Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Loom band çılgınlığı

Akşam saat 6 ama hava hala sıcak ve ben Arda’nın antreman yaptığı sahanın çevresinde yürüyüş yapmaya niyetliyim. Ancak son anda yanıma saç bandımı almadığımı hatırlıyorum. Çantanın içinde bu amaçla yapılmamış olsa da işe yarayacağını umduğum renkli loom band’den yapilmis bilekligi buluyorum. Ve gülümseyerek hatırlıyorum bunu bana geçtiğimiz yaz yaptığımız Ingiltere ziyaretimiz sırasında arkadaşım Anna’nın oğlu Alex vermisti 🙂 Evet dikkatlice, kopar mı diye korkaraktan saçım yerleştiriyorum ve onu orada unutuyorum. O kadar hafif ki..

Nedir bu loom band derseniz anlatayim.:

Loom Band renkli küçük ama gercekten küçük silikon halkaların birbiri içine geçirilerek bir çeşit örgü/ nakış tarzında bir bileklik haline getirilmesinden ibaret bir oyuncak. Sonradan öğreneceğim ki aslında sadece bileklik yapılmıyormuş hatta en son elbise yapıp eBay de satan bile varmış. Yani ben saç bandı yapmışım bişey değil.
Ingiltere ziyaretimizin ilk konularından olan bu ilginç oyuncaği kaldığımız sure boyunca kâh radyo programında kendi yaratıcısından, kâh kullanıcıları olan çocuklardan bol bol da ebeveynlerden dinledim. Yaratıcısı Malezya’dan Amerika’ya göç eden iki kız çocuğu babası bir mühendis,emniyet kemeri üreten bir firmada tasarım mühendisi imiş galiba. Neyse ilk olarak kendi cocukları icin bir elastik band oyuncak yapıyor. Ama sonra kızların arkadaşları, sonra onların arkadaşları derken işi ticarete dökmeye karar veriyor. Ancak tabii ilk yıllar da pek duyulmuyor falan. Amerika’yı bilmiyorum ama İngiltere’ye gelişi Yeni Zellanda’yi ziyaret eden Düşes Kate’in bir loom band bilezik takması ile oluyor ve tabii bir salgına dönüşüyor.

Kate Yeni Zellanda’ya Nisan ayinda gitmisti, Temmuz ayında Loom Band cilginligi  İngiltere’yi sallıyordu. Artık renk renk kutu kutu loom band alınıyormuş. İşin ilginç yanı loom band sadece kız çocukları ve ya belli bir yaş grubuna yönelik tipik oyuncaklardan değil. Her yaş cocuk ve hatta büyük yetişkin ellerinde bantlar birşeyler yapıyor. Hani tabiri caizse Lego tuğlaciklari gibi kullanılıyor.

Bence son 10 yılın en başarılı buluşu ödülü varsa buna verilmeli. Bir kere insanlar elektronik ortamda degil gercek fiziksel beceri konusturuyorlar. O birbirine denk görülen seçilen renk cümbüşü bir harika. Tasarı, yaratıcılık daha ne istersen var.Havaalaninda ucak bekleyen cocuklar vardi mesela onlerinde bir koca kutu gayet keyifle sabahin korunde bileklik yapiyorlardi.

Dubai’de henüz görmedim, Türkiye’ye ulaştı mı hiç bilmiyorum ama merak ediyorum nerden çıkacak diye.

IMG_3843

Eylül 23, 2014 Yazan: | Hobbies, zeynep'ce | , , , | Yorum bırakın

New York’a niyet Brooklyn’e kısmet

Yıllardır Arda’yı kıskandırıyorduk, biz gördük sen görmedin diye ama söz vermiştik 2014’de beraber gidecegiz demiştik bir kere.
Sonunda plan yapıldı ve 2014 Temmuz ayı için biletler alındı. 10 gün sadece New York ve Manhattan civarında olacaktık, koşuşturmadan sakince New York nezdinde Amerika ile tanışılacaktı.
Biz Turkiye harici seyahatlerimizde otelde kalmak yerine gittiğimiz şehri ve kültürü daha iyi anlamamıza imkan sağladığını düşündüğümüz şekilde airbnb tarzı evlerde ya da apart otellerde kalmayı seviyoruz. Kalacağımız yer kriterlerinde odanın büyüklüğü  değil ama özel banyosu olması şartımız bizi Brooklyn’de bir daireye getirdi.
Biz tipik turist olmayi sevmiyoruz ya başladık çevremizi tanıma turlarına.
Brooklyn Nets oynuyormuş dedik Barclays Arena’ya gittik. Cevresini dolaşıp Prospect Park’a gidecegiz derken McRae Youth Club tarafından düzenlenen yaz kampını gördük ve daha biz nasıl yani diyene kadar Arda çoktan oynamaya başlamıştı bile. Böylece 10 günlük tatilin 7 günü antrenmanlara katılmakla yetinmeyip bir de şehrin diğer takımlarının da katıldığı turnuvada da oynadı. Arda antrenmanda iken biz de Brooklyn de uzun yürüyüşler yaptık. Antrenman bitişinde ise hemen metroya atlayıp Manhattan geçtik.
Tam anlamiyla bir NY turisti olamadık belki ama elimizden geleni yaptık.

Mesela Özgürlük Anıtını Brooklyn Köprüsünden yürürken gördük.
Diğer turistlerle Central Park’a da gittik ama Little Italy’deki küçük parkta polisin bir evsize gayet insancıl yaklaşımını izlemek daha ilginç geldi.
Bir Broadway oyunu izlemedik belki ama Beysbol maçına gittik. Sırf Arda istiyor diye Yankee Stadyumu’na gittik ve O’nun o heyecanını görmek çok güzeldi. Bize defalarca teşekkür etti hem getirdik hem de tişört aldık diye. Biz tabii neye evet dediğimizi çok bilmiyormuşuz bu maçlar aslında çok uzun sürermiş. 2. Saatte ve sadece daha 4.oyunda tam bu daha ne kadar sürecek acaba derken imdadımıza yetişen yağmura şükrettik. Maç iptal oldu biz de maç bitmeden çıkalım diye oğlanı ikna etme derdinden kurtulduk.

Ünlü kitapçı Barnes &Noble da en sevdigim yazarlardan Malcolm Gladwell’ın söyleşisine katılabildiğime ayrı sevindim. Arda’ya bir çırpıda okuyacağı romanları Corner Bookstore da buldum. O da sağ olsun ülkeden ayrılmadan bitirdi.

Manhattan Brooklyn arasinda tum trenleri kullandık hatta hızımızı alamayıp Coney Islanda da gittik. Atlantik Okyanusunun bu tarafından da ayağımızı denize sokmus olduk.

Biz döndük ama oğlumuzun aklı orada kaldı. Yıne geliriz söz dedik.

Sent from my iPhone

Eylül 3, 2014 Yazan: | Arda's travel, bizden haberler..., GEZGIN DOGANS, gezgindoganlar family trip rocks, seyahat | 1 Yorum