Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Benim adım ikinci

Ben ailenin ikinci çocuğuyum
Ben doğduğumda ikinciler ebeveynler daha birincinin şokunu atlatmadan gelirlerdi.
Benden eskiler döneminde anneler ve çocukları biri karnında biri kucağında hatta diğeri de bacağında şeklinde olurmuş.
Ben annelerin ikinciden sonra akıllandığı ve 3. icin durup düşündüğü bir zamanda doğmuşum. Ama yine de benim yaş grubumdakiler genelde 3 çocuklu ailelere mensuptur. Öte yandan doğduğum dönemle doğurduğum dönem arasında bir şeyler değişmiş, o kesin. 3 çocuğu olan tanıdığım  o kadar az ki. 3 çocuklu bir ailenin 3. çocuğunun  hayata bakışını  burada anlatmıştım, hatırlarsınız.

Tecrübem herhangi bir şeyi yapıp yapmamayı düşünüyorsanız demek ki yapmayacaksınız. Bu tip olaylara balıklama dalmak lazım.
Eskilerin dediği gibi aradan çıkartmak da denilebilir. Öyle  ikinciyi yapayım mı diye düşündün mü bil ki orada kalıyorsun, yapmıyorsun.

Tabii bunu yaş 40’i geçtikten sonra yazıyorum. Evet bildiniz ben tek çocuk yaptım, o çok düşünenlerdenim yani.

Ben bir ikinciyim ve bu yazıyı 2014 yılında tam olarak hatırlayamadığım bir nedenle yazmaya başlamışım sonra bitirmemiştim. Bugünlerde kardeşimin ikinci oğlunun aileye katılması ile yeniden ve yerinde izleme fırsatı  bulduğum bu ikinci olmak nasıl bir şeydir onu konuşmak istedim sizinle.

Şimdi, abimle aramızda 20 ay var. Rivayetlere göre olayın en başından itibaren zamansız yola çıkıp daha da beteri beklenenden erken gelip abimin pabucunu dama atmışım.

Doğruluk payını bilemeyeceğim ama sonuçta bir rekabet ortamına doğduğum kesin. Tabii ben bütün bu aşağıda yazacağım farkları kendi çocuğum olunca ve de çevredekilerin çocuk sayıları arttıkça anladım. Bakalım siz de benim gibi düşünüyor musunuz?
Bir kere her ne kadar kıyaslamam dese de ebeveynler daha doğduğu andan itibaren ilki böyle değildi  demeye başlıyor. Hatta sıra farklı  olsaydı  2.cocuk hiç  yapmazdım diyen bile var.

Sonra ikinciler için ilklere sağlanan ev güvenlik alanında ihtimam ve özende ve tabii yaşanan telaş ve panikte gözle görülür, hissedilir bir azalma oluyor. Bir kere evde uyku saatinde kesin sessizlik ortamı yaratılmıyor, oyuncaklara erişim ilkinde yapıldığı gibi ay gelişimine gore değilde o sırada odaya ne yayılmışsa seklinde oluyor. 3 yaş altı üstü gibi kutu üstü uyarılar pek de dikkate alınamıyor.
Öte yandan her ateşli hastalık  durumunda doktora koşulmuyor, ikincinin bağışıklık sistemi çok daha dayanıklı oluyor. Çocuk kreşe geldiğinde hastalanmaya virüslere hazır oluyor.

Bir ikinci de olsam kendimi şanslı gördüğüm alanlar da var tabii.

Aynı cinsiyeti paylaşmıyorum diye abimden kalanları kullanmam biraz daha sınırlı olmuştu  mesela. Tabii benim dönemimde öyle  her çocuğa ayrı oda takımı gibi aktiviteler yoktu ama en azından ben yeri geldiginde farklı oldugumu yaşayabiliyordum.

Ikinci olmanın en büyük avantajı  ise önünüzde size yol açan, sizden once o hakkın kavgasını vermiş biri olması. Ama tabii aynı sekilde dayağı ( fiili anlamda degil tabii) yemiş de oluyor o kişi. Çok sevdiğim atasözlerinden olan “kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” ortamı sık sık istemsiz de olsa sağlanabiliyor. Bu durum sayesinde yeri geliyor biz ikinciler ailenin gözünde daha uyumlu bir cocuk aşamasına geçebiliyoruz. Bazen de fırsatçı olduğumuzdan dem vuruluyor. Ben ise izle ve öğren konusunda daha deneyimliyiz diyorum.

Ya siz? Siz sıralamada  kaçıncı geldiniz bu dünyaya?

Ocak 7, 2022 - Yazan: | zeynep'ce | ,

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum bırakın