Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Çocuk bu ister de bulabilir mi?

Yillar oncesinden bir sahne:
5 yaşlarındaki kiz cocuğu annesine:
“Anneciğim bale yapmak istiyorum” Der. O sırada misafir olarak bulundukları evin annesi de hemen bir CD koyar, Vivaldi’den Dört Mevsim eşliğinde küçük kiz bale gösterisini izleyenlere sunar…
Burada küçük bir kizin bale yapmak istemesi ve bulunduğu yerde hemen ona sunulan ortam mı gariptir yoksa bütün bu olup biteni şaşkınlıkla izleyen diger misafirler mı? İzleyicilerden biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki garip olan bizim sasirmamizdi.
Cocuk bu ister tabii diyeceksiniz de evde hazırda kac tane klasik müzik CDniz var söyler mısınız?
Bir defasında bir baska arkadas Arda’ya kağıttan uçak yapmıştı ilerleyen günlerde Arda gelip benden kagittan yolcu uçağı yapmamı istedi, kağıdını da getirmiş anlatıyor, kanatları yana açık olursa yolcu uçağı, geriye dogru olursa jet olurmuş… Yaşadığım dehşeti bilemezsiniz! Basri’nin olaya yaklaşımı internetten uçak resimleri bulmak seklinde oldu! Arda bir daha bizden kağıttan birsey yapmamızı istemedi.
Neymiş cocuklar aslında neyi kimden isteyeceğini bilir!

Ekim 9, 2012 Yazan: | bizden haberler..., zeynep'ce | | Yorum bırakın

Ermiş ne demiş!

Ermiş, Sorfcu ve Patron adlı kitabı okudum gecenlerde. Bir kitap bu kadar mi amma da yapmış diyerek ama alti cizilerek okunurmuş inanamazsınız. Beni etkileyen taraflarından bahsedeceğim öncelikle.

Ermiş diyor ki:’ hayatimizda hoşlanmadiğimiz seyler aslında benim en iyi dostlarım, en büyük öğretmenlerim cunku kaderime, ideal hayatıma ulaşmamda bana yardımcı oluyorlar ‘ ve hatta ben öğrendikten sonra onlar benim icin iyi birer dost olucaklarmis. Hayatımın çeşitli dönemlerinde bu olaylardan ve tiplerden oldu ve de ben bu da boyleymis, bunu da boyle kabul edelim deyince rahatladım evet, ama bu herkes ve her türlü iliskide olucak diye birsey yok ki! Yani belki de ben o kisinin ogretmeniyim, ihtiyac duydugum sey icin onu zorlamam gerekiyor!!!
İste boyle not almişim yani altını cizmek yetmemiş bı de kendi yorumumu not almişim.
Bu kitabı okuduğum donemde beni rahatsız eden bir olay vardi, kitabı okurken çözüldü ve simdi sakın kafayla kabul ediyorum ki herseyde bir hayır vardır. Ne diyor şarkı: “if it doesn’t kill you it makes you stronger” yani oldurmeyen illet senin bünyeni ve seni güçlendirir!
İnsanlara neyi ne kadar vereceğini bilmenin, bilmiyorsan ogrenmenin yaşı yok.
Degisime karsı gösterilen direnç aslında bir çeşit hayal icinde yaşadığını farkedip degisme ihtiyacini kabul edememekten kaynaklanırmış. Örnekleyeceksek biz mutlu mesut yaşıyorduk, çalışıyorduk nerden çıktı bu yeni kural, müdür, organizasyon degisimi vs. tepkisinin kaynağında bu varmis.
Benim durumumda ise yahu hersey cok guzel idi ne oldu da bozuldu diye debelenirken bir de farkettim ki olay öğle değilmiş! Ne zaman ki farkettim aslında iliskide değişen tek sey bendim ve de bu degisimin kontrolü de bendeydi iste o zaman rahatladım.

Bunu farketmemdeki onemli bir etken de su yazdığı olsa gerek: “ne olduguna dair hiçbir fikrin yoksa başka bir ınsanda gördüğüm iyi ve ya kötüyü tanımamam !!!” Eh ben de bu karakteri çözemediysem demek ki benim bildigim türden degil! Ben bunu kotu olarak algilayip beni uzdugunu goruyorsam,iyi olarak kabul etmiyorsam çizgimi değiştirmemi ve ogrenmemi gerektiren bir davranış bicimi de olmadığına göre teşhis konur, gereken aşı vücuda yapılmıştır artık!
Sonuc insan bilmediğinden korkar ve çekinir, karşısında kendini güçsüz hisseder. Bu ister yeni bir yemek olsun, ya da hic çıkılmamış bir yolculuk ve hatta yepyeni bir his olsun önce öğrenmek ve bilmek ve bir fikrin oluşması gerek. Bunu da ustunde dusunmek, zaman ayirmakla yapabiliyoruz. Yani tedavinin %90’i teşhis ve dogru teşhisten sonrası tedavi ki zaman herseyin en iyi ilacı!

20121003-073501.jpg

Ekim 3, 2012 Yazan: | zeynep'ce | | 1 Yorum

Kim korkar hain sınavdan

“Annecigim benimle gurur duyuyor musun?” “babacigim Tesekkur ederim beni sınava hazırladığınız icin!”
İste benim minik oğlumun sınavdan sonra söyledikleri.
Zormus sınav ama kazanmış olmak istiyormuş, kendisine basarili olduğunu göstermek icin..
Ozel okul var bı tane bize yakın, ister misin sınavına girmek dedim,” size işkence etmek istemem, cok pahalı, Reading Boys’a girerim ben!” diye yanıtladı:)

Sırf bu olgunluğu duymak icin bile değdi desem!

20121003-073703.jpg

Ekim 1, 2012 Yazan: | bizden haberler..., zeynep'ce | | 1 Yorum

Anadolu lisesi devlet okuluna karsı !

Yarın oğluşum hayatının ilk sınavına girecek. Yıllardır futbol ve basketbol maçlarına takımıyla çıkıyor ama bu oyle degil. Tek kisilik ve performansına bağlı bunu biliyor.
İstersen yaparsın dedim hep bunun farkinda. Babasi ile ders çalıştılar haftalardır benim gorevim ise istemesini saglamakti. Yani bu okula gitmesini istetmek! Üstelik diger alternatifi kötülemeden cunku hayat bu belli mı olur, orada okumak durumu da var. Simdiki okulun %99.9 ‘u bu okula gidecek. Neyseki basarili bir okul ama iste digeri Anadolu lisesi kıvamında!
Bu calışma sürecinde zaman zaman isyan çıktı evde, yeri geldi bizi eşe dosta şikayet etti ama neyse ki bu öfkeli anları kendine güvendiği ve çalısmanın ise yaradığını farkettigi zamanlardan azdı.
En büyük sıkıntı arkadaslarından ayrılmak mecburiyeti. Bu sıkıntı hep var aslında, su andaki okulunda hayat komşu devlet ortaokuluna gidilecek zaten kasmaya ne gerek var seklinde devam ediyor ee cocuk da ben niye ayrılıyorum sürüden diyor tabii..
Bu konu da çeşitli taktikler buldum ama en başarılısı Ronaldo sayesinde oldu.
Ben arkadaslarımdan ayrılmak istemiyorum diye ağlayan cocuğunuza hayatının en az bir döneminde bu durumla karşılaşacağını ve kendi gelecegi icin karar vermesi gerekeceğini anlatmaya çalıştığınız donemde sevgili futbol idolü imdata yetişti:)) ” canim oğlum, Ronaldo Real’e giderken Man. UNITED takı arkadaslarım olmadan asla ” demis mıdır sence diye sordum, neyse ki dememiş!
Aradan zaman gecti yine ağladık, istemem diye. Son karar 7. Sınıfı deneyeceğiz olmazsa 8’de arkadaşların yanına gideceğiz. Kismet!
Sonuc yarin bu sınava girilecek ve sonra da notlar ateşe verilecek!

Eylül 30, 2012 Yazan: | bizden haberler..., zeynep'ce | | Yorum bırakın

Great Malvern günleri

Bu gurbettekiler bu yaz gelmediler ne yaparlar o küçük Ada’da diye merak ermişsinizdir diyerekten yazımıza başlıyorum.
Malum annem ve babam döndüler ama biz hala buradayız.

Yolcularımızı havaalanına bıraktık, biraz duygusal anlar da yaşandı hani.

Sent from my iPhone

20120813-134245.jpg
Neyse ki planlarımız vardı. Ertesi gün 2 saatlik araç yolculuğu ile Batıya dogru gittik ve de çadırımızı kuracağımız kamp mekanına geldik.

20120813-134454.jpg
Bulunduğumuz yer Malvern Hills Club Campsite
Bir hafta kadar buradayız, çevremizi tanıyalım turlarımızda gördüklerimizi ayrıcana anlatırım. Ama özetle trafikte kaz hanımın karşıya geçmesi, basketbol oynanacak mekanlar ve de kamp yemekleri olacaktır:

20120813-135049.jpg

20120813-135118.jpg

20120813-135150.jpg

20120813-135222.jpg

Ağustos 13, 2012 Yazan: | bizden haberler..., GEZGIN DOGANS | | Yorum bırakın

Arda

Bu yazı icin yillar oncesinden sayfa acmış ve başlık bile atmıştım. Arda ve Year 4 diye, amac 4. Sinif maceralarini yazmakti herhalde. Ama ben dönüp gelene kadar adam 5.sinifi bitiriyor.
Bu da zamanın ne hızla aktığını söylüyor da başka da bir işe yaramıyor.
Evet aslında 1-2-3-4-5 derken okulda olan fazla değişen birsey yok. İlk geldiğimizde bizi etkileyen seylerin aslında aynı olduğunu goruyoruz. Dunyanın başka bir köşesinde olsaydık da boyle hissedermiydik bilemiyorum.
Okul denilen sey benim icin derslerden ziyade arkadaşlarımı bulduğum sonra onları kaybedip yenilerini bulmayi öğrendiğim bir mekan benim icin. Arda’yı da yıllardır okula ama arkadaşlarını göremezsin bugun gitmezsen diyerek yolladim. Cunku hayat kitaplarda yazmıyor. Her ne kadar herseyin aklınıza gelen herseyin en az bir kitabı ve de dersi olsa da bu ülkede siz yine dönüp arkadasınızdan öğreniyorsunuz.
Arda ile kiz erkek iliskileri hakkında konuşuyoruz “anne merak etme arkadaşlarımla hallederiz biz” diyor. “Küçükken hayat ne kolaydı! “diye de ekliyor. Yaş 10 bile degil..

Temmuz 12, 2012 Yazan: | bizden haberler..., Uncategorized, zeynep'ce | Yorum bırakın

Önce su vardı

Dün Ezgiciğimin sen Buket Uzuner seversin diye getirdiği Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları SU adlı kitabı bitmesin diye diye bitirdim. Kitap hakkında ki düşüncelerimi dün yazacaktım ama gökten düşen 3 elmadan payıma düşeni yani okuyucu için olanı yemekle meşguldüm. Nasıl da lezzetliydi anlatamam.
Kitabı okurken once Kadıköy Moda taraflarında benim de gezmişliğim olduğunu farkettim çünkü bahsedilen yerlerde yürüyormuşum gibi geldi kitap boyunca. Tabii bunda Ezgi ile en son yaptığımız  Kadıköy ziyaretinin etkisi de çok.
Bahsedilen konu ise hiç değişmeyen atalarımızın dediği gibi ne uzayıp ne kısalan kuyruk misali kadın (erkek) cinayetleri ve töreler üzerine olsa da aslında günlük hayatımızda gelenek görenekler adı altında kullandığımız birçok deyiş, söz ve tavrın nereden neden olduğunu bilmediğimizi de söylüyor.
Tahmin ettiginiz gibi bu kitap en az üçleme olabilir Su,Toprak ve Hava ve hatta Ateş de olur herhalde.
Kitap boyunca hem güzel arkadasım Ferah’ı ne çok özlediğimi hatırladım hem de aslında onu hiç bilemediğimi de farkettim. Sonra Su hakkındaki bölümlerde aslında neler neler varmıştı hayatımızda ama boşlamışız, önemsemediğimiz için  de unutuvermişiz diye hayıflandım. En çok aklıma takılanı hani yolculuğa çıkan kişinin arkasından su gibi yol alsın, engellere takılmasın dileğiyle döktüğümüz su adetimiz oldu. Bu seyahat olayını o kadar basite almışız ki değil arkasından bir su dökmek doğru dürüst güle güle  git bile demez olmuşuz, farkında mısınız?

Temmuz 12, 2012 Yazan: | bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum, zeynep'ce | , | Yorum bırakın

Ters yön

Bugün trende yönüm ters oturmayı tercih ettim.

Önce mecburiyet idi ama sonra neden olmasın bir de yola bu taraftan bakayım dedim.
İyi de oldu aslında.

Yolun gidiş yönüne doğru oturduğunuzda karşıdan gelen objeyi siz daha algılayamadan geçer gidersiniz. Önemli değildir, devamı geliyordur nasılsa.

Ama yola ters bakarken öyle mi ya?

Al işte ağacı geçtik ufukta küçülerek benden uzaklaştığını görüyorum. Bana anlatacağı bir şeyler de var sanki ama. En önemlisi zamanı var. Çünkü onu zaten biliyorum, yanımdayken tanıdım onu, şimdi sadece beraber geçirdiğimiz anları hatırlamak kalıyor.

Koştura koştura, hep başka daha ne var diye önümüze ve uzaklara bakarak ilerliyoruz.

Oysa yaşamda da arada bir durup geriye bakmak gerek değil mi?

Dere tepe düz gittik, bir de dönüp baktık ki bir arpa boyu bile gitmemişiz misali!

Haziran 28, 2012 Yazan: | zeynep'ce | | 1 Yorum

Sabah sabah

Sabah güneşi bir manzarayı bu kadar mı değiştirebilir?
Haftada iki gün, Çarşamba ve Perşembe günleri trenle Londra’ya gidiyorum. Yıl boyu süren bu yolculuklarda havanın şartlarına göre gördüğüm manzara değişiyor. Ama yanlış anlaşılmasın değişen manzaranın ana elemanları olan evler ağaçlar ve yollar değil tabii. Güneşli ve ya gri ve hatta yağmurlu olması arasında ne kadar fark oluyor aynı evin aynı ağacın bana verdigi hislerde onu anlatmak istiyorum.
Yağmurda üzgün üzgün akan nehir güneşli havada sakince evlerin arasından süzülüyor gibi geliyor. Nehir kenarındaki ördekler ve kazlar bile aynı yıllardır ama güneşli bir sabahta sanki onlar bile farklı davranıyor.
Hani deriz tablo gibi bir manzara diye ve de Hakkı Devrim çok kızar yazılarında (Radikal’de yazardı) asıl tablo manzara gibi diye! Bu ülkeye geldiğimden beri tabloyu bıraktım manzarayla yasamaya başladım diyebilirim. İnsanlar ne yaşıyor ne görüyorsa onu yazıyor, çiziyor ve de sonuçta sanatçı oluyor. Hatırlarım okulda resim derslerinde kar yağdığı zaman kar resmi yapmamız istenirdi. Beyaz bir kağıda divit kalem ile bir çok çatı ve ev resmi yapardık çünkü pencereden gördüğümüz kar altında bir şehir idi. Nehir ve kar altında nehirde yüzen kuğular falan görmedik ki Kuğu Gölü balesi ilhamı gelsin.
iste böyle doğa ile iç içe yasarsanız evinize manzara tablosu asmanız gerekmez. Pencereyi acmak, bahçeye çıkmak ve ya hadi en basitinden yol kenarında yürümek de yeter.

20120614-075415.jpg

20120614-075508.jpg

20120614-075611.jpg

20120614-075627.jpg

Haziran 14, 2012 Yazan: | zeynep'ce | , | Yorum bırakın

2010 Kayak Hikayaleri

Efendim nerde kalmıştık. 2010 da Belçika Almanya derken İsviçre’ye Bern’e vardik. Burada abimlerde 1 hafta kalacağız.
Kesin kararlıyiz kayak yapacagiz. Ancak cevreyi yolu yordamı bilmiyoruz. Bildigimiz ( yani benim israr ettigim) teksey daglara arabayla çıkmayalım karda kista! Basri 3 günlüğüne Mersin’e gitmiş oldugundan bir kisi az olduk ama hala tek arabaya sığmıyoruz.
Neyse sabah bir heves tren saatleri falan bulduk ve yola çıktık. Abimin elinde bir bavul icinde onların kasklari, batonlari falan var. Fulya ve ben oğlanları ve kayakları aldık düştük yola. Tramwayla tren istasyonuna, tren aktarmaları ile de kayak yapacağımız yere vardik. Ama bu o kadar kolay olmadı yani boyle bir cümlede yaziverildigi gibi olmadı tabii. Biletleri çözmeye çalıştık:

20120605-083348.jpg

20120605-083508.jpg
Öğlen saatlerinde Kayak yapmayı hedeflediğimiz yere vardik. Ancak benim ve Arda’nin kayak alet aksesuar ve kıyafeti olmadıgı icin bunları bulmaya çalıştık. O anda yapılan alışverişlerde pazarlık yapma şansınız olmaz malum.
Botlari kiyafetleri kayaklari kasklari aldik ustumuzu degistirdik.1 İsvicre frangi ile calisan dolaplara emanetlerimizi biraktik ve de kayak yapilan zirveye cikmak uzere haziriz.Neyse sonucta saat 1:30 itibariyle öğretmenimizin onundeyiz. Fulya’ya, Arda’ya ve bana ayrı ayri öğretmenimiz var.
Abim ve Mert ile Ufuk bizden ileri seviyedeler.
Cok cok keyifli ama bunun bir de dönüşü var diye düşünmeden edemiyoruz.

20120605-084115.jpg

20120605-084132.jpg

20120605-084153.jpg
Aksam dönerken emanetlerin bir kısmını bırakıp ertesi güne daha hafif gelmeyi başarıyoruz. Evet yarin yine gelecegiz!

Tıpkı diger kayakcilar gibi haziriz bu sabah.

20120605-084425.jpg
Tam bir eziyet idi gidiş ve dönüş ve ne kadar acemi oldugumuzu anladık. Ama kayak olayının kendisi cok keyifli idi malum.
Fulya usta bir kayakci olmus, Ufuk madalyalarini topluyor, abim ve Mert de keyifle kayiyorlarmis.Bildigim kadarıyla bir daha kayak merkezlerine ulasmak icin tren kullanmadılar neden acaba?
Biz mı? Biz yine gidicez benim gönlüm orada kaldi. Ama herhalde arabayla gideriz!

Haziran 5, 2012 Yazan: | Entertainment, GEZGIN DOGANS | | Yorum bırakın