Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Sandevic ve Tren Londra 2006

 
 
Merhaba
 
malumunuz Basri Londra da son 4 haftadir… Gecen haftasonu bizde gitttik oglusumla…
 
yolculuk yani gidis cok guzeldi,bi kere emiratesin yeni ucaklarindan di ucagimiz; birde icinde su ICE denilen sistem vardi. Istedigin filmi seciyorsun uyumak istersen durduruyorsun sonra kaldigin yerden devam ediyorsun falan,Arda cok eglendi. Bende 3 bolum PrisonBreak ten ,2 bolum de House dan seyretmsim yorgunluktan olduk yani…
Sonra ucakta Kamuran vardi,first class tan bize servis yapti:)) Arda yi kokpite goturdu saolsun:))
 
Sonra iste Londra da babamizla bulustuk ve cesitli tren aktarmalari ile kaldigi yere ulastik. Aslinda cok guzel biryer(Canary Wahfr da.Nehirin hemen yaninda bir apartmanda bir daire pencereden bakinca nehirin ustunde duruyormussun gibi oluyor:))
 
sonra iste trenlerle bir oraya bir buraya dolastik. Arda ki tren/metro cok sever sikildi cocuk ben tren istemiyorum artikk diyor…
 
Bi de sandevicler… Basri daha iyi anlatir ama hersey sandevic le basliyor ve bitiyor. pahali bir yer oldugu icin sandevicle gecistirliyor hersey.
Ama Allah var sandevicleri guzel…
 
Ben Londra nin en cok trenlerini sevdim,yani kimsenin araba kullanmayip trenle ise/eve gitmesini sevdim…Ve de yol boyunca kitap okuyabilme imkaninin olmasini  sevdim,kiskandim…
 
Sonra Kamuran siz,ICE sistemi olmayan kucuk bir ucakla sikilaraktan Dubai ye donduk… Arda seyahatlaeri cok seviyor ama en cok eve donusu seviyor galiba…Oyuncaklari ve Anusuna kavusunca cok mutlu oluyor…
 
Kisaca boyle  bir Londra gezimiz oldu…
Bayrama a Alper-Fulya _ Mert ve Ufut bize geliyorlar heyoooo…
Sevgler,selamlar…
Zeynep
 

Ekim 18, 2006 Yazan: | GEZGIN DOGANS | Yorum bırakın

Busefer ki kisa oldu…

Merhaba
 
Temmuz ayinda Arda yi Pasadede ve  en buyuk insaatci anneanne ile  Mersin de biraktigimizi,Basri nin de Oman a gittigini ve benim bu sicaccik ulkede kaldigimi hatirlarsiniz.
Temmuz un son haftasi gidip oglusumu ve tabii Anu yu alip donduk evimize. Ama galiba biraz erken almisiz cunku Arda okulu acilana kadar resmen patladi evde. Benim ise gitmemi sevmedi, gunesten nefret etti:((
Gunesin serin bir havada ne kadar da arandigini bilemiyor yavrucak. Istanbul da Capa Dishekimliginin bahcesinde serin bir havada gunesi gorunce nasilda sasirmisti," Anne gunes hicte sicak degil Ne Guzell " diyivermisti. sabah sabah Anu nun dislerindeki bracketlerin sokulmesini beklerken.
 
Tatili biraz anlatalim: Arda ve Anu  Mountain House yaylada Anneanne,Pasa dede,Suphi dede,Ikbal teyze,denizde Erdal dede-Saadet yenge derken pek yogun bir bir ay tatil yaptilar. Hatta o kadar mesgul du ki benim telefonlarima,simdi oynuyorum,mesgulum diye cikmayi reddetti.
 
Ben bu arada Dubai de bos evi hic sevmedim. Ailelerimizi cok takdir ettim hani nasilda izin vermisler cekip gitmemize.Arkamizdan huzunlendiklerini biliyoruz agladiklarini da tahmin ediyoruz ama ben kabuslar gordum yaa. Hic sevmedim bu isi. Diyeceksiniz ki kizim ilk defa birakmiyosun ki sen Arda yi diye ama dikkatinizi cekerim o zaman ben eve donmuyodum ki,ben de gidiyodum bir yerlere…Neyse yani kalanlardan olmayin diyorum,sizde gidin biryere eger giden varsa…nasilsa olacak bigun, hayirli gidisler olsun..
 
Neyse iste Arda bey buarada Turkcesini ilerletti.. Donusten bu yana Turkce konusmaya oncelik veriyor.Anu Turkce okumaya basladi bu arada…
 
Pasadede ile Bizi karsilamaya geldiklerinde  ne heyecanli idi,gormenizi isterdim. Kameraya cektim aslinda Adana-Bekiralani arasinda hic susmadigini tahminedersiniz. Yalniz kiskanayim mi bilemedim babasina benden daha fazla heyecanlandi.hatta yaninda oturmasini istedi:))
Sonra bize yaptiklari Kargi evi gosterdi,komsu cagirinca gelemem annemler geldi dedi. Sonra Babaanne ve Dogan dede de geldiler. Herkesi gorduk super oldu…Adamin kendine has bir sosyal yasantisi var Hamide nin cagrisina dayanamdi gitti yine bir yarimsaat oturdu geldi. 
 
Ertesi gun Arman askerleri diyeyim Mert abi ve Ufuk ta geldiler ve daha bi senlendi evimiz:) Bu zipirlar buyuduklerinde de birbirlerini bu kadar severler umarim. Ufuk ile Arda gercekten cok iyi anlastilar…
Ama ne yazik ki bizim donus turnesine cikmamiz gerekiyordu bizde Istanbul a ucakla,sonra Ankara ya otobusle,sonra Eskisehir e de otobusle,eskisehir den Istanbul a vazgecilmez tren le gittik. Sonra da evimize donduk.
 
Butun bu turne de bize kollarini acan ve Arda ma unutulmaz bir tatil yasatan ailelerimize cok tesekkur ederiz.
Ankara da yillarin  ilk  ve tek adresi Kayaogullari Otelinin guzel evsahibesi Ezgicigime ve Ozana,bizimle oyuncaklarini paylasp-evden Atakule ye kadar yaptigimiz yuruyus te bize eslik eden Ege abiye tesekkur ederiz…
Sonra bize guzel bir mekanda  harika bir aksam gecirmemizi saglayan Fulyacigima ve Prenses Satenay ile   kucuk prens Kayra ya  cok tesekkur ederiz.Keske Levent de bizimle olabilseydi…
Sonragorusmeyeli  kacyil oldu saymaya korktugum,butun bu guzel insanlari tanimami saglayan ilk goz agrim Dilekcigimi  gordugume ve de Karya ile tanisma imkani bulmama cok sevindim.Yeni projende sana ve ailene  iyi sanslar  ortmenim…
Basri ile Datasel de iken tanisip da ofisler,sehirler ayrilinca yollarda ayrildi demeden bizimle her firsatta gorusmeye can atan Marmara ailesine bize evlerini actiklari icin tesekkur ederiz. Ayrica ezine ozel peyniri de Dubai getirliceklel arasinda ilk sirayi aldi sayenizde…
sonraguzel  kuzenler Gonca ya  ve Suheyla ya  ve  de Naciye yenge ye de ODTU ye kadar kalkip geldikleri icin tesekkur ederiz.
Tabii  Dubai den  kisitli bir sure icin Ankaraya ailelerni gormeye gittiklerinde bile  bize zaman ayiran Didemcigime  ve Sina  ya da tesekkur ederiz.Kara gozlum Gulsen Sultani da alip yurda donmeye karar vermeze ise bisey diyemiyoruz biliyorsunuz…
 
Sonra o aksam Selcuk ta vardi orda degil mi,nerde ki simdi acep:))
 
 
sonra Ankaradan yola ciktik Onur Dayi ile Isil yengeyi ziyarete Eskisehire gittik. Arda da bende Eskisehir i cok seviyoruz. Onur ve Isil in orda olmasinin bunda etkisi cok tabii ama trafigi ile ,tramwayi ile duzenli aklibasinda birsehir bzim icin Eskisehir. Bu arada Arda ilk defa carpisn arabalara bindi. Tam 1 sene once benimle beraber bindigi ilk denemesinde ilk carpismadan sonra niye vuruyorlar bunlar diye kizip turu bitirmeden indigi goze alindiginda bu defa iki defa  ustelikte tekbasina bindi:))
sonra ordan da trene binip Istanbul a gittik. Ama trenin bizim oldugumuz vagonunda klima calismayinca buyuk bir akvaryumda yolculuk etmis gibi olduk,neyse ki kisa surdu:))
Istanbul da da ,Istanbul Ozus otelinde kaliriz biz hep bilirsiniz. Nesrin de tipki Ezgi ibi bizim koca koca bavullarimza alisiktir. Kapidan girip camasir makinesi nerde,yikanalim , ne yemek var yiyelim yatalim diye dolasan Dogan ailesine hep gulen guzel gozleri ile bakar,kucak acar:) Kucuk Bahar Arda ya koltuklarda ziplama konusunda eslik etmesini bildigi gibi eline bez verip odasinin yerlerinide sildirir,ee akilli bir gelinim olacagini bastan bilidum:))
Bu yilki tatilimizin icimize sinmeyen tek tarafi Bursaya gidememek ve de Dogan ailesinin son ferdi Ezgi hanimla tanisamamak oldu. Tamer Amca ve Nurcan yenge yi de gormek isterdik tabii ama bebisle taniamadik uzgunuz yani. Neyse bayrama Amcasinin elini opmeye gelirse basaracaz gelin olmadan gormeyi:)
Bi de Funda yenge ile gorusemedik,Amerikalarda geziyodu.:(
Sonra Fulya yenge ile de cok zaman geciremedik:((
Yani eskisi gibi soyle bizden bikana kadar orda kalamadik ozur dileriz…
Ama sizi bekleriz sezonumuz acildi demis miydim..
 
Sevgiler…
 
 
 

Ekim 2, 2006 Yazan: | GEZGIN DOGANS | 1 Yorum

Dogans in Avusturya

Merhaba herkese…Son yazdigimdan bu yana neler oldu kisaca bi bakalim: Basri Sun Microsystems dan resmi olarak ayrildi ve izne cikti. Biz de Arda ile onu yakalamaya calistik. Basri kendi tatil maceralarini bir ara yazacaktir nasilsa ben Arda ve benim tatilimi anlatayim size.
Malum Basri 23 Nisan da Turkiye ye gitti. Giderken sagolsun Arda ve benim Viyanaya gidisimizi de ayarlamayi ihmal etmedi.Bu durumda biz de bilet tarihimiz olan 28 Nisan Cuma gununu iple cektik. Bu arada hic vejeteryan arkadasiniz oldu mu bilmiyorum ama benim yok. Ve biz gecenlerde Arda nin arkadaslarindan (Hindistan kokenli ) birinin dogumgunu icin Burger king e gittik. Neyse parti sonunda yiyecekler geldi. Ben  guzelce burgerin paketiniactim ama icinde burgeri bulamadim. Saskin saskin sogan,ekmek,sos ve peynire bakip aa bunun burger ini unutmuslar diye dusunup garsona sordum. Garson bu bir vegie burger eti yok demez mi? Ee aksam saat olmus 9 Arda ac ,mecburen nuget istedikte geldi. Yani bu da boyle bir maceraydi diyebiliriz.
 
Sonra bu partinin hemen ertesi gunu Ardacimla Viyanaya gittik . Buradan yol 6 saat suruyormus,gunduz yolculugunda Arda icin bunaltici oldu tabii. Neyse Viyana ya indik hava buz gibiydi. 40 derece sicaktan gidince 10 derece
soguk sayilir degil mi? ama otelimiz cok sirindi,Ikea dan ve kucuk yerlerden yer yapmaci arkadaslardan olusan bir ekip tasarlamis herhalde oteli gayet sirindi. Bir kere 24 saat yemek/kahvalti bulabiyorsun:)) Yani asagida bir buzdolabi var,icinde 8euro luk kahvalti/hazir yemekler hazirlamislar ,oda da microdalga var zaten olmus sana 24 saat yemek servisi:))
Viyana ve Avusturya da en buyuk problemimiz domuz etinin inek etinden cok olmasi oldu. Hatta sosislerin icinde domuz olmasi arda yi hem sasirtti hemde uzdu,cocukcagiz uygun sosisi bulana kadar bekledi yine de.Neyse iste ctesi aksami Basri baba geldi ve Pazar gunu kiraladgimiz arabamizla Salzburg a dogru yola ciktik. Yol boyunca koylere girip ciktik. Bu arada ozellikle Avusturya da Pizzacilarin hepsi Turk. Hemde isleten Turk ama yemekler ya Pizza ya da Yunan Tsazistki dedikleri cacik falan. Adamlar Turk yemegi falan diye yazmamislar. Ama doner durum var. Bi da bir plaka gorduk mesela CORUM2 diye.
 
Avusturya da Alpler oldugunu ben bilmiyodum,gorunce mutlu olduk. Salzburg ozellikle daglarin arasinda kaliyor. Orada 4 gece kaldik cevre yerlesim yerlerine gittik,hele bazi yerlerde kalbimiz de kaldi diyebilirm. Tabii baharin gelmis olmasi,ki Salzburgtaki 4 gunde hava cok guzeldi,yemyesil bir doga,daglar,kar sulari ile gurlesmis nehirler, serinlik Dubai collerinden gelmis insanlara vaha gibi geliyor. Ama haksizlik tabii Avusturya nin sadece 8 milyonluk bir nufus ile kocca bir ulkede yasamasinda. Hersey cok duzenli,insanlar belli ki refah duzeyleri yerinde,mutlular.Biz de turist olarak mutluyuz tabii ama insan helede Turk irki olarak kiskanmadan,elin oglu nasilda yapmis demeden edemiyoruz. Mesela Salzburg ta musluman kokenli bir adamin islettigi donerci de sabah iki koca doner asilmis,donmekteler,usta Turk. Iki tane daha Turk gelmis muhtemelen tir soforuler,hemen ayak ustu isletmenin gunluk kazancini cikariverdiler,vay be ne cok kazaniyor,bizim Ali abi de boyle yapsa falan muhabetine girdiler tabii. Bu baskasinin ne kazandigi olayi da bizde var galiba, bilmem siz ne dersiniz.
Gittigimiz heryerde Turkler var. Ya orda calisiyor,ya yillardir yasamis vatandaslik bile almis,ya da bizim gibi turist. Zaten ben artik dunyada Japonlar bir,Turkler iki ,en cok gezen millet diye kabul ediyorum.
Bu arada fotograflari ekleyecegim,goreceksiniz artik yanimizda fotografcimizi beraber goturuyoruz:)) Dikkat ederseniz flasta parmagi olan Arda degil,Babasi:)) Biraz bizi kareye ortalamakta sorun cekiyor,ben o yuzden oyle yamuk durmusum mesela ama ogrenecek. Fotolara bakarken description larada bakmanizi rica edecegim,simdiden teskkurler…
 
Bu arada Salzburgtan Innsbruck a giderken arada Almanya ya da girmek gerekti.Biraz da ordan fotograf var. Viyanadan hic yok,cunku makinemiz yoktu:((
 
Bu arada Mathause diye bir bolgede de Hitlerin Toplama kampi varmis,ama hava cok soguktu o sirada hakkiyla gezemedik,Ardayla gezdik…
Bu arada kayak yapan arkadaslara soyleyeyim Zell am See ,Innsbruck kayak,bisiklet ve hatta paragliding icin cok guzel yerler. Kayak pistlerini gormedik ama benim hosuma giden yani otellerin bulundugu kasabalarin kayak yapilacak pistlerin dibinde degil daha  asagida konuclanmasi,ve teleski/telesiyejlerle yukariya tasinilmasi. Ben en son Uludaga gittigimde oyle degildi,simdikini bilenler soylerler herhalde. Bu arada ilgilenenlere duyuru bizim burdada SKIDUBAI var,disarisi 40 derece ama icerde kayak yapabilirsiniz:))
 
Haa birde bisiklet olayi var tabii beni kudurtan,kiskancliktan yani. Ben ki Onur a 7 yasindayken bisiklete binmesi ogreterek,bisikletimi kaptirmis biri olarak catladim. Yaa herkes heryere bisikletle gidiyor. Biz aman cocugu araba koltuguna bilmem kac kemerle baglayalim derken bu bebekler dik oturabildikleri anda annelerinin bisikletinin arkasindaki selede yasamaya basliyorlar,kafalarinda bir kask ,uygun oturaklari var tabii,ama anne cok sakin suruyor. Ben kendim dengede duramiyorum ki degil bebek tasiyayim bi de. Yani suruyoruz tamamda hep o ezilecez,trafik korkusu ile rahatca bisiklet surememisiz. ama burda bisiklet yollari var tabii patronu,cocugu,heryasi bisiklete biniyor.Hatta arda da kisa bir sureligine yan tekerlekler olmadan iki tekerlekli surdu,sonra biz gaza geldik kask falan aldik hemen ertesi gunu,bisiklet kiraladik falan,bi gaz bi heyecan  adam surmedi o ayri. Sonuc bende alacagim. Tamam su anda burasi cok sicak ama birseyler dusunucez artik,bizi izlemeye devam edin:))
 
Sonra biz donduk,donus yolculugu 5 saat 30 dakika suruyor,yani daha kisa:)) ama bu sefer arda uyumadi,ucakta cok dolu degildi neyse ki,boylece ardanin bu sure boyunca ucakta kosmasi cok sorun olmadi:) Tabii gelince Anuyu ve oyuncaklarimizi ozlemisiz uyumamiz zaman aldi. Bu arada gitmeden once Ardaya yanina oyuncak alacak misin diye sormustum o da "Viyana da oyuncakci vardir " demisti,yanilmamis donuste cantasina sigdiramadik:)) Akilli cocuk ne diyeyim…Ama bu sefer Mcdonalds harici yerlerde de yemek yemeyi basardik,pizzacilarda makarna ve piza mesela:))
 
Sonra iste gunluk isler malum,arabayi servise vermek,daha once verdigimizi almak,evin patlamis su borusunu yaptirmak,ardanin okul taksitini yatirmak falan gibi islere daldik,pardon ben daldim. Kocam izinden dondugunde hersey hazir olsun diye ugrasiyoruz iste:)) Haa bi de ise dondum tabii,ofise de gidiyorum arada:)) 
Vefakar es…Mesgul anne…Zeynep
Sevgiler herkese…
 

Mayıs 9, 2006 Yazan: | GEZGIN DOGANS | 2 Yorum

Singapur

Üç yıldır Dubai’de yaşıyoruz. Bayram tatili gibi Türkiye’deki sevdiklerimizin (ve bizi sevenlerin tabii) Dubai’ye gelebilecekleri izin dönemlerinde onları burada görmekten büyük zevk alıyoruz. Ancak iki yıl önce hazırlıksız yakalandık ve uzun bir Ramazan Bayramı döneminde kimsenin gelmedi ve biz çok sıkıldık, keşke bir seyahat falan planlasaymışız diye hayıflandık. Hal böyle oluncada karar verdik. Eğer o tatilde kimse gelmiyorsa biz de Dubai’de durmayalım dedik. Ancak biz bu kararı verdikten sonra hiç bos kalmadık ,sağ olun hep yanımızda idiniz.

Bu sene sırası gelen arkadaşlar Ramazan Bayramının yaz tatiline çok yakın olması sebebiyle havaya giremediklerini ve de bize gelemeyeceklerini söyleyince iş başa düştü. Kendimize bir plan yapmalıydık. Uzak Doğu uçuşları için Türkiye’den yola çıktığınızda genelde Dubai’de aktarma yapılıyor. Bu durumda biz de yolun bir kısmını zaten gelmişiz bari kalanına gidip bir bakalım düşüncesi ile bakındık. Dubai’nin kendisine örnek aldığı Singapur’a gitmeye karar verdik. Emirates Holidays ile görüştük ve  uçak+otel paketi aldik.1 Kasım’da Dubai’den çıkış yaptık,6 Kasım’da da geri döndük. Tabi aramızdaki 4 saatlik farkla Singapur’da 5 gün dolu dolu kalmış olduk. Planı yaparken fark etmemiştik ama tarihler bizim 10. Evlilik yıldönümümüze de denk gelmiş oldu. Çifte bayram oldu yani.

Singapur öncelikle özellikle Dubai’nin sarı sıcak çöllerinden sonra fazlayla yeşil. Sokakta orkideler bizim papatyalar misali açıyorlar. Bahçe tasarım ve bakımına pek meraklılar, özel önem vermişler. Turistler için ille de gidin görün denilen botanik parklar var. Ama Arda’nın yaşı henüz orkideleri takdir edecek aşamada olmadığı için biz rotamızı hayvanat bahçesine cevirdik.

Singapur Hayvanat Bahçesi hayvanların kafesler arkasında olmaması sebebiyle ünlü imiş, biz bilmiyorduk. Gidip görene kadarda insan inanamıyor. Evet gerçekten de hayvanlar ki buna aslanlar da dahil herhangi bir kafeste değiller. Oldukça geniş bir araziye serpiştirilmişler ve gayet rahat davranıyorlar. Kafes yok ama her hayvan grubunun kendine ait bir bölgesi var ziyaretçilerin göremediği bir koruma sistemi ile de birbirlerine ulaşmaları engellenmiş. Zaten aç olmadıkları için de hiçbiri diğerinin alanına bulaşma ihtiyacı hissetmiyormuş. Biz aman da ne güzelmiş diye insanlar için ayrılmış yollarda yürüyerek gezmeye başladık. Hatta bir de gece turu varmış ona da bilet aldık. Gündüzü yetmez bir de gece rahatsız edelim hayvancıkları diye düşünmemişizdir herhalde ama gün içinde başımızdan geçen olaya rağmen gece turuna katılmakta ısrar etmemiz ayrı bir durum. Merak bu olsa gerek.

Arazi çok büyük, biz de küçük adımlarla yürüyor olunca yorulmuştuk. Denk geldi, en sevdiğim hayvan olan zürafaların olduğu bölgede bir bank bulduk. Arda ve ben bankta oturmuş manzaranın keyfini çıkartıyorduk ki yakınımda bir yabancı cisim hissettim. Sağ tarafımda, yanı başımda diyebilirim hatta, bir Lama vardı. Ben aa açık alan dedik ama bu da biraz fazla rahatmış yahu düşüncesi ile irkiliyorum ama güzel bir enstantane olur diye de Basri’ye bizi çeksene demek için kafamı ondan yöne çeviriyorum. Ama Basri’nin arkasındaki bir adama gözüm takılıyor. Adam, ki meğer hayvanat bahçesinin görevlisi imiş, bize olabileceği en sakin ses tonu ile bulunduğumuz yerden acilen uzaklaşmamızı ama bunu da koşmadan ama hızlı adımlarla yapmamızı söylüyor. Koşmayın kısmına özellikle vurgu yapıyor. Adamın söylediklerini kulaklarım beynime aktarırken gözlerim ilerdeki tepecikten bulunduğumuz tarafa bakan aslanları görüyor. Yol boyu gelirken seslerini duymuştuk ama henüz onların kısmına geçmemiştik. Aslanlarla Lama bakışıyorlar aslında bizimle ilgilendikleri yok ama olurda biri panikleyip koşarsa ortalık karışacak, orası kesin. Bunu sadece beynim değil iliklerim de anlıyor artık. Banktan kalkıp, bir yandan pusete eşyaları yükleyip, bir yandan da Arda’yı da kucakladığımız gibi uzaklaşıyoruz. Biz uzaklaşırken diğer görevliler de geliyor. Hepsi neler olabileceğinin farkında ve hayvanlarını nasıl ürkütmeden ve korkunç sonuçlara yol açmadan kurtarma telaşındalardı. Hayvanlar ise, yedi sekiz tane aslan ve bir lama, bir gariplik var bu işte, ne yapmalıyız şimdi diye düşünüyorlardı herhalde çünkü bir sure bakıştılar sonra lama çok da hızlı olmayan adımlarla yürümeye devam etti. Peşinden de görevliler. Aslanlar ise arkasından bakakaldılar. Aradan ne kadar süre geçti bilemiyorum ama daha sonra lamayı yakalanmış olarak, sakince görevliler arasında yürürken gördük. Bu arada insan tekrar tekrar düşündükçe olayın ciddiyetini daha iyi anlıyor aslında. Ertesi günün gazetelerinde, çok korunaklı olduğu iddia edilen hayvanat bahçesinde aslanlar ziyaretçilere saldırdı diye bir arka sayfa haberi okumanız ve aaa Türkler de varmış demeniz işten değildi yani.

Neyse kimseye bir şey olmadan atlattık ve gece turunu bekledik. Tur treni hani yanları açık, yavaş yavaş giden gezinti trenlerinden. Karanlıkta ilerliyorsunuz, pek de bir şey gördüğünüz yok aslında. Rehber kişisi yanından geçtiğimiz hayvan hakkında bilgi veriyor. O zaman ögreniyoruz aslanlar mesela yirmi dört saatlik bir surecin sadece dört saatini avlanma ve yemek için kullanırlarmış ve tok oldukları için de mesela gün içinde gezinmekte olan insanlara sataşmazlarmış.

Maceralı hayvanat bahçesi ziyaretimizden sonraki gün için planımız Sentosa Adası denilen bir adaya gitmekti. Aslında Singapur’a bağlı 63 ada varmış ki kendisi de bir ada devlet zaten. Sentosa Adasina teleferik ile geçtik. Manzara büyüleyici idi. Buraya da sualtı dünyasını gösterdikleri bir Akvaryum yapmışlar. Akvaryumun farklı ve etkileyici olma sebebi içinde koridorlar açılmış insanlar geçebilsin diye. Yürüyerek koridorda gezerken de cam duvarların arkasındaki balıkları görebiliyorsun. Bilumum köpekbalığı türlerinden örnekler var. Artık onlar mı bizi izliyor yoksa koridorda tam bir balık istifi şeklinde ilerlemeye çalışan ziyaretçiler mi  onları izliyor bilmiyorum  ama kapalı yerde kalabalık bir grupla kalmaktan ürküyorsanız hiç gereği yok balıkları da görmeyin bari.

Bunların yanı sıra Singapur’da kültür, sanat etkinliklerinin hepsi var. Bölgenin en büyük kitabevi olan Kinokuniya ile burada tanışıyoruz ve çok çok seviyoruz. Beni etkileyen en güzel yanı çocukların ve herkesin oturup da okuyabileceği koltuklar konulmuş olması. Tabii sayıca yeterli değiller ve zaten burası bir kütüphane de değil ama insanların içeride uzun sure geçirebilmeleri için oldukça rahat hissettiren bir ortam yaratılmış, koltuk bulamayanlar pencere kenarlarında ya da hatta halı kaplı yerlere oturarak okuyor, göz gezdiriyor elindeki kitaplara. Hiç kimse hiçbir şeyi almak mecburi değil. Dükkânın önünü kapatıyorsun, almayacaksanız kalabalık etmeyin diyen de yok.

Singapur böyle bir yer turist gözüyle. Yaşaması farklıdır diye düşünüyorum çünkü oldukça ilginç kuralları var. Mesela sakız çiğnemek yasak. Hatta o kadar yasak ki ülkede sakız satışı yok. Akıllıca tabii yerlere atılan sakızları temizlemekle uğraşmıyorsun böylece. Sonra güvercinleri beslemek de yasak. Araba sayısı da kısıtlı. İsteyen dileyen herkesin arabası olamıyor. Toplu taşıma konusunu gayet iyi çözmüşler. Metro istasyonlarının yeraltında trenlere giden alanlarını da çarşı olarak kullanmayı akıl etmişler ve yüzölçümü çok da büyük olmayan bir ülkenin derinliğinden de faydalanmışlar.

Memlekete çok uzakmış yoksa sevmiştik aslında diyerek Dubai’ye dönüyoruz. Zaten birçok açıdan Dubai ile Singapur birbirine benziyor. Her ikisi de bölgelerinin ticaret ve eğlence merkezi olmaya çalışıyorlar, Emirates havayolları Singapur havayollarını örnek alıyor, şehir içindeki binalar falan gerçektende benziyorlar birbirlerine. Ama benim gözlerim eve giden yolda, içinde bulunduğum aracın camından bakarken bir boşluk bir eksiklik hissediyor. Bir gariplik var diyorum ve sanırım bunu sesli söylemiş olmalıyım ki Basri, ağaçlar yok diyor. Evet Singapur her şeyden de öte bizim için en koyusundan yeşille tanıştığımız yer olarak hatıralarımıza kaydediliyor.

Umarım sizlerde gidersiniz ama unutmayın direk uçmak uzun olur. Dubai de stopover yapıp bizi görmeyi unutmayın.

Kasım 10, 2005 Yazan: | GEZGIN DOGANS | 1 Yorum