Katip Bartleby bir kedi olabilir mi? 🐈
Herman Melville’in Katip Bartleby adlı kitabı bana yollanan başka bir grup kitap içerisinden sürpriz olarak çıkmıştı. Kitabın yazarına bakınca aslında Mobidik (Moby Dick) adlı eserin de yazarı olduğunu ve benim o kitabı da okumamış olduğumu farkettim. Kendimi ayıpladım ve de hemen hem Moby Dick hem de bu kitabi listeme ekledim. Kitabın içine açıp bakınca bana kitabı yollayan arkadaşımın o hep hayran olduğum el yazısı ile yazılmış notunu buldum, diyor ki:
“..kitabın yanında karakteri hakkındaki düşüncelerimi de yollamak istedim ama sakın bu notları ki kağıdın arkasına yazdım, kitabı bitirmeden okuma!”
Daha bir merak ediyorum tabii.
Kitap okumak için uygun zaman mekan yer kovaladım ama oldukça hareketli bir dönemdeyim. Olabileceğini hiç sanmıyorum ama olur ya fırsat bulurum belki diye çantaya atıyorum, annem ve babam ile çıkacağımız ve hatta ikinci gününde abimler ve erkek kardeşimin ailesi ile de buluşup yaklaşık 14 gün sürecek cogunlugu yollarda gececek olan tatilimize hazırlanırken.
Yolculuğun ilk durağı Isparta’dayız. Hilton Garden Inn otelinde anne, baba ve çocuk günlerimize geri döndük, üç kişi olarak tek odayı kullanıyoruz. Odada bir çift kişilik yatak var annem ve babam paylaşıyor ben yandaki ek yatağı kullanacağım.

Ilk defa geldiğimiz Isparta’yı bir kısa dolaşıp, o mis kokulu ünlü güllerin arasında fotoğrafımızı da çektirip uzerine bir de özel Isparta yemeğidir diye ısmarladığımız ama aslında tüm yörelerimizde geleneksel düğün yemeklerinden olarak bilinen etli pilavımızı da yedikten sonra otele akşamın geç saatlerine kalmadan dönüyoruz.
Zaten artık günün yorgunluğu da herkesi ayrı yokluyor. Babam saat 22:00 oldu yatalım ses istemiyorum diyor annem daha otursamıydık derken ben çoktan uyumuşum. Mersin Isparta arası 6 saat kadar direksiyon sallamanın yorgunluğu normalden daha erken uyumama sebep oluyor.
Gecenin bir arasında bir cistak cistak sesi ile uyanıyorum. Oda karanlık, sadece banyonun lambası yanıyor. Saatin daha erken olduğunu ve sesin de bitmekte olan bir düğünden gelmekte oldugunu düşünüyorum. Ama saat 3.39 ve sonradan anlıyorum ki sesin kaynağı bitemeyen düğün değilde otel binasına komşu olan gece klübü imiş. Bir süre oldugum yerde bekliyorum, biter şimdi diye yatıp uyumaya çalışıyorum ama bir türlü dönemiyorum uykuma.
Aklıma çantamda sakince beni bekleyen kitap geliyor. Ama kitabi okumak için odada lamba yakamam ki! Ne yapsam derken banyonun açık lambası bana göz kırpıyor. Sessizce kalkıp banyoya doğru ilerlerken kitabı da çantamdan alıyorum. Turkiye’de banyo dolap çeşitlerine adını veren o unlu Hilton banyosunda klozetin kapağını kapatıp üzerine oturdum ve dünyanın en rahat koltuğu diyemeyeceğim ama o müzikli gecede beni yolda bırakmadı ya daha ne isterim. Kitaba başladım ve çok gecmeden de bitirdim
Kitaplar üzerine konuştuğumuz yazarlarını ve karakterlerini kurgularını anlamaya çalıştığımız kitap grup toplantılarında okuyucunun eseri okurken içinde bulunduğu zaman mekan ve ruh halinin de eseri anlamak, olası mesajı kapmak gibi durumlara etkisi olduğunu konuşuyoruz hep. Bu eser üzerine hissettiklerimde de okuduğum ortamın etkisi ne kadar etkilidir bilemeyeceğim ama genel kanının tersine bir düşüncedeyim o kesin.
Okurken bir ara başlara dönüp bu bir gerçek kişi değil mi diye baktığımı hatırlıyorum mesela. Gerçek kişi derken yani karakter olarak tanımlanırken bir insan olarak betimlenmişti, işe başladığı ilk bir kaç gün iyi iş bile çıkarmıştı hatta. Şüphe duyma nedenim ise katibin davranışının ancak bir kedinin davranışı olacakmış gibi hissetmem. Gerçekten de tasvir edilen mesela en basitinden odanın kendi belirlediği bir yerinde öylece durmak gibi davranışlarını bir kedi yapsaydı biz insanlar oturup yanına bir de onu okşardık diye düşünüyorum, yanılıyor muyum?
Ama işte beklentiler! Toplum içersinde yaşayan bir insandan beklenen davranışlar soz konusu ise kişisel özgürlüğümüz nerde başlayıp nerde bitiyor? Ben kitaptaki o hiçbir şey yapmak istemeyen Katip Bartleby’e kıl olurken, ona iş vermiş olan arzuhalci icin çok üzüldüm. İnternette Goodreads ve Google’da yapılan yorumlarda sanki okuyucuların hemen hepsi Katip Bartleby’in yerine koymuşlardı kendilerini. Bir omur istemediğimiz, tercih etmediğimiz şeyleri yapmak zorunda kalmıştık diyordu herkes, ve Katip ne kadar cesurdu.
Ben ise bu adamın yapmakta olduğu hareketin çevresine olan etkisine takıldım daha çok. Sonuçta Katip kendi seçimini uyguluyor ve diğer insanları içine soktuğu zor durumu umursamıyor bile ki bu benim için bencilliğin en üst seviyesi. İşverenin hali oldukça zor idi. Katibe yardim etmek istiyor, durumunu anlamak ve bir orta yol bulmak istiyordu ama hep terslendi. Demokratik hakkını kullanarak greve giden doktora sağlık mensubuna kızmayı biliyoruz ama bir katip işini yapmamayı tercih edince onu takdir etmek uygun mudur?
Bu arada arkadaşımın kısa notunda, evet kitap bittiğine göre artık notu da okuyabilirdim di mi, şöyle bir sorusu vardı;
..böyle karakterler sadece kitaplarda ve filmlerde mi olur ?
Çevremizde, ailenizde is hayatınızda bu tarz insanlarla uğraşmak zorunda olmuşsunuzdur muhakkak diye düşünüyorum. En azindan mesela 2 yas sendromundaki cocuklar..
Bir de şöyle bir düşüncem var. Ola ki reankarnasyon diye bir şey var diye düşünürsek, bence bu karakterler bizim dünyamızda en iyi ihtimalle kediler olarak var oluyorlar. Keyfe keder dolanıp, kafalarına eseni yapıyorlar ya hani. Artık bir önceki yaşantılarında ne olmuş, nasıl olmuş da bunu hakettmişler bilemiyorum ama sanki oyunda insandan bir üst seviyeye çıkmış gibiler, sizce?
Bu arada ben kitabi bitirdim, notlarımı da aldım ama komşu gece klübünün sesi hala bitmedi. Pencereden hafifçe perdeyi aralayıp bakıyorum, sanırım klübün kapanış saati gelmiş, insanlar dağılmakta diyeceğim ama işte bunlar hemen çevreyi rahatsız etmeden gitmek yerine orada biraz daha kalmayı tercih etmişler. Yolda bir minibus var, içine binmesi gerekenler ise aracın müzik sisteminin sesini daha da bir açmış Misket havasında göbek atmaktalar. Ben perdeyi aralamış bakarken annem yari uyur şekilde, ne var neden uyumadın diye sorunca ben hemencecik yatağıma dönüyorum.
Saat 5.30’a geliyor, yeniden uyuyabilir miyim acaba?
Temmuz 31, 2022 - Yazan: Gezgin Doganlar | #biryazihareketi, #deniyorum, bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum, gezgindoganlar family trip rocks, kissadan hisse- derlemeler, seyahat, Turkiye seyahatleri, zeynep'ce | Katip Bartleby, Zeynep'ce
Henüz yorum yapılmamış.
About

Beraber zaman geçirmek keyifli diye başlamıştı her şey 88’de.
“Sevgiyi sende bulmak varmış, seninle bir çift güvercin olmak varmış…” diyerek evlenivermiştik ’95 yılında. 2002’de de küçük köfte katıldı aramıza.
İnsanoğlu kuş misali diye boşuna söylememişler. Gezilerimiz, benim saymaktan sizin de yine nereye demekten yorulduğunuz taşınmalarımız.
Köfte artık büyüdü. Bu arada neler oldu neler!
Biz gezmeyi, yeni yerler görmeyi, yeni tatları seviyoruz.Ve en çok da bunları sevdiklerimizle paylaşmayı seviyoruz. Biz yaşamaya, ben buradan yazmaya siz de bi zahmet okuyarak bizi izlemeye devam ediniz lütfen.
Belki hoşunuza gider kalkar gelirsiniz..
-
Son Yazılar
Arşivler
- Ağustos 2025
- Haziran 2025
- Mayıs 2025
- Nisan 2025
- Haziran 2024
- Şubat 2024
- Mayıs 2023
- Mart 2023
- Ocak 2023
- Kasım 2022
- Ekim 2022
- Eylül 2022
- Ağustos 2022
- Temmuz 2022
- Haziran 2022
- Mayıs 2022
- Nisan 2022
- Mart 2022
- Şubat 2022
- Ocak 2022
- Aralık 2021
- Ekim 2021
- Temmuz 2021
- Mayıs 2021
- Mart 2021
- Aralık 2020
- Eylül 2020
- Temmuz 2020
- Mayıs 2020
- Mart 2020
- Ocak 2020
- Kasım 2019
- Ağustos 2019
- Temmuz 2019
- Temmuz 2018
- Mayıs 2018
- Şubat 2018
- Aralık 2017
- Ekim 2017
- Nisan 2016
- Ekim 2015
- Ağustos 2015
- Temmuz 2015
- Aralık 2014
- Ekim 2014
- Eylül 2014
- Temmuz 2014
- Nisan 2014
- Mart 2014
- Ocak 2014
- Aralık 2013
- Kasım 2013
- Ekim 2013
- Eylül 2013
- Ağustos 2013
- Temmuz 2013
- Haziran 2013
- Mayıs 2013
- Nisan 2013
- Mart 2013
- Şubat 2013
- Ocak 2013
- Aralık 2012
- Ekim 2012
- Eylül 2012
- Ağustos 2012
- Temmuz 2012
- Haziran 2012
- Mart 2012
- Mayıs 2011
- Ekim 2010
- Kasım 2009
- Ağustos 2009
- Nisan 2009
- Mart 2009
- Ocak 2009
- Kasım 2008
- Ekim 2008
- Ocak 2008
- Kasım 2007
- Eylül 2007
- Ağustos 2007
- Mayıs 2007
- Mart 2007
- Şubat 2007
- Ocak 2007
- Kasım 2006
- Ekim 2006
- Temmuz 2006
- Mayıs 2006
- Nisan 2006
- Şubat 2006
- Ocak 2006
- Kasım 2005
Kategoriler
- #biryazihareketi
- #deniyorum
- #relocation
- #tasinma
- amsterdam
- Aralik 2009
- Arda's travel
- bizden haberler…
- bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum
- Entertainment
- GEZGIN DOGANS
- gezgindoganlar family trip rocks
- Hobbies
- Hollanda
- Kasim 2009
- kissadan hisse- derlemeler
- roadtrip2019summer
- seyahat
- Taşınma
- Turkiye seyahatleri
- Uncategorized
- yaziatolyesinden
- zeynep'ce
- İyiki
Meta
-
Arşivler
- Ağustos 2025 (2)
- Haziran 2025 (1)
- Mayıs 2025 (2)
- Nisan 2025 (1)
- Haziran 2024 (1)
- Şubat 2024 (1)
- Mayıs 2023 (1)
- Mart 2023 (1)
- Ocak 2023 (1)
- Kasım 2022 (1)
- Ekim 2022 (1)
- Eylül 2022 (2)
-
Kategoriler
- #biryazihareketi
- #relocation
- #tasinma
- amsterdam
- Aralik 2009
- Arda's travel
- bizden haberler…
- bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum
- Entertainment
- GEZGIN DOGANS
- gezgindoganlar family trip rocks
- Hobbies
- Hollanda
- Kasim 2009
- kissadan hisse- derlemeler
- roadtrip2019summer
- seyahat
- Taşınma
- Turkiye seyahatleri
- Uncategorized
- zeynep'ce
-
RSS
Entries RSS
Comments RSS


Yorum bırakın