Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

622 nolu konteynır

Konteynırınız şu anda Singapur’da dıyor telefonda karşımdaki adam.

Ben Ingiltere’deyim. Konteynır yola Dubai’den çıkmıştı.Bu Singapur ne alaka, siz beni delirtmeye mi çalışıyorsunuz Allah aşkına!

Karşımdaki oldukça sakin eh siz tam bir konteynır almadınız ki diyor. İçinde sizin de eşyalarınız da var evet ama sizden başka iki ayrı kargo grubu daha var. Önce onlar boşaltılacak, o limandan yeni kargo alınacak sonra o kargoların da gideceği teslimat noktaları üzerinden yeni bir rota yapılacak. Kargonuz size ulaşacak merak etmeyin ama tam olarak gün veremiyorum size.

Ama adama çok da kızamıyorum, eşyamız az, tam yük olmayız boşa para harcamayalım diye düşünmüştüm ve parçalı adı verilen bir taşıma üzerine anlaşma yapmıştım. Bu kadar uzayacağını tahmin edemedim.

En azından konteynırın nerede oldugunu biliyorum bak diye de kendimi teselli etmekteyim. Öyle ya Mesut söylemişti zamanında bu kocaman kibrit kutuları yolculuğun herhangi bir anında o devasa yuk gemilerinden denize kayıp gidebiliyormuş ve bulunmuyormuş bir daha da. Batmaz ki meret, bır kıyıya vuruyordur ve muhakkak birileri buluyordur da, sahibine ulaşmıyor sonuçta.

Taşımacılık yapmak amaçlı konteynır sahibi olduğumuz bir zaman dilimi de oldu aslında. Dubai’de yaşadığımız dönemde arkadaşımız Mesut’un lojistik firmasının kurulumu aşamasında yatırımcı olmuş idik ve iki tane konteynırımız vardı. Gerçi içinde ne var, nereye gitti, geri geldi mi diye hiç düşünmemiştim.Sonra da zaten firma kapanınca satılmışlardı. Kaybolmamış olmaları da ayrı iyi tabii. Eh yani olasılıklar içindeydi sonuçta.

Bu dev dikdörtgen kutular sadece yük taşımada kullanılmıyorlar bilirsiniz. Geçici ev ihtiyacını da çözme konusunda çok işe yarıyorlar. Kenarlarına pencere kapı koyup, içine de tesisat falan döşerseniz gayet de rahat ve konforlu olabiliyorlar hatta. Yani en azından 2001 yılında Moskova da Fulyaları ziyaretimizde kaldığımız şantiyedeki konteynırın banyosu İstanbuldaki evimin banyosundan büyüktü mesela.

Israrlı bir takip ve ya sabır çekimleri arasında Ekım 2015 te Dubaiden yola çıkan eşyalarımız 2015 yılı bıtımıne bır hafta kala Ingiltereye sağsalim vardılar, kapının önüne bırakıldılar.

Teslimatta yasadıklarımız ayrı bir macera idi, onu da ayrıca yazarım. Bu sefer bir raf üstünde duran ahsap bir yelkenliye bakarken, yük gemisi olsaydı diye başlayan bir konuşmanın bana hatırlattıkları ile oldu zaten öyle planlı bir yine bir gün taşınıyoruz yazısı değildi bu yani.

Ama tabii taşınırken dikkat edilecekler konulu uzuunnn listemize bu konuyu da ekledik. Önümüzdeki maçlara, pardon taşınmalara bakıyoruz..

Ocak 30, 2022 Yazan: | #relocation, #tasinma, GEZGIN DOGANS, Taşınma, zeynep'ce | , | Yorum bırakın

Sen gidersin de ben durur muyum?

Korkarım benim bir inat tarafım var.

Sen gidersin de ben gidemez miyim diyen. Sen nasıl benden once evlenirsin deyip de evlenmişliğim bile var o denli yani. Çok şükür pişmanlığım olmadı bu kararlarımdan.

Sanırım ben geride kalmayi sevmiyorum. Yani gidenin ardından bakıp, gidenin boşluğunu doldurma çabalarını falan korkarım hemen hiç yaşamadım. Bir kere evet sadece bir kere olmuştu, bir arkadaşım taşınıp gitmişti bir başka ülkeye ve aslında hepi topu 6 aylık bir dönemdi sanırım ama beni çok etkilemişti. İlk o zaman hissetmiştim nasıl bir şey olduğunu, ondan beri de giden olmayı tercih etmeye devam etmişim.

Bizim planlar devletlerin 5 yıllık kalkınma planları gibi aslında. Hani politikaya soyunsak desek ki bu koltuğa talibiz, oylarını bize vermekten hiç çekinmeyecek insanlar nasılsa 5 yılın sonunda kesin kalkar gideriz, çakılı kalmayız o koltukta o derece.

5 yıl önce ikinci Dubai serüveninden ikinci Twyford dönemine gelirken planlarım Arda A level sınavlarını bitirip de üniversiteye gidene kadar yerimizden kıpırdamayacağız, şeklinde idi. Çok şükür ki başardım da, gerçi ara ara zorlandım kabul etmeliyim. Bu 2020 yılı belirsizlikleri bu konuda ne derece destek ne derece köstek oldu bilinmez, ümit ediyorum ki geriye dönüp baktığımda en az zararla çıkmışız diyebileyim.

Bu beş yıllık süreç sonunda taşınırız biz gideriz diyorduk aslında, yani oğlan üniversiteye gider sonra kimse bizi tutamaz diyorduk da nereye gidecektik. Basri’nin Londra’da yani büyük şehir ve hatta şehir merkezinde yaşamak istediğini ve her fırsatta soluğu Londra’da aldığını bizi tanıyan herkes bilir. Hatta son bir senedir arkadaşlar arasında sık sık, ee Arda üniversiteye gidecek, siz Londra’ya mı taşınacaksınız konuşmaları oluyordu. Yani bu eşyalar toplanacak bir kamyona yüklenecek ve de yola çıkılacaktı, o kesindi de kervan yükü nereye indirecekti sorusunun bile az çok tahmini hedefi vardi. O kadar ki, son bir aydir, eh bize müsaade biz gidiyoruz diye konuştuğumuz kimse nerden çıktı şimdi bu gidiş demedi, gayet bizden beklenen idi bu hareketlenme hali.

Önümüzdeki hafta Pazartesi günü Ardamı yeni kasabasına, okuluna yerleştireceğim. Allahım ona yardımcı olsun, iyi niyetli insanlarla karşılaştırsın hep.

Sonra.. Sonrasında kendime İngilizce ismi ile empty nest-boş yuva sendromunu yaşamaya fırsat vermeden, hemen ertesi günü yuvayı yüklenip gidiyorum. Hani yazımın en başında dediğim sen gidersin de ben gidemez miyim durumu da bu. Arda’nın gidişine nispet yapar gibi oluyor sanki. Gerçekten öyle olabilir mi ki? Bilemiyorum 🤷‍♀️

Bildiğim artık yeni yerlere uçma zamanı. Yeni yerler, yeni iklimler, yeni insanlar tanımaya doğru uçmak zamanı. Yıllar önce ilk sayılacak taşınmam diyebilirim, o dönemde çalıştığım kliniğin sahibi dişhekimi abimiz bana, daha dün bir bugün iki evlenip de o eve yerleşeli ne kadar oldu nereye taşınıyorsunuz yahu, siz ev tutmak yerine bir karavan alsaymışsınız demişti de gülüp geçmiştik. Üstünden 24 senede 3 ülke,3 şehir ve 15 taşınma geçmiş, acaba şu karavanı alma zamanı geldi mi ki?

Efendim.. kervanın konacağı yer mi? O belli oldu artık canım

İngiltere ile Türkiye arasında olsun dedik, sevenlerimiz sevdiklerimiz vize ile daha az uğraşır da bize daha çok gelirler belki diye de ümit ve dua ettik ve Amsterdam’a taşınmaya niyet ettik. Gazamız mübarek olsun. Yeni hayatımız güzelliklerle, yeni evimiz sevdiklerimizle dolsun.

Bu benden önce evlenemezsin vakasının hikayesini de ayrıca anlatırım, yıldönümüne de az kaldı zaten.

 *Camels and shadows by George Steinmetz 

Eylül 22, 2020 Yazan: | #relocation, #tasinma, bizden haberler..., GEZGIN DOGANS, Taşınma, zeynep'ce | 2 Yorum