Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Sen devam et!

Arda’nın ısrarı ile ilk defa şehir içinde bisiklete biniyorum.

Yalnız seçtiğimiz bisiklet bana göre ayarlanabilir bir alet değilmiş, selesi oldukça yüksek ve sürdüğüm hepi topu 15 dakikada beni çok rahatsız ediyor ve kenarda beklerim ben sen dolan gel demek zorunda kalıyorum Arda’ya.

Amsterdam’dayız ve en küçüğünden en büyüğüne insanları o kadar rahatlar ki bisiklet üstünde. Yollar da ona göre yapılmış, öyle ki 4 tekerlekli motorlu araç sürücülerinin hayatı baya zor. Ama yeni öğrenen bir bisikletlinin de işi hiç kolay değil açıkçası; motorlu araçlardan ziyade diğer bisikletlilere engel olmak, hatta tehlike yaratmak çok kolay ve o öyle bir durumda olmak istemiyorum.

Daha sonrasında Basri’nin bulduğu bir tren+bisiklet entegre planı ile bisiklet kiralıyoruz. Artık bu ülkede bu şehirde yaşayacak isek bu iki ulaşım aracını hayatımıza katmak durumundayız. Tren+ bisiklet planını da kısaca şöyle anlatayım; devletin yönetiminde olan trenlere aylık abonelik var, bu aboneliklerde indiğiniz istasyondan yine devletin tamir ve bakımını yaptığı bisikletleri ücretsiz alabiliyorsunuz. Bir bakıma bu bisikletlerin kiralanma ve bakim ücretleri de o aboneliğin içinde. Bu bizim çok işimize geldi çünkü böylece haftasonlarında istediğimiz kadar trene ve bisiklete binerek tüm ülkeyi dolaşabilmemize sadece imkan vermedi, özendirdi de.

Ne diyordum? Ha, ilk kiralamayı yaptığımız yerdeki görevli benim sıkıntımı gözümden anlıyor ve bana hiç tasalanma onlar sana göz kulak olacaklar sen sürmene bak diyor. Son zamanlarda duyduğumdan en güzel en destekleyici söz, sen devam et!

Bu bisikletler Dutch Bike denilen, Hollanda’nın en geleneksel büyük tekerlekli ve frensiz vitessiz nam-i diğer kontrapedal bisikletlerinden. Kontrapedal sürmek hiç tecrübe ettiğim bir şey değildi ve açıkçası frensiz yapamam diye korkmaktaydım. Ancak öncelikle diğer araçlardan korkmamamı sağlayan geniş ve tek yön olarak tasarlanmış yollar ve genelde haftasonunda ve ya nispeten az trafik olacağını bildiğimiz saatlerde sürmemiz sayesinde alışmam kolay oldu ve açıkçası artık kontrapedal bisikleti daha bir seviyorum.

Neden mi? Çünkü farkettim ki fren yaptıktan sonra bisiklet üzerinde sakince durabileceğim bir kaç saniye daha oluyor ve hiç de kısa degil bu süre. Yani panik olmaya hiç de gerek yokmuş. Bu saniyelerin uzunluğunu şöyle tarif edebilirim, Formula 1 seyretmişsinizdir muhakkak hani araçların yarışı kazanmaları icin gereken süre saliseler ile ölçülür, saniye büyük kaçar oraya. İste o geçen zamana bisiklet üzerinden bakınca uzunluğunu daha bir iyi anlıyor insan.

Tabii bu ayrı bir düşünceye de götürüveriyor beni, hani derler ya hayat bisiklete binmek gibidir pedalının hep çevrilmesi gerekir durunca düşersin diye.

Oysa düşmeden önce bir süre varmış işte.

Yeter ki panik yapma!

Ekim 22, 2021 Yazan: | amsterdam, bizden haberler..., Hobbies, Hollanda, kissadan hisse- derlemeler, zeynep'ce | , , , , , , , | Yorum bırakın

Ana kuzusu bunlar, kızı erkeği ayrı olur mu?

Yıllar önce bir akşam Arda ile sohbet ediyoruz, henüz 7-8 yaş civarında olmalı .

Sohbetimizin bir yerinde ona sarılıp, biliyor musun Ardacığım, şu anda dünyanın bir başka köşesinde bir kız çocuğu var ve annesi onu tıpkı benim seni sevdiğim kadar çok seviyor, o çda annesinin bir tanesi. Ve büyüdüğünüz zaman siz bir yerlerde bir şekilde karışılacaksınız ve birbirinizi çok seveceksiniz ve belki de evleneceksiniz demiştim.

Bu fikri çok sevmiş olmalı ki daha sonra bir aile dostumuzun kızına “annem dedi, böyle biri varmış” diye bahsettiğini duymuş ve çok hoşuma gitmişti, söylediklerimi böyle can kulağı ile dinlediğini görmek. Bu konuşmanın geçtiği ortamda biz büyükler bir anda beşik kertmesi geleneğini konuşmuştuk ister istemez ama benim bahsettiğim o değildi, benimkisi hemen hiç tanımadığım bir kız çocuğunun kalkıp benim hayatımın anlamının hayatına gireceği gerçeğine duyulan merak ve hafif endişe idi benimkisi.

Aradan yıllar geçti ve ilk aşk dönemine girildi.

Bana bir kız arkadaşı olduğundan bahsedebildiği için ayrıca mutlu idim çünkü ben onun yaşında iken bu özgürlüğe sahip olamamıştım.Bana “Anne ben aşık oldum, çok mutluyum” dediğinde keşke benim de fırsatım olsaydı demiştim tıpkı onun gibi ilk heyecanımı annemle paylaşabilseydim. Ama o zamanlar böyle konular konuşulamazdı. Yaşanan ama paylaşılamayan bir heyecan, ne yazık.

O gün onun mutluluğunu paylaşırken, annelik içgüdüsüyle ona çocukluk dönemindeki masum konuşmamızı hatırlattım ve şöyle ekledim

Oğlum,

Onu yani bu sevdiğin insanı asla incitme ve aynı şekilde onun da seni incitmesine izin verme

Onu, istemediği bir şeyi yapması için asla zorlama ve aynı şekilde onun da seni istemediğin bir şeyi yapman için zorlamasını kabul etme.

Bu hayatta ikiniz de eşitsiniz, mutluluk ve huzur her ikinizin de hakkı. Hayatın zorluğunu da güzelliğini de eşit şartlarda paylaşmayı bilin. Paylaşarak çoğalın.

Ve unutmayın ki hepiniz anne ve babanızın gözbebeğisiniz, kıymetlisisiniz. Beraberliğiniz kıymetinizi arttırsın.

Ben dünyadaki şanslı kız çocuklarından biriydim ve ailemin kadınları da erkekleri de öncelikle birbirlerine karşı saygı ve sevgide en yüksek seviyede, hoşgörü ve kıymet bilen insanları üyeleri sayesinde ben de güçlüyüm. Sonuçta bir insan bir ada değildir, devamlı iletişim halindedir ve bu iletişimde saygı ve hoşgörü ve iyi niyet temeldir.

Örnek aldıklarımız sayesinde ve biz de örnek olacağız, sorumluluğumuz yüce diyerek, büyütüyoruz çocuklarımızı yeğenlerimizi, kız ve ya erkek olarak değil de iyi insanlar olsunlar diye özeniyoruz onlara.

Ve kendileri gibi iyi niyetli, iyi insanlarla karşılaşsınlar kızlarımız oğullarımız, en büyük duamız sonuçta..

Şair ne demiş “

Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak herşey..

Ekim 11, 2021 Yazan: | Uncategorized | , , | Ana kuzusu bunlar, kızı erkeği ayrı olur mu? için yorumlar kapalı