz yere uzmusum kendimi diyorum.
Mesela var bir tane her defasında, yine Türkçe her dinlediğimde yitirdiğim dostlarıma ağlıyorum.
Sonra günlerce bitirme finallerine çalıştığım Ankara’daki evimin penceresinden gördüğüm tek ağaç var, o ağaca bakarken dinlediğim şarkı beni o pencereye götürüyor aslen nerde olursam olayım. Sokakta oynayan cocukları hatırlıyorum, iki de bir “Annea” diye çığırıyor bir tanesi, neden Türkçe küfürler döner dolaşır anneye ithaf edilir onu çözüyorum orada.

Sonra kendimi Dubai’de Şeyh Zayed Road’ta araba surerken bağıra çağıra söylediğim şarkılarda buluyorum. Ne komik degil mı!

Londra’da serin bir sabahın köründe Paddigton tren istasyonundan çıkmış benim gibi erkenci bir vagon dolusu insanla Lancaster Gate metro istasyonuna yürüyorum ve aslında dinlediğim o şarkının temposunda nefes alıp veriyorum, ayakkabımın yere vuran topuğu bile temposunu değiştirmiş.

Son zamanlarda uzun araba yolculuklarına çıkıyoruz ya sadece üçümüz hani saatlerce dere tepe düz gidiyoruz da aslında koca Fransa coğrafyasında bir arpa boyu yol almışız megerse. Ama yolda dinlediğimiz şarkıyı yeniden duyunca Laon’daki şatonun yanından geçerken hissettigim huzuru yakalıyorum yorgunluğu degil.

Sonra, sonra bir de fotograflar var mesela. Uzun bir sure hayatı fotograf kamerasının objektifinden izledim sanki artık video ya almak istemiyorum fotografı çekmek yerine beynime kazımaya çalışıyorum.

Ilerde yeri gelir de bir yoga ve ya meditasyon seansında lazım olursa diye malzeme biriktirmisim bol bol ama bu sefer de secmek zor olucak galiba.

20140125-005715.jpg

20140125-005801.jpg

Ocak 6, 2014 - Yazan: | bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum, zeynep'ce | ,

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum bırakın