Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Durdurun arabayı inecek var!

Hiç bir sıkıntı yokken sırf hareket ettiği için araç içindeyken bulantısı olması insanı ne ilginç değil mi?

Daha önce araştırmam gerekmemişti, başına gelmeyince farkında bile olmadığın sıkıntılardan bu araç tutması.

Yıllar önce yataktan kalkamadığım, kendimi bir topaçın içindeymiş gibi hissettiğim zaman bile bu kadar detaylı araştırma ihtiyacı hissetmemiştim itiraf ediyorum. O zaman topaç içinde dönüyor gibi hissetme nedenimin iç kulaktaki denge reseptörlerinin iltihaplanması olduğunu öğrenmek yetmişti, iki şişe ilacımızı da alınca geçmişti de sonra zaten. Ama bu araç tutması olayı bambaşka. Yani bir defa hayat kalitesini çok etkiliyor o kesin.

Kayınvalidemin giderek artan bir şekilde araç tutmasından muzdarip olması, kısa bir yolculuğun bile eziyete dönüşmesi sonucunda bir çıkar yol bulmaya çalıştım. Nöroloji doktorumuzun da kulak içinde kireçlenmelerin olmuş olabileceği tarzında bir açıklaması ilgimi de çekmişti. Ve daha da önemlisi bu aracın önüne oturunuz, gözünüzü yolda bir yere odaklarsanız rahat edersiniz tavsiyeleri de işe yaramaz olmuştu.

Araştırmaya Nöroloji Bilimi uzmanı Dean Burnett’in içinde araç tutmasının fizyolojisini de anlattığı The Idiot Brain -Salak Beyin diye çevirebileceğimiz kitabı ile başladım. Çok akıcı, açıklayıcı bir anlatımı olan kitaptan öğrendiklerimi özetlemeye çalışacağım.

Hareket halindeki bir taşıtın ki bu araba, otobüs, tren, uçak ve deniz araçları olabilir, içinde seyahat etmekte olan bir yolcunun araç tutması sebebi ile rahatsız hissetmesinin nedenine gelmeden önce anlatacaklarım var. Öncelikle olaya karışanlara bakalım.

Gözümüzle görmesek bile elimizin, bacağımızın, burnumuzun yerini konumunu bildiğimiz, ağzımıza bardağımızı kaşığımızı her daim yerleştirebilmemizi sağlayan sisteme propriyosepsiyon deniliyor. Bu algılamaya en büyük yardımcı iç kulaktaki kemiksi tüpçüklerin içinde bulunan sıvı ve bu sıvının hareketliliğini beyne ileten nöronlardan oluşan Vestibüler sistem. Bu sıvının tüpçükler içersinde yerçekimine göre aldığı konum sayesinde de beynimiz bizim pozisyonumuzu anlayabiliyor. Sıvı tüpçüğün tepesinde ise başaşağı durmaktasınız hemen pozisyonunuzu değiştirin sinyalleri geliyor beynimizden mesela.

Vestibüler sistem ve içalgı kişinin hareket halindeyken yani yürürken, koşarken, emeklerken, zıplarken yani vücudu ile yapmakta olduğu tüm o fiziksel aktiviteden veriler topluyor. İnsanın ortalama bir hızda ayaklarını yere vurmasının vücutta yarattığı aşağı-yukarı hareketindeki ritim, beyin tarafından yürümekte olduğumuz şeklinde kaydediliyor. Bu hareket sırasında içinden geçmekte olduğumuz hava akımı da hızımıza uygun ve hatta vücudun tüm organları ve sıvıları özellikle iç kulaktakiler uyum halinde sallınımdalar.

Bu hareketlilikte diğer bir duyu sistemi de işin içine giriyor. Gözleriniz! Size yürüyüşünüz boyunca eşlik eden gözleriniz, içinden geçmekte olduğunuz ortamda yakalayabildiği tüm hareketli hareketsiz cisimlerden haberdar ediyor beyninizi. Cismin veya kendi vücudunuzun hareket halinde olduğunu, çevremizde gördüklerimizin sizin konumunuza göre nerdeler algılamasını da yine içalgı ve vestibüler sistem ortak çalışması ile yapıyorsunuz. Yani birbiri ile uyumlu ve hızlı bir iletişim halinde olan sistemler söz konusu.

Araç içindeyken işte bu iletişimde problem çıkıyor. Bir kere aracı kullanan kişi hariç araç içinde herkes pasif olarak transport halinde. Bu durumda beyine gelen verilerde karmaşıklık var. Aracın yarattığı hareketlilik ritmi ile insanın yürürken koşarken oluşturduğu ve alışageldiği ritim aynı değil. Hala ayağımızı burnumuzun yerini biliyoruz, propriyoseptif algılamada sorun yok. Ama gözlerimiz devamlı çevremizde bize yakınlaşan, bizden uzaklaşan cisimlerin varlığından haberdar ediyor. Vestibüler sistemden toplanan verilerde de tüpçüklerdeki sıvıların yavaş titreşim hareket ettiğine yönelik veriler akmakta. Ancak bu hareket yürüyüş kaynaklı bir ritimde değil. Beyin vücudun transport edildiğini anlıyor ama bu hareket olması gerekenden çok daha hızlı oluyor algısında ve bir şeyler yapmalıyım alarmını veriyor. Kişi bilinçli olarak, araç içindeyim problem yok diyerek telkin etmeye çalışsa da bilinçaltına hükmedemiyor. Beyin en iyi bildiği savunma mekanizmasını çalıştırıyor, bulantı ve kusma başlıyor. Beynimiz vücut içinde zehir olarak tanımlanan her ne ise onu atmalıyım tarzı bir kodlamaya sahip. Bu vücudu koruma metodu nasıl bir gıda zehirlenmesinde işe yarıyorsa burada da yapması çok normal.

Şimdi düşünüyorumda içinde bulunduğumuz aracın penceresinin açılması ile içeri dolan hava akımı da iç kulak tarafından hareketin varlığını ve tipini algılamaya yardımcı olabiliyor olmalı. Kısa mesafede işe yaradığını da görmüştüm ama bana daha çok psikolojik bir rahatlama gibi gelmişti. Oysa gayet fizyolojik imiş.

Bu gayet normal fizyolojik sıkıntının aslında tüm insanlarda olması gerekir ancak olmuyor. Neden olmuyor kısmını araştırmaya devam etsinler bu arada bir grup bilim insanı ve girişimci bir gözlük icat etmişler.

Sonuca değil de sebebine odaklanan bir Fransız şirket, Boarding Glasses, bir gözlük fikri ile çıkmış. Hatta Citroen firması da desteklemiş onları ve Seetroen adı altında onlar da üretmişler. Daha sonra tabii bir çok başka firma da çıkmış. Ben fotoğraftakini aldım mesela.

Gözlük her iki göze birer tane cam gelecek şekilde yapılan normal iskeletinin yanısıra, birer halka çerçevede yanlarda olacak şekilde tasarlanmış. Taktığınızda birer yuvarlak cam da yanlarda var. Bunun sebebi gözün görme alanını tamamen kontrol altına alabilmek. Bunu takan yolcu biraz garip görünüyor ama işe yarıyor o kesin.

Bu çerçevede kullanılan optik camları numaralı değil ama esnek bir çerçeve ve numaralı gözlük üzerine takılabiliyormuş. Zaten camlar değil çerçevesindeki sıvının işlevselliği burada önemli. İskelette göz altına gelecek şekilde mavi bir sıvı yerleştirilmiş. Aracın hareketine uygun şekilde, hızlanmasına, yavaşlamasına, dönüşlerine göre bu mavi sıvı göz çevresinde hareket ediyor. Öndeki sıvı sağa sola, yan camların çerçevesindeki sıvı ise ileri geri hareketler yapıyor. Bu sayede yapay bir ufuk çizgisi oluşuyor görme alanında. Kişinin odaklanması ve dolayısıyla gözlerin de beyne vücudun gerçek bir hareket halinde olduğunu anlatabilecek veriler yollayabilmesini sağlıyor.

Denemeye değer bir alet, özellikle de geleneksel yollar ile önüne geçemediğiniz bir durumunuz varsa aklınızda olsun.

Mart 20, 2022 - Yazan: | bizden haberler..., bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum, kissadan hisse- derlemeler, seyahat, zeynep'ce | , , ,

2 Yorum »

  1. Çok güzelmiş, ne kadar bilgiler. Gözlük olsa da hemen denesem dedim.

    Abdülmelik Öcal adlı kullanıcının avatarı Yorum tarafından Abdülmelik Öcal | Ekim 12, 2022 | Cevapla

  2. Ne kadar güzel yazılmış bilgi yüklü bir yazı! Teşekkürler Zeynep’cim, sayende yeni bir şey öğrendim 🙂

    cananoflynn adlı kullanıcının avatarı Yorum tarafından cananoflynn | Mart 23, 2022 | Cevapla


Yorum bırakın