Bitti de iyi mi oldu
Bitmeyen karantina yapmışlar
Nereye gitsem peşimde
Ağustos’ta kalktım Amsterdam’a gittim, baktım keyifli millet eğleniyor, maske falan yok, hava öyle sıcak ki kanallara atlıyorlar sanırsın plaj
Güzelmiş buralar, hadi gelelim biz de dedik, yüklendik eşyaları taşındık falan derken Ekim 3’de ben geldim, 14’ünde kapattı adamlar restoran, pub ne varsa hepsini!
Aşkolsun, beni mi bekliyordunuz yahu? Neyseki mağazalar açık, yine de bir hareket var, bekleriz canım 6 hafta dediğin nedir ki!
Ben bu arada bir Türkiye’ye gidip bakayım dedim, 10 günde çekirge misali hoplaya zıplaya virüsün önünden yanından geçip geri geldim Amsterdam’a.
Kasım gibi sokak süslemelerini de yaptılar. Eh Christmas öncesi açarlar canım dedim. Dedim ama onlar mağazaları da kapattılar, kaldık vitrin süslemeleri ve sokak ışıklandırmaları ile başbaşa!
Geçti Christmas geçti yılbaşı geldik Ocak ayına
Bugün ayın 12si, ha bugün ha yarın derken Şubat ortalarına kadar sormayın kapalısınız demez mi Başbakan bey, hay Allahım!
Dedim ya bitmeyen karantina yapmışlar diye
Biter elbet biter de bezdirdin be diye bir çığırayım istedim.
Oğlum İngiltere’de, anam babam Türkiye’de, ben ne arıyorum burada diye de yazayım şurada bir dursun dedim.
Sebepler hevesler hepsine bir kulp bulursun da özlem ayrı birseymis. Hangisini özleyeceğimi şaştım sanki
Bitecek elbet bu savaş.
Savaş diyorumda 1. Dünya ülkeleri savaşı gibi bir şey sanki bu bu arada. Yani ne oldu 3. Dünyanın kanlı bombalı savaşları bitti mi simdi tamam mı? O zaman belki de Suriye’den kaçarken Akdeniz’in sularında boğulan miniklerin ahı mı acaba bu çekmekte olduğumuz, kim bilir?
Neyse dedim ya karantinalar, üç ülkedeki kısıtlamaları izlemek de ayrı eziyetmiş.
Hayırlısı ile bitsin artık da işimize gücümüze bakalım.
Böyle yazmışım Ocak 2021de, kendime aldığım notlarımda. Bugün Mayıs 2022 ve Ukrayna’da savaş çıkalı 2 ayı geçti bile. Ülkeler arası bombalar, çeteler arası saldırılar, öfke dolu tokatlamalar, bıçaklamalar derken arada bıraktığımız 1.5 metrelik mesafeyi de kaldırmışız. Bu durumda Covid bitmiş gitmiş ve bize bıraktığı motto da sevişecek kadar yaklaşma ama savaşmaya devam et olmuş sanki.
Hayırlısı ile bitse de işimize gücümüze baksak demişim ama bitmeseymiş de bu savaşlar, tepişmeler biraz daha dursaymış fena mı olurdu acaba


Sen devam et!
Arda’nın ısrarı ile ilk defa şehir içinde bisiklete biniyorum.
Yalnız seçtiğimiz bisiklet bana göre ayarlanabilir bir alet değilmiş, selesi oldukça yüksek ve sürdüğüm hepi topu 15 dakikada beni çok rahatsız ediyor ve kenarda beklerim ben sen dolan gel demek zorunda kalıyorum Arda’ya.
Amsterdam’dayız ve en küçüğünden en büyüğüne insanları o kadar rahatlar ki bisiklet üstünde. Yollar da ona göre yapılmış, öyle ki 4 tekerlekli motorlu araç sürücülerinin hayatı baya zor. Ama yeni öğrenen bir bisikletlinin de işi hiç kolay değil açıkçası; motorlu araçlardan ziyade diğer bisikletlilere engel olmak, hatta tehlike yaratmak çok kolay ve o öyle bir durumda olmak istemiyorum.
Daha sonrasında Basri’nin bulduğu bir tren+bisiklet entegre planı ile bisiklet kiralıyoruz. Artık bu ülkede bu şehirde yaşayacak isek bu iki ulaşım aracını hayatımıza katmak durumundayız. Tren+ bisiklet planını da kısaca şöyle anlatayım; devletin yönetiminde olan trenlere aylık abonelik var, bu aboneliklerde indiğiniz istasyondan yine devletin tamir ve bakımını yaptığı bisikletleri ücretsiz alabiliyorsunuz. Bir bakıma bu bisikletlerin kiralanma ve bakim ücretleri de o aboneliğin içinde. Bu bizim çok işimize geldi çünkü böylece haftasonlarında istediğimiz kadar trene ve bisiklete binerek tüm ülkeyi dolaşabilmemize sadece imkan vermedi, özendirdi de.
Ne diyordum? Ha, ilk kiralamayı yaptığımız yerdeki görevli benim sıkıntımı gözümden anlıyor ve bana hiç tasalanma onlar sana göz kulak olacaklar sen sürmene bak diyor. Son zamanlarda duyduğumdan en güzel en destekleyici söz, sen devam et!
Bu bisikletler Dutch Bike denilen, Hollanda’nın en geleneksel büyük tekerlekli ve frensiz vitessiz nam-i diğer kontrapedal bisikletlerinden. Kontrapedal sürmek hiç tecrübe ettiğim bir şey değildi ve açıkçası frensiz yapamam diye korkmaktaydım. Ancak öncelikle diğer araçlardan korkmamamı sağlayan geniş ve tek yön olarak tasarlanmış yollar ve genelde haftasonunda ve ya nispeten az trafik olacağını bildiğimiz saatlerde sürmemiz sayesinde alışmam kolay oldu ve açıkçası artık kontrapedal bisikleti daha bir seviyorum.
Neden mi? Çünkü farkettim ki fren yaptıktan sonra bisiklet üzerinde sakince durabileceğim bir kaç saniye daha oluyor ve hiç de kısa degil bu süre. Yani panik olmaya hiç de gerek yokmuş. Bu saniyelerin uzunluğunu şöyle tarif edebilirim, Formula 1 seyretmişsinizdir muhakkak hani araçların yarışı kazanmaları icin gereken süre saliseler ile ölçülür, saniye büyük kaçar oraya. İste o geçen zamana bisiklet üzerinden bakınca uzunluğunu daha bir iyi anlıyor insan.
Tabii bu ayrı bir düşünceye de götürüveriyor beni, hani derler ya hayat bisiklete binmek gibidir pedalının hep çevrilmesi gerekir durunca düşersin diye.
Oysa düşmeden önce bir süre varmış işte.
Yeter ki panik yapma!




-
Arşivler
- Ağustos 2025 (2)
- Haziran 2025 (1)
- Mayıs 2025 (2)
- Nisan 2025 (1)
- Haziran 2024 (1)
- Şubat 2024 (1)
- Mayıs 2023 (1)
- Mart 2023 (1)
- Ocak 2023 (1)
- Kasım 2022 (1)
- Ekim 2022 (1)
- Eylül 2022 (2)
-
Kategoriler
- #biryazihareketi
- #relocation
- #tasinma
- amsterdam
- Aralik 2009
- Arda's travel
- bizden haberler…
- bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum
- Entertainment
- GEZGIN DOGANS
- gezgindoganlar family trip rocks
- Hobbies
- Hollanda
- Kasim 2009
- kissadan hisse- derlemeler
- roadtrip2019summer
- seyahat
- Taşınma
- Turkiye seyahatleri
- Uncategorized
- zeynep'ce
-
RSS
Entries RSS
Comments RSS
