2010 Kayak Hikayaleri
Efendim nerde kalmıştık. 2010 da Belçika Almanya derken İsviçre’ye Bern’e vardik. Burada abimlerde 1 hafta kalacağız.
Kesin kararlıyiz kayak yapacagiz. Ancak cevreyi yolu yordamı bilmiyoruz. Bildigimiz ( yani benim israr ettigim) teksey daglara arabayla çıkmayalım karda kista! Basri 3 günlüğüne Mersin’e gitmiş oldugundan bir kisi az olduk ama hala tek arabaya sığmıyoruz.
Neyse sabah bir heves tren saatleri falan bulduk ve yola çıktık. Abimin elinde bir bavul icinde onların kasklari, batonlari falan var. Fulya ve ben oğlanları ve kayakları aldık düştük yola. Tramwayla tren istasyonuna, tren aktarmaları ile de kayak yapacağımız yere vardik. Ama bu o kadar kolay olmadı yani boyle bir cümlede yaziverildigi gibi olmadı tabii. Biletleri çözmeye çalıştık:

Öğlen saatlerinde Kayak yapmayı hedeflediğimiz yere vardik. Ancak benim ve Arda’nin kayak alet aksesuar ve kıyafeti olmadıgı icin bunları bulmaya çalıştık. O anda yapılan alışverişlerde pazarlık yapma şansınız olmaz malum.
Botlari kiyafetleri kayaklari kasklari aldik ustumuzu degistirdik.1 İsvicre frangi ile calisan dolaplara emanetlerimizi biraktik ve de kayak yapilan zirveye cikmak uzere haziriz.Neyse sonucta saat 1:30 itibariyle öğretmenimizin onundeyiz. Fulya’ya, Arda’ya ve bana ayrı ayri öğretmenimiz var.
Abim ve Mert ile Ufuk bizden ileri seviyedeler.
Cok cok keyifli ama bunun bir de dönüşü var diye düşünmeden edemiyoruz.

Aksam dönerken emanetlerin bir kısmını bırakıp ertesi güne daha hafif gelmeyi başarıyoruz. Evet yarin yine gelecegiz!
Tıpkı diger kayakcilar gibi haziriz bu sabah.

Tam bir eziyet idi gidiş ve dönüş ve ne kadar acemi oldugumuzu anladık. Ama kayak olayının kendisi cok keyifli idi malum.
Fulya usta bir kayakci olmus, Ufuk madalyalarini topluyor, abim ve Mert de keyifle kayiyorlarmis.Bildigim kadarıyla bir daha kayak merkezlerine ulasmak icin tren kullanmadılar neden acaba?
Biz mı? Biz yine gidicez benim gönlüm orada kaldi. Ama herhalde arabayla gideriz!
Christmass 2010 gezinin devamı
Brüksel’den Pazar sabahı ayrıldık ve Abimlerle buluşacağımız Mannheim’a dogru yola çıktık.
Lüksemburg civarında galiba bulunduğumuz yüksekliğin de etkisiyle bir kar yağışına yakalandık. Nerden çıktığını bilemediğimiz uç kar küreme, tuzlama aracının peşindeki ilk arac olarak uzun bir sure yola devam etmek zorunda kaldık. Surucu olarak bu seyahatte hep zorlu yol şartlarına yakalanan ben oldum. Günlerin erken kararması ile ozellikle dönüş yolculugunda sıkıntılı anlar yasadım. Merak etmeyin kaza falan degil sadece yokuş aşağıya rampa/buzlanma tehlikesi ve de zifiri karanlık bir yol ortamı… Dur ver arabayı Basri sursun diyorsunuz ama oyle bilmediğin yerlerde durmak da tehlikeli malum..
Neyse sonuc itibari ile yollarda benden başka bir sorun yasamadık.
Nerdeyiz, aa evet Luksemburg’dan Almanya’ya girdik. Kar hafifledi, gorus mesafesi artti. Abimlerle konuştuğumuz da Manheim tarafında kar olmadıgını öğrenince yol kenarında bir dinlenme yerinde durduk. Biraz kar oynadık falan:))
Aksama dogru Abimlerle buluştuk. Coluk cocuk sokak ortasında sarıldık:))
Aşağıdaki fotograflarda aksam yemek yediğimiz Yunan lokantası var.
Bu seyahat boyunca Manheim, Nurmberg, Heidelberg ve Munich’de kaldık. Christmas Market gezmek idi amacımız, bol bol gezdik. Cocuklar bu geziden pek memnun olmadılar cunku otelde oturup elektronik oyun oynamayı istiyorlardı. Onlara rağmen gezmeyi başardık.
Bir ara Arda’nın ateşi çıktı ama yine de sorun olmadı.
Bu gezide Almanya’yı gezdik, icinde yasamak gibi olmasa da bir nebze anlamaya çalıştık. bir hafta dura kalka yapılan bu gezi ilk tadı almak İcin cok uygun
En son durak İsvicre idi. Bir haftada burada kalacağız.
Chrismass 2010
Bu Chrismass tatiline hazirlikliyiz. Abimlerin Bern’e tasinmis olmasi cocuklarin okul tatilini ayni zamana getiriyor. Ekim’de rotayi belirledik, otelleri ayarladik ve sonra da gunluk telase arasinda unuttuk:))
Aralik ayi karla geldi. Yollar havaalanları bile kapandi ama bizi kimse tutamaz. Planımız bir saat Basri bir saat Ben süreceğim.
Arabimizda kar lastikleri ve AA den alinmis Avrupa trafik kiti ve battaniye yiyecek seklinde yola cikiyoruz. 17 Aralik Londrada kar yagisi var ve Heathrow ve Gatwick kapanmış.
Biz EuroStar ile Calais’e geçiyoruz ve Brüksel’e dogru yola cikiyoruz. Kağıt üstünde yani Google maps üzerinde 6-7 saat sürecek yolculuk Twyford tan cikistaki trafik,EuroStar istasyonunda bekleme, Calais Brüksel arasında buzlanma ve ilk bahsettigim bir saat Basri bir saat ben yerine hemen hemen hepsini benim sürmem sonucunda 12 saat suruyor.
Otele sabahın köründe yerleşiyoruz ve o saate kadar uyumuş olan Arda uyanıyor, güne hazir! Ya biz?
Cok bekletemiyoruz cocuğu ve iki saat kadar uyuyup kendimizi bu EU başkentine atıyoruz.
Christmas market hemen hemen tum sehre kurulmuş, normal dükkanlar ve geçici satış noktaları arasında gezinen bir sürü insan.. Keyifli bir gun…
Basri macaron satan bir mağaza buluyor. keyfine diyecek yok:))
Ve Tintin … Evet Tenten
Tabii ya Tenten Belcikali degil miydi?
Arda icin bir Tenten kitabı alıyoruz..
Haftasonu Durham gezisi
Hızlı bir kararla haftasonu icin Durham’a gitmeye karar verdik. Basri yaptigi bir arastitma da Elif Safak Durham Book Festivaline geliyormus diye bulmus ve de oteli ayirtmis eh bana da gitmek dustu tabii. Arda’nin Calcot macindan sonra hemen yola cikiyoruz. TomTom yolu 4.5 saat veriyor biz 6 saat de dura kalka gidiyoruz.
Durham’da Radisson Blu otelde kaliyoruz. Arda havuzu da olan bu oteli cok begeniyor, otellerde kalmak ve otel kahvaltisi yapmanin luks oldugunu soyluyor. Bu tip bir takdiri yakalamak cok zor bizim adamdan.
Durham a henuz kis gelmemis yani bize gore coktan gelmis ama yorenin insanlari icin yazdan kalma gunler olarak degerlendirildigi bi gercek cunku yazlik elbiselerle geziyorlardi hatta dondurma yiyenler vardi. tabii dondurma Maras degil sayilmaz soguk degildir onlar…
Kitap festivalinin yapildigi yeri buluyoruz tarihi katedralin yaninda bi kucuk bina imis. Biz yazarlarla soylesi oncesi bir lokal cafe buluyoruz harika bir yer adi Vengels ve de tek kisilik bir araliktan gecip bir avluya ulastiginizda gitebiliyorsunu saklibahce yani. Bilenbiliyor yani…
Kitap ve yazarlarla olan bulusmamiza geri donuyoruz ancak yeni kitap alip imzalatmak icin paramiz yokmus hadii geri kasabaya kosuyorum. Sonunda yerime oturuyorum geldigimuzden beri kurdugumuz fantezilere gore Elif Safak ile ayni otelde kaliyoruz mutluyuz ama o da ne Elif Safak gelememis ki megerse aynen buyuk bir hayal kirikligi oluyor. Ama diger yazar bayan orda oturuo onu dinliyoruz. Ve begeniyoruz. Kitabinda zamane romeo ve julyet hikayesi yazmis ama guncel silah tuccarligi islamiyete bakis falan hepsi var aldik kitabi imzalattik bakalim.
Bu arada Arda da yanimizdaydi ve dikkatle dinledi. Gurur duydum oglumla..
Sonra da donduk geldik yinw 7 saatde..
Yine gideriz diye diye..
Ekim ayında Turkiye İstanbul Mersin
Newquay UK
Bu geziye çıkmak hiç aklımızda yoktu ama Ağustos ayının son pazartesi günü bank holiday olarak geçiyormuş diye öğrenince duramadık tabii biz de hemen bir uzak mesafe seyahati yapalım dedik. Yani bu planı yapmak isteyen arkadaşlarımıza katıldık:)




Özellikle bu mekana gittiğimiz gün varolan yoğun sis bulundugumuz yerin daha bir ürkütücü görünmesini sağladı. Muhtemelen güzel güneşli bir günde çok daha farklı görünecek olan bu yer alttan gelen yoğun çılgın dalga sesleri, soğuk ve nemli hava ve de önümüzü görememiz sayesinde baya ilginç bir hale gelmişti:)Kuzenlerall Kapadokya Ekim 09


DogansinDubai Ingiltere’ye göç eder!!
Merhaba
Hepiniz merak ediyosunuz, ne yapti bu Gezgin Dogan Ailesi; sicak Dubai’den yagmurlu Ingiltere’ye gecis nasil oldu diye…
20 Aralik’ta ulkeye giris yaptik. Her ne kadar esyalarimizin buyuk bir kismini satmis, bir kucuk konteynirin yarisini dolduracak sekilde olan digger yarisini da kargo sirketi ile gondermis olsak ta yine de yanimiz da 7 parcacik! Bavul ile giris yaptik. Fazla bagaj ne kadar mi tuttu, lutfen sormayiniz!!!
Ingiltere de yapilacaklar listesini uygulamaya Cuma sabahi basladik.Oncelik Arda nin yeni okulu ile tanismaya verilmisti biz de hemen gittik.Okulda herkes Arda’nin gelisine hazirdi, bu tabii basta Arda’nin cok hosuna gitti. Tek sikintimiz okulun o gunden baslamak uzere 15 gun tatile girmesi olduL Beklemesi cok zordu…
Sonra iste sirasiyla polis karakoluna gidip nerede oturuyor oldugumuzu kayit ettirmemiz, banka da yeni bir hesap actirmamiz gibi yukte hafif pahada agir seyler vardi. Ne yazik ki bankada hesap actirma islemini basarmamiz (Noel tatili de saolsun) 5 gun surdu. Inanilmaz degil mi banka da hesabiniz olmasin canim demesi kolay tabii,ama bu hesabi vermeden adamlar cep telefonu bile satmiyor desem , evinize telefon baglatamiyorsunuz desem ne dusunursunuz!
Neyse bu arada evin icinde varolan mobilyalari kullanarak bir ay gecirdik, ama bu Cuma gunu artik sevgili konteynirimiz geliyor. Ne mutlu bize ama aslinda asil is basliyor. Gelen esyalar ile evin icinde adim atacak yer kalmayacak.:(( Ha bu arada evimizi anlatayim. Iki oda bir salondan olusan,
guzel bir bahcesi, aydinlik sirin bir mutfagi olan, ve de 13 tane merdiveni olan iki katli bir ev. Pembe pancurlari yok ama evin rengi kizilJ)
Dubai’de bizi simartan evimizin ucte biri buyuklukteL Nedendir bilinmez icinde bulasik makinesi yok ama bir ikili, bir uclu kocaman iki koltugu var. Uzun sure ortadaki sehpayi ne yapacagiz diye dusunurken aslinda onun bir tasari harikasi oldugunun kesfettik megerse bir ufacik hareketle aslida yemek masasi olabiliyormus!!! Tabii onu atmamaya karar verdik. Peki digerlerini atmaya karar vermis olmamiz ise yariyor mu , ne yazik ki hayirLHenuz ev sahibinden onay alamadik bu esyalari degistirmek istiyoruz diye attigimiz maile cevap gelmediL
Ayni maile bulasik makinesi taktirmak istiyoruz diye de yazmistik ama hala bir ses yok. Simdilik Arda’cim ile yikiyoruz, o cok mutlu bu isten ama nereye kadar devam eder bilemiyorum. Ayrica butun gun onun okuldan gelmesini bekleyen bir mutfakta hic hos olmuyorL
Neyse yedigimiz ictigimiz bizim olsun gezdigimiz yerleri anlatayim biraz da. Bulundugmuz Twyford aslinda bir köy, Wokingham adında bir kasabaya bağlı. O da Reading adı verilen bir ile bağlı. Hepsi birden Berkshire olarak anılıyor. Bizim anlayacağımız şkilde anlatırsak abimlerin oturduğu Kasaba bizim Twyford, Ömerli Wokingham, Ümraniye Reading, Berkshıre da İstanbul olmakta.
Ve de Londra ya trenle en fazla 1 saat uzaklıktayız kı gayet keyıflı bir tren yolculugu oluyor. Aslında bu tren olayını ben çok seviyorum. Neden mi bir kere arabanızı evinizin önünde bırakıp yürüyerek ya da bisikletinizle tren istasyonuna gidiyorsunuz. Bisikletinizi orada bırakabieleceğiniz gibi trene de alabiliyorsunuz. 7 dakikada Reading’tesiniz ya da 45*50 dakika da Londra’da. Sonrası zaten yürümece ya da metro. Bu arabanızı bırakabilmek çok önemli benim için. Hatırlatırım ki burada direksiyon sağda. Yani hani bize şöyle öğretmişlerdi “sağdan git hep sağdan” diye işte burada hep SOLDAN gitmen gerekiyor. Yollar çok dar. Yani Mini Cooper diye bir araba üretmek zaten kaçınılmazmış. Iki Mini nin zor geçtiği yerler var. Abartmıyorum…Tabii hani bize diyorsunuz ya neden Türkiye’ye uğramadan geçtiniz
diye. Işte bu direksiyona,yollara alışmamız gerekiyordu.Mesela benim arabayı (Opel Vectra)ilk kullandığımda seçtiğimiz en dar yolda arabanın ön lastiğini yandan yırtmak çok da zor olmadı. Bakınız foto:2 J)
Neyse bazı kötü olaylar size aslında güzel yerlere götürür derler. Yırtılan araba lastiğimizi tamir ettirmek için tamircilerin acılmasını bekledık (1 gün kadar) Sonra aldığımız adres bizi Thames nehrinin yanındakı bir baska köye götürdü. Ve biz buraya bayıldık. Foto:3
Bu arada Opel burada Vauxhal adı altında üretiliyor. Akıllı adamlar Opel’i birde İngiltere’de kullanılabilsin diye iki türlü üreticeğine burada üretım yapmışlar. Fiat/Tofas gibi. Tabii bu durumda kiraladığınız araba ya da taksilerin Opel/Vauxhal olmasına şaşmamak gerekiyor. Almanya’ da ki Mercedes taksiler gıbı.
Etrafımız hep ormanlık, bu konuda babamın kulaklarını çınlatıyoruz hep. St.Petersburg gezisi sırasında yol boyunca yağmur ve güneşe doymuş ağaçları gördükçe bu kudretten sulanmış ağacların büyüklüğüne hayran kalmıştı. İşte babacım durum buradada aynı. Yani uzun sure yeşil diye inlemiş birisi için burası bir cennet. Bu kişi ben oluyorum.
Şimdi eşyalarımızı getiren yepisyeni kamyon ( taşıyıcılar kamyonu incelemek istedikleri için bekliyoruz da) kapıda. Ben yine gelir evin içine nasıl da sığdık ama diye anlatırım.
Bizi izlemeye devam edin…
Twyford/Reading/Berkshire
17 Jan 08
KIZY ADASINDA ZAVALLI TÜRKLER
KIZY ADASINDA ZAVALLI TÜRKLER!!!!!mi acaba!
Sabah 6 da uyandık. Bugünün programı çok erken başlayacak. 8 de KİRSCH adasını gezmek üzere gemiden ayrılmamız gerek. Akşam bu gezi hakkında konuşulurken adanın aynı anda gezilemeyecek kadar küçük olduğu ve gruplar halinde gezip gemiye geri dönüleceği bilgisi tartışılıyordu. Söylentilere göre sabahın köründe ilk grup olarak bizi yani Türk grubunun öne sürüleceği ve diğer gruplar olan Avrupalı ekiplerin daha geç kalkma lüksüne sahip olacakları şeklindeydi. Mızıldanmalar zaten Kore de de ön saflara sürmüştü bunlar bizi seklinde ilerledi. Oysa elimdeki programda önce esirler sonra prensler şeklinde bir not yazmıyordu sadece sabah 8:15 de gemiden kesin ayrılmaca yazıyordu bir de 11:15 tekı dönüş saati tabii. Galiba ben Arda ile uyurken kaçırdığım bilgilendirme toplantısından edinilen bilgi ile böyle olmuştu.
Sabah 7*30 da hemen herkes hazır. Ana Kraliçe yani turun Rusya daki rehberi dıyeceğim hanım bir anons ile 8*15 de dışarı çıkılacak diyor. Biz hazırız ama kapı ağzında beklemeyelim diye odada oyalanıyoruz. Yine de dayanamayıp 8 de cıktığımız da ne görelim bütün gemi coktan boşalmış. Bir tek bizim gruptan ses ve görüntü yok. Neyse sonunda toplanıyoruz. Ama bu arada adada rehberlik edecek kişilerde tüm gruplara dağıtılmış. Bir tek üvey evlat biziz ya bizim grubun rehberi ortada yok. Hatta grubun asıl lideri taa Adanalardan bizimle gelen rehberimiz bile kayıplarda. Mutsuzluk dizboyu. Neden biz şeklinde söyleniyor herkes. Bu arada akşamki milliyetçi duygularla karşılanan ve de karışıklığa yol açan gruplara ayrılma olayı da açıklığa kavuşuyor. Kizy adası bir açık hava müzesi ve küçük gruplar halinde bir rehber eşliğinde gezmemiz gerekiyor ve diğer gruplar rehberlerini de almışlar yola çıkmak üzere hazırlar.Peşlerinden gitme isteği tipik empati karamsarlık duyguları ilee gitsek mi kalsak mı derken önümüzdekileri takiediyoruz. Sürüden ayrılmayacağız ya!!!
Sansımıza hava güzel. Hatta Sıbırya soğuğu beklerken bahar havası ile karşılaşıyoruz.
Grup Kırsch adasından etkilenmiş ancak asıl etkiyi rehberimiz yaratıyor. Çünkü müzeden bize özel verilen rehberimiz Turkce konuşabiliyor. İlk söylediği HATAM OLURSA ÖZÜR DİLERİM oluyor. Grupçak kanımız kaynıyor. Düşünsenize Ruısya nın kuzeyınde bir adacıkta tüm uıygarlık bizi terk etmiş bize ne olacak diye beklerken bir güzel genç bize kendi dilimizde her istediğimizi anlatıyor. Araya bir başka tercüman almama rahatlıgı ile her şeyi sorabiliyoruz.
KIRSCH aslinda bir adalar toplululugu icinde ve de UN tarafından korunmaya alınmış doğası ve sahip olduğu ahsap evleri ve ilginç kilisesi ile görülmeye değer bir yer. Tek bir çivi bile kullanılmadan yapılmış ahsap kilisenin fotografını koyuyorum. Efsaneye göre kiliseyi yapan tek kişi imiş ve de inşaat bitince kullandığı baltayı nehire atmışmış. Rehberimiz Alexy nin anlatımına göre çam ağaçları kış aylarında kesilirmiş ve de inşaatta kullanılırmış. Kilisenin kulelerinin görünümü sanki gümüş kaplama kullanılmış gibi ama sadece sadece ahsap kullanılmış tam detayını bilemiyorum ama yine bu çam ağaçlarının farklı kesilmiş kerestelerinin kullanılması ile elde edilmişmiş Yapımında hiç çivi kullanılmamış olmaması da ayrı bir ilginç tarafı.Bizim gördüğümüz çiviler restorasyonda kullanılıyormuş orjinalden değilmiş. Resimde gördüğünüz iki ayrı binanın bir tanesi Kışlık Kilise diğeri yazlıkmış.
Bu ada nın müze kısmı bir de köy halkının olduğu ve şu anda 69 kişinin yaşadığı köyü de var. Resimde gördüğünüz ahşap evlerde hayvanları ve de tekneleri ile beraber yaşıyorlarmıış. Iklımın sertliği her türlü ihtiyacı ev içinde gidermeye yöneltmiş. Ama banyo/tuvalet için nehrin kenarında küçük barakaları var. Evde en ilgimizi çeken yer ocak olarak kullanılan alan.Adı İZBA olan bu ocak aslında duvar içine oyulmuş bır odun fırını. İlginç kısmı ise bu fırının üst kısmı duz yapılmıs ve yaşlılar ve de çocuklar için yatak olarak kullanılıyormuş en sıcak alan olarak.
Ev içindeki yerleşimde dini olarak kutsandığı düşünülen evin tek köşesi her türlü önemli işin yapıldığı en aydınlık mekan olarak belirlenmiş. Hatta bu köşeye dini bir sembolde konulmuş.
Alexy tarım da yapıldığını söylüyor ancak belki köyde yapılıyprdur çünkü müze kısmında tarıma elverişli bir alan göremedik.
Turun sonunda kimse bize neden kötü davranıldı demiyor diyemiyor. Hatta herkesin yüzünde ayrıcalıklı olmanın tebessümü var. Kendimize güvenimiz geri geldi ikinci bir emre kadar da orada kalacak.
Kanbersiz dugun bizsiz gezi olur mu? OLMAZ!!!!
Bu sene annemlerin ne zaman geliyorsun sorusu meğerse aslında kendi tatil planlarını yapabilmeleri içinmiş. Meğer onlar Haziran sonunda St. Petersburg- Moskova arasında gemi ile BEYAZ GECELER turu yapmayı planlamaktalarmış. Ee kanbersiz düğün olmaz dedik ve de Arda ile hemen ucundan yakaladık teklifin. Okul 21 Haziran da kapandı biz 22 Haziran sabahı İstanbul da hazır ve de nazır idik.
THY nin 401 sefer sayılı St Petersburg uçağına bindiğimizde bu yöne giden tek grubun biz olmadığımızı anladım. Eğlence gemiye kadar beklemeyecek ve uçakta başlayacaktı. St.Petersburg –Moskova arasındaki turların tren,uçak ve ya gemi aktarmalı olmak üzere üç ayrı türü varmış. Ve işte bu üç ayrı tur grubunuda tek uçak İstanbuldan Petersburga götürüyordu. Bu seçilmiş uçağa binene kadar en az bir aktarma yapılmış olduğu için grup içi kaynaşma sağlanmıştı. Sırada gruplararası iletişim vardı. Önce klasik ne tarafa sorusu yani hangi turla demek istiyorum. Ellerde diğer grubun programları ve tabii ki fiyatları ve bu fiyata ne dahil tarzı detaya inmeler. Bu arada gündüz yapılan yolculuk sebebiyle aslında vaadedilen gün sayısındaki eksikliğin yeni anlaşılmasıda cabası. Uçağın arka tarafında tam bir kadınlar hamamı var. Zaten uçakta küçük öyle fazla uzağa da kaçamıyorsunuz hani.
Sonra yemek servisi başladı. Servisin başladığını görünce acıkmış olduklarını anladılar ve bu seferde yemek neden hemen onlara servis yapılmıyorki söylenmeleri başladı. Bu arada çok seyahat edenler bilir ki THY de servis istemek boşuna cabalamaktır. Genelde sizi duymayacak olan hosteslerin vicdanına bırakılmışsınızdır. Ancak bu uçakta ben yanılıyorum. Uçakta hemen hiçbir aksesuarın olmaması güleryüzlü servis elemanları sayesinde unutturuluyor. Hatta adı Tuba olan kızcağız elinden geldiğince o gülümsemeyi hiç bırakmadan hemen geliyorum diye sözler bile veriyor. Ama bu grup psikolojisi ile kendine güveni bir ton olmuş teyzeler onu rahat bırakmıyorlar. istemeye seslenmeye devam ediyorlar. İnsanların grupiçindeki özgüveni ise görülmeye değer. Bazı yolcuların Hosteslerden istedikleri servisi normalde bir altın gününde arkadaşlarından isteyemeyeceklerinden eminim. Ama en büyük yüzsüzlüğü çay kahve servisi sırasında görüyoruz. Tuba yine tüm şirinliği ile "Ben size çay tavsiye etmiyorum çaylar sallama çay kahve vereyim ben size" diyor. Teyze kendisine serviste kusur etmeyen kızı yakalamış "Ay acaba çicek çayı var mıdır?" diyor. Tuba akıllanmıyor ve "olmaz ki olsa olsa benim çantamda belki çıkar" diye şaşkın bir cevap veriyor ve teyze bir atmaca keskinliğinde "Ihlamur olursa iki tane isterim" diyor. Tuba şaşkın ama çantasına bakacağından eminiz. Ihlamur var mıydı bilemiyorum ama Tuba nın bu hislerle bu sektör de fazla kalamayacağını tahmin edebiliyorum.
Veeee 3 saatlik yolculuk sonunda yağmurlu bir Petersburg havaalanı bizi karşılıyor.
1 saat kadar pasaportta beklerken dışarda en az bir saatimiz daha olduğunu bilemiıyoruz tabii. Bizi karşılayan rehber hanım elimizdeki dövizi havaalanında değiştirmemiz gerektiğini önümüzdeki günlerde exchange yaptırmamızın zor olacağını söylüyor.Havaalanında beklediğimiz extra 1. saatin sonunda exchange ofisin parası bitiyor ve parasını bozduramamışların şaşkınlığını da alıp bizi gemimize götürecek otobüslere biniyoruz.
-
Arşivler
- Şubat 2026 (2)
- Ocak 2026 (1)
- Ağustos 2025 (2)
- Haziran 2025 (1)
- Mayıs 2025 (2)
- Nisan 2025 (1)
- Haziran 2024 (1)
- Şubat 2024 (1)
- Mayıs 2023 (1)
- Mart 2023 (1)
- Ocak 2023 (1)
- Kasım 2022 (1)
-
Kategoriler
- #biryazihareketi
- #relocation
- #tasinma
- amsterdam
- Aralik 2009
- Arda's travel
- bizden haberler…
- bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum
- Entertainment
- GEZGIN DOGANS
- gezgindoganlar family trip rocks
- Hobbies
- Hollanda
- Kasim 2009
- kissadan hisse- derlemeler
- roadtrip2019summer
- seyahat
- Taşınma
- Turkiye seyahatleri
- Uncategorized
- zeynep'ce
-
RSS
Entries RSS
Comments RSS


















