Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Olacaksan mandal ol

Karşımdaki duvarda ipler gerilmiş üzerine küçük küçük ayıcıklar asılmış. Öyle iple bağlamamışlar, kancaları da yok! Kendileri kadar minik mandallarla tutturulmuşlar. Ne şirinler diye düşünüyorum. Once ayıcıkları görüyorum zaten, nasıl oluyor da duruyorlar diye dikkat edince de mandalları.

Oysa mandalları ancak ipe çamaşır asmaya kullanırdık biz. Evine göre balkonda, terasta, damda.  Ha bir de bak evin içinde olurdu bazen bu işlem. Özellikle soğuk kış günlerinde, üzerlerindeki temiz yıkanmış çamaşır kokusunu kaybetmesinler ve bir de dışardaki kalorifer ve soba bacalarından çıkan is ve kurum sinmesin diye korumak adına kâh kalorifer peteğine, kâh sobanın etrafına dizilirdi o çamaşırlar. Ama çoğunlukla koridora ya da oda içinde duvardan duvara çapraz gerilmiş ipler üzerine serilirdi. Koridorda yürümek, oturma odasında da televizyonu seyretmek bir iş olurdu o çamaşır günlerinde.

Evin içine asılacak çamaşırın olmadığı günlerde ise bu ipleri kaldırmazdık tabii. Eh o kadar ayarlanmış hersey, kim geri çıkaracak. İşte o boş günlerde de balkonda ve ya icerde farketmez iplerin üzerindeki mandalları toplamak gerekirdi. Bana çok anlamsız gelirdi gerçi, ne gerek vardi ki dursunlardı işte orada! Ama efendim, öyle dışarda kalırlarsa çürürlermiş, yağmurdan soğuktan, içerde olanlar da göze hoş görünmüyormuş zaten, mazzalah bir misafir gelse aniden. Toplar mandal sepetine koyardık.

Ama gerçekten de çürürdü, kırılırdı o mandallar zaman içinde. Tam çamaşırı asacaksın, kıstırmışsın iki uzun sapından yaylı kıskacın, ucunu da çamaşıra tutturmuşsun hani tam da o anda işte, çot atıverir o yay, fırlar gider kalan parçalarıyla mandal da aşağıya. Refleksin iyiyse tutarsın çamaşırı. Yani insallah tutarsın! Yoksa çamaşır da gider valla. Şöyle sallana salına paraşütten hallice süzülür. Yine de şanslı isen taa aşağıya yere düşer, şansın yoksa o zaman üzgünüm, sizinki alt komsunun balkonuna kağıttan uçak misali yumuşak bir iniş yapar. Yere düşse iyi, alt tarafı kirlenir yeniden yıkarsın. Ama ya komsuya düşerse, onu almak daha bir eziyet. Muhtemel evde degillerdir de zaten. Diyelim ki evdeler ama ya düşen parça bir iç çamaşır ise, hadi bakalım, git iste komşudan donunu.

Tüm bu heyecanı önleyen alet ise küçük, tahtadan ve ya plastik materyalden yapılma.

Bir mandala ne kadar da güveniyor insan. Mandal kelimesi Arapça da kapma, yakalama sözcüğünün alet adıymış. Çok daha anlamlı geliyor bak, kapma ve yakalama işlemlerini yapan gereç diye düşününce. Çamaşırı kapan, yakalayan tutturgaç da diyebilirlerdi. İçinde sıkıştırılmış bir yay ile iki tahta ya da plastik parçadan oluşan bu aleti insanoğlu nasıl keşfetmiş, kullanmaya başlamış ki. İlk kullananlar eşyalarını nasıl emanet etmişler bu minik çelimsiz tutturgaca. Yani düşünsene, çamaşırın ucundan tutuyorsun ipin üzerinden geçiriyorsun, hatta kuruması kolay olsun diye ipin öte tarafına bırakıverdiğin parçasını da kısa bırakıyorsun. Sonra ipin uzerinden kayıp gitmesin, rüzgârda uçmasın diye çamaşırın ip uzerindeki iki tarafına birer mandal koyuyorsun ve bırakıveriyorsun boşluğa. Inaniyorsun ki o çelimsiz mandal o koca nevresimi, havluyu ya da incecik çorabı yakalayacak, kapacak ve tutacak ve direnecek rüzgara ve tabii yercekimine, bekleyecek. Taa ki çamaşırın sahibi gelip de toplayana kadar.

Bu tarz bir güven ilişkisinden bahsetmişti Sex and the City dizisinin başkahramanı Carrie. Bölümlerden birinde bir araştırma gereği trapez atlaması yapıyordu ve yükseklerden boşluğa kendini bırakan insan nasıl da karşıdaki trapezcinin onu havada yakalayacağına, uzanan ellerini kapacağına ve tutacağına güvenebiliyor diye sormuştu kendine. Ne ilginç, hiç tanımadığınız insanlara güveniyorsun, uçağı kullanan pilota, otobüsü süren şoföre. Hamileyken ben mi arabamı kullanayım taksiye mi bineyim soruları olmuştu, nedense Istanbul’un o manyak taksicilerine daha bir güveniyordu ailemdeki herkes. Insan yaş aldıkça sanırım daha bir korku başlıyor. Arda paraşütle atlamak istiyor mesela, bende yürek Selanik. Oysa ben anneme sormamıştım bile Fethiye’den dağın tepesinden yamaç paraşütü ile atladığımda. Hiç tanımadığım birinin talimatlarıyla bir mandalın ipe dolanmış çamaşırı tutuşundan daha da az bir kuvvetle belki de tutuvermiştim benimle tandem atlayan gencin uzattığı kordonları. Güven denilen şey bir garip duygu o kesin.

Mandalların tuttuğu ayıcıklara bakıyorum yine. Bana çocukluğumun Ankara Emek mahallesindeki evinin oturma odasını hatırlatıyorlar. O oturma odasında soğuk kış günlerinde çamaşır asmakta kullandığımız ipler ve uzerinde kukla niyetine oynattığımız mandallar. Evet bizim evde o mandallar tutturgaçtan, kapma aracından çok daha farklı bir amaçla daha kullanılırdı. Kardeşimin yemek yemesini sağlamak adına şaklabana döndüğümüz yemek saatlerinin vazgeçilmez oyuncakları.

Aklımı kurcalayan bir soru var, acaba bir sandalyaye falan mı çıkıyorduk o mandallara ulaşmak icin, yüksektelerdi sonucta ve kısa boylu ilkokul öğrencileri idik biz.

Ama var ya o oyunlar sırasında tıpkı çamaşırı tutup kavradıkları gibi kardeşimin dikkatini kaparlardı ve o tabaklar biterdi.

Şimdiki çocukları ikna edebilir misiniz acaba ip uzerinde oynatılan tahta mandallarla?

Şubat 25, 2022 - Yazan: | #deniyorum, kissadan hisse- derlemeler, yaziatolyesinden, zeynep'ce | , , , , ,

5 Yorum »

  1. Çok güzel ya, eline sağlık…Nerelere götürdün beni. İlkokul ortaokul yılları, balkona çamaşır asarken gösterdiğim çaba…Evet sandalyeye çıkıp asmışlığım var benim. Çamaşırları renklerine, boylarına göre oylum oylum mandallama çabam… Yıllar sonra da oğlumun çamaşırlarını öyle balkona asmışlığım var. Sonra bıraktım. Eşim yıkanmasındam uzun sürüyor çamaşırı asman derdi… Bir de iş teknik derslerinde beyaz tutkalla tahtalara yapıştırıp elbezi askısı yaptığımız, üzerine motifleri çizip tutkalla dondurup boyadığımız mandalları hatırladım…. Güvenirdik iste o mandallara, asardık koca nevresimleri… Sen yazınca düşündüm de, mantık aramadan alıştığım ve otomatik olarak yaptığım bir ritüelmiş… O da bitti gitti…Oyuncak olarak oğlumla oynamışlığım var, değişik geliyordu ona, renkli renkli severdi..

    velhasıl günlere gittim mandallarına tutunup Zeynepcim… Her şey nasıl görevini tamamlayıp gidiyor… ayıcıkları, fotoğrafları, çam ağacı süslerini tutturmak üzere şıklaşıp dönüşü güzel olmuş vesselam…Mandalladın beni yani ❤️🎊❤️😘🧿👏👏👏

    Figen Güner Dilek adlı kullanıcının avatarı Yorum tarafından Figen Güner Dilek | Mayıs 8, 2024 | Cevapla

  2. Mandal kadar işe yaramayanları napçaz

    sradanseri adlı kullanıcının avatarı Yorum tarafından sradanseri | Şubat 25, 2022 | Cevapla

    • Mandal olmak ogretilebilir mi? Ama daha önemlisi öğrenilebilir mi ki?

      Gezgin Doganlar adlı kullanıcının avatarı Yorum tarafından Gezgin Doganlar | Şubat 26, 2022 | Cevapla

  3. Harika bir yazı gene! Aldı beni taaa çocukluğuma götürdü. Sevgi ve yüzümde bir gülümsemeyle okudum, sağol varol…Her evin olmaz olmazı mandallar… Bizimde çocuk yaratılıcığımızda büyük rolü olmuştur mandalların… Bir de, kendimi alamadım ‘Acaba kim icat etti mandalı?’ diye düşünmekten…Besim Altunöz’e göre İsveç’li Göran adında bir çocukmuş… (https://www.demokrathaber.org/camasir-mandalinin-hikaye-tarihi) Al işte bir çocuk yaratıcılığı daha!
    Ellerine emeklerine sağlık arkadaşım xxx

    cananoflynn adlı kullanıcının avatarı Yorum tarafından cananoflynn | Şubat 25, 2022 | Cevapla

    • AA bak iyi yapmışsın, anlamına bakmıştım da kimmiş diye bakmamıştım. Sayende öğrenmiş oldum. Sağolasın Canancim 😘

      Gezgin Doganlar adlı kullanıcının avatarı Yorum tarafından Gezgin Doganlar | Şubat 25, 2022 | Cevapla


Yorum bırakın