Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Bir varmış bir yokmuş

Tatilden döndüğünüzde aklınızda sadece gezip gördüğünüz yerler mi kalıyor yoksa orada bir şekilde temas ettiğimiz insanları da hatırlıyor musunuz?

Yanı siz onların hayatından bir kaç gün ve ya saatliğine geçip kendi hayatınıza geri gidiyorsunuz ya sonrasında ne oluyor orada? O garson, otel yöneticisi ve ya rehber ne yapıyor, sizin yokluğunuzu hissediyor mu acaba? Ya da sizinle yaptığı o ayaküstü sohbetlerin bir anlamı var mı onun içinde?

Mesela bu yaz Malta’da kaldığımız 10 günlük sürede en az 5 gece Vino’s adlı barında sohbet ettiğimiz, hatta Dünya kupası finalini de beraber izlediğimiz Bertu, bizi hatırlıyor mu? Bizim aklımızda yalınayak, nevi şahsına münhasır bir adam olarak kaldı, peki ya o bizim icin ne düşündü acaba?

Ya da İskoçya’da, adanın batı kıyı şeridinde, 1790 da Strontium madeninin bulunması sebebiyle ismini de bu madenden alan Strontian köyünde kendi halinde bir pansiyon, restoran ve aktivite merkezi olan Ariundel Centre i işleten o bayan. Orada iki gece kalınca bir 24 saatlik rutinini de görmüş olduk ve oradan ayrılmamızı izleyen günlerde kendimi sık sık, onu o her birini tek başına yapmakta olduğu aşçılık, komi, otel yöneticisi ve temizlikçi gibi işlerinin başındadır şimdi diye düşünürken yakaladım. O koşturmaca arasında bizi farketti mi bilmem.

Ben kendi adıma gezilerimizde denk geldiğimiz insanlardan, yaptığımız konuşmalardan bir şeyler kapıyor olduğumuzu düşünüyorum. Seyahatlerim sürecinde denk geldiğim insanları, bulundukları yerle olan iletişimlerini izliyor, anlamaya algılamaya çalışıyorum.

StPetersburg-Moskova arası Beyaz geceler nehir teknesindeki 9 gecelik gezide tura çıkan grupların farklı beklentilerinin aynı geziden alınacak kollektif zevk konusunda çok etkili oldugunu öğrendim mesela.

Kahire’de Gizza bölgesine piramitleri görmeye giderken aldığım turdaki rehber bana manzara iç açıcı olmasa da anlatıma biraz duygusal bir hikaye katınca katlanılabileceğini öğretti mesela. Nasıl mı? Bizim gecekondu mahallelerinde hakir gördüğümüz binaları Amerikan turistlere , büyük bir özgüvenle, bu binaların dışı sıva kaplı çünkü sık sık kum fırtınası olur, boyasak da nafile biz içerden izolasyon yapıyoruz diyebilmesi. Hatta iki katlı binanın damında görünen, bir iki kat daha çıkılması için açık bırakılmış demir filizlerini de aileler burada birbirine çok düşkündür, çocuklar evlenince buraya yeni kat çıkılır, beraberce yaşamaya devam edilir şeklinde anlatması.

Aslında öyle ille de geziye çıkmaya, uzaklara gitmeye de gerek yok. Evden çıksak, yolda iki insana denk gelsek, onlarla konuşmasak bile onları duysak sadece.

Hani derler ya kumsalda öylece duran bir taşı kaldırıp tekrar aynı yerine koysanız bile o taşın altında ve çevresinde yaşayan canlıların hayatına bir etkiniz olmuştur diye. İşte ben de onu merak ediyorum, nasıl bir etkileşim olmuştur acaba ve bu farkedilmeyen ya da önemsenmeyen etkileşimden taraflar ne öğrenmiş, ne katmıştır kendine.

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde insanlar karşılaşır ama farkında bile olmazmış..

Aralık 28, 2021 - Yazan: | kissadan hisse- derlemeler, seyahat, zeynep'ce | ,

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum bırakın