Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Au-pair

Aralık 2007’de Ingıltere’ye taşındık ve hayatımızda  ne kadar da büyük bir yeri olduğunu bildiğimiz sevgili Anu’dan ayrılmak zorunda kaldık.  İlk 6 ay da ailemizin 3 üyesi ciddi anlamda zorlandı desem inanır mısınız?

Anladık ki aslında biz Arda ile geçirdiğmizi düşündüğümüz zamanlar da bile beraber degilmişiz. Nasıl mı Şöyle bir örnek verebilirim

Restoranda yemek masasında yemek gelsin diye bekletmemişiz ardayı bırakmışız gezsin dolaşsın diye yemek servısı yapılana kadar, peki bu bizi neden rahatsız etmemiş bugune kadar çünkü ne ben ne de Basri bu konudan sorumlu olmamış, masadaki sohbeti bırakıp gitmesi gerekmemiş, takmışız Anuyu peşine oğlan memnun biz memnun.. Anu memnun muydu bilmiyorum. Ama işte şimdi oturması gerekıyor,sıkılmadan sonuna kadar..neyse ki öğrenmenin yaşı yok..

Arda doğduktan Dubai’ye taşınana kadar geçen sürede bir Zehra Hanım vardı mesela. Bize de bakmıştı yemekleri ıle.. Arda onun elinde büyüseydi boğazına düşkün bir çocuk olurdu bu kesin. Sonra 1 yaşından 6yaşına kadar Anu vardı hayatımızda… Yemek konusu değil ama yoldan geçen herkesle konuşabilme yeteneğimiz de oradan geliyor. Anu Türkçe Arda  da biraz Srı Lankaca öğrenmişti bu ilişkinin sonunda mesela.

Ama işte İngiltere’de işler böyle yürümüyordu. Ne Anu ne de Zehra teyzemiz vardı bizimle ilgilenecek. Ama lütfen bahsettiğim yemek temizlik ihtiyacı değil. Meğerse biz ne özgürmüşüz! Hani Arda isterse bizimle geliyor istemezse gelmiyordu ya.. Artık heryere 3ümüz beraber gidiyoruz ya da hic gidemiyoruz..  En kötüsü Ardanın hep sizinle olmak zorunda mıyım ben demesi ile oldu.

Işte bu isyan sonucunda çocuğu sürüklemeyelım ama biz de biraz daha özgür olalım diyerekten komşunun 15 yaşındakı kızı ile anlaştık. Bu üçümüzünde üzerinde ki baskıyı kaldırdı. Ama 1 yılın sonunda anladık kı bu cok da ekonomık bır çözüm değil. Bir başka abla bulduk. Sıbel Ablamız hem evin temizliğine hem ütüye yardımcı olucak şekilde bir gece yatılı olarak girdi hayatımıza. Böylece özgürlüğümüzü saatlik değil 24 saatlik olarak alabiliyorduk.

Sonra benim iş hayatımda ki gelişmeler esnek çalışma saatlari olması gerektirdi. Ve kaçınılmaz son eve yatılı bir yardımcı almaya karar verdik.

2010 Ekım’de evimize ilk Au Pair ablamız Melek geldi. Bizimle sadece 3 ay kaldı.Soruları,ihtiyaçları ile bir garip Türk kızı idi ve de eve tatile diye gidip babası yollamadı diye geri gelemedi. Hala ayakkabıları duruyor, biri gelip alır diye bekliyoruz.2010 Aralık’da bır yandan Avrupayı gezerken bır yandan da yeni bir eleman aradık.Basri Nürnberg’de kaldığımız otelin önbüro görevlisine bile sordu gelmek isterse arabada yer var şeklinde!

2011 Ocak’ta Belarus’dan bır kızcağız geldi.Sveta.. Ne derdi vardı bilmiyoruz ama 1 sene boyunca toplam 30 kelıme etmedik. Verdiğimiz tüm görevleri yaptı ama kendinden birşey yapmadı,konuşmadı. Evin içinde hayalet gibiydi. Tek derdi Londra idi. 1 yıllık görev süresi sonunda da Londra’da bir iş bulup gitti.

2012 Ocak’ta bu sefer Çek Cumhuriyeti’nden Veronika diye bir ablamız var. Sveta’da ne yoksa bunda var. Ailenın 4. ferdi oldu daha ilk günden. Önce hoşumuza gitti. Bu aralar rahatsız edecek sekilde fazla içimizde olduğuna karar verdik. Lütfen yanlış anlaşılmasın kız çok iyi bir kız ama çocuğunuzun eğitimine karışması, anne oğul konuşurken bana da söyleyin diye yanınızda dolanması biraz fazla değil mi?

Neyse diyeceğim çocuğunuz varsa hayatınızda yapmanız gereken değişiklikler  bebekbezi, puseti,gece uykusuzluğu gibi başlasa da bu minikler büyüyene kadar yani evde kendi başına kalabileceği zamana kadar hayatınıza sokacağınız bir grup insan tipinı de sokacağinız anlamına geliyor. İşte buna hazır mısınız?

Haziran 3, 2012 Yazan: | Uncategorized | 1 Yorum

Christmass 2010 gezinin devamı

Brüksel’den Pazar sabahı ayrıldık ve Abimlerle buluşacağımız Mannheim’a dogru yola çıktık.
Lüksemburg civarında galiba bulunduğumuz yüksekliğin de etkisiyle bir kar yağışına yakalandık. Nerden çıktığını bilemediğimiz uç kar küreme, tuzlama aracının peşindeki ilk arac olarak uzun bir sure yola devam etmek zorunda kaldık. Surucu olarak bu seyahatte hep zorlu yol şartlarına yakalanan ben oldum. Günlerin erken kararması ile ozellikle dönüş yolculugunda sıkıntılı anlar yasadım. Merak etmeyin kaza falan degil sadece yokuş aşağıya rampa/buzlanma tehlikesi ve de zifiri karanlık bir yol ortamı… Dur ver arabayı Basri sursun diyorsunuz ama oyle bilmediğin yerlerde durmak da tehlikeli malum..
Neyse sonuc itibari ile yollarda benden başka bir sorun yasamadık.
Nerdeyiz, aa evet Luksemburg’dan Almanya’ya girdik. Kar hafifledi, gorus mesafesi artti. Abimlerle konuştuğumuz da Manheim tarafında kar olmadıgını öğrenince yol kenarında bir dinlenme yerinde durduk. Biraz kar oynadık falan:))
Aksama dogru Abimlerle buluştuk. Coluk cocuk sokak ortasında sarıldık:))
Aşağıdaki fotograflarda aksam yemek yediğimiz Yunan lokantası var.
Bu seyahat boyunca Manheim, Nurmberg, Heidelberg ve Munich’de kaldık. Christmas Market gezmek idi amacımız, bol bol gezdik. Cocuklar bu geziden pek memnun olmadılar cunku otelde oturup elektronik oyun oynamayı istiyorlardı. Onlara rağmen gezmeyi başardık.
Bir ara Arda’nın ateşi çıktı ama yine de sorun olmadı.
Bu gezide Almanya’yı gezdik, icinde yasamak gibi olmasa da bir nebze anlamaya çalıştık. bir hafta dura kalka yapılan bu gezi ilk tadı almak İcin cok uygun

En son durak İsvicre idi. Bir haftada burada kalacağız.

20120326-203532.jpg

20120326-203559.jpg

20120326-203637.jpg

20120326-203708.jpg

20120326-203739.jpg

Mart 26, 2012 Yazan: | GEZGIN DOGANS | , , | Yorum bırakın

Chrismass 2010

Bu Chrismass tatiline hazirlikliyiz. Abimlerin Bern’e tasinmis olmasi cocuklarin okul tatilini ayni zamana getiriyor. Ekim’de rotayi belirledik, otelleri ayarladik ve sonra da gunluk telase arasinda unuttuk:))
Aralik ayi karla geldi. Yollar havaalanları bile kapandi ama bizi kimse tutamaz. Planımız bir saat Basri bir saat Ben süreceğim.
Arabimizda kar lastikleri ve AA den alinmis Avrupa trafik kiti ve battaniye yiyecek seklinde yola cikiyoruz. 17 Aralik Londrada kar yagisi var ve Heathrow ve Gatwick kapanmış.
Biz EuroStar ile Calais’e geçiyoruz ve Brüksel’e dogru yola cikiyoruz. Kağıt üstünde yani Google maps üzerinde 6-7 saat sürecek yolculuk Twyford tan cikistaki trafik,EuroStar istasyonunda bekleme, Calais Brüksel arasında buzlanma ve ilk bahsettigim bir saat Basri bir saat ben yerine hemen hemen hepsini benim sürmem sonucunda 12 saat suruyor.
Otele sabahın köründe yerleşiyoruz ve o saate kadar uyumuş olan Arda uyanıyor, güne hazir! Ya biz?
Cok bekletemiyoruz cocuğu ve iki saat kadar uyuyup kendimizi bu EU başkentine atıyoruz.
Christmas market hemen hemen tum sehre kurulmuş, normal dükkanlar ve geçici satış noktaları arasında gezinen bir sürü insan.. Keyifli bir gun…
Basri macaron satan bir mağaza buluyor. keyfine diyecek yok:))
Ve Tintin … Evet Tenten
Tabii ya Tenten Belcikali degil miydi?
Arda icin bir Tenten kitabı alıyoruz..

20120324-230908.jpg20120324-231054.jpg

20120324-224237.jpg

Eurostar sirasi bekliyoruz,Basri karsida surecek ya iste o yuzden uyuyor

20120324-230958.jpg

Goren de elmas aliyoruz zanneder, nasil bir paketleme nasil bir ozenle kutuya koymaca..

20120324-231027.jpg

 

Mayıs 5, 2011 Yazan: | bizden haberler..., GEZGIN DOGANS | , , | Yorum bırakın

Haftasonu Durham gezisi

Hızlı bir kararla haftasonu icin Durham’a gitmeye karar verdik. Basri yaptigi bir arastitma da Elif Safak Durham Book Festivaline geliyormus diye bulmus ve de oteli ayirtmis eh bana da gitmek dustu tabii. Arda’nin Calcot macindan sonra hemen yola cikiyoruz. TomTom yolu 4.5 saat veriyor biz 6 saat de dura kalka gidiyoruz.
Durham’da Radisson Blu otelde kaliyoruz. Arda havuzu da olan bu oteli cok begeniyor, otellerde kalmak ve otel kahvaltisi yapmanin luks oldugunu soyluyor. Bu tip bir takdiri yakalamak cok zor bizim adamdan.

Durham a henuz kis gelmemis yani bize gore coktan gelmis ama yorenin insanlari icin yazdan kalma gunler olarak degerlendirildigi bi gercek cunku yazlik elbiselerle geziyorlardi hatta dondurma yiyenler vardi. tabii dondurma Maras degil sayilmaz soguk degildir onlar…

Kitap festivalinin yapildigi yeri buluyoruz tarihi katedralin yaninda bi kucuk bina imis. Biz yazarlarla soylesi oncesi bir lokal cafe buluyoruz harika bir yer adi Vengels ve de tek kisilik bir araliktan gecip bir avluya ulastiginizda gitebiliyorsunu saklibahce yani. Bilenbiliyor yani…

Kitap ve yazarlarla olan bulusmamiza geri donuyoruz ancak yeni kitap alip imzalatmak icin paramiz yokmus hadii geri kasabaya kosuyorum. Sonunda yerime oturuyorum geldigimuzden beri kurdugumuz fantezilere gore Elif Safak ile ayni otelde kaliyoruz mutluyuz ama o da ne Elif Safak gelememis ki megerse aynen buyuk bir hayal kirikligi oluyor. Ama diger yazar bayan orda oturuo onu dinliyoruz. Ve begeniyoruz. Kitabinda zamane romeo ve julyet hikayesi yazmis ama guncel silah tuccarligi islamiyete bakis falan hepsi var aldik kitabi imzalattik bakalim.
Bu arada Arda da yanimizdaydi ve dikkatle dinledi. Gurur duydum oglumla..
Sonra da donduk geldik yinw 7 saatde..
Yine gideriz diye diye..

20120603-115317.jpg

Ekim 28, 2010 Yazan: | bizden haberler..., GEZGIN DOGANS | | Yorum bırakın

Bu adada mahsur kaldik..sene 2009 Aylardan Aralik

16 Araliktan beri kar yagiyor..

Ozlemisiz herkes cok mutlu tabii encok da cocuklar.. Tamda okulun kapandigi gune denk gelmesi daha da keyifli oldu tabii. Tum gun kartopu oynamislar okulda:..

Onumuzdeki 15 gun boyunca daha ne kadar kar yagar ki diye merak bekliyoruz.. Bu arada cesitili haberle geliyor daha da cok yagacakmis seklinde..

Aralik 21 de ardanin arkadasi Tim bize geliyor annesi de Reading Tesco’ya alisverise gidiyor. Ogeln 2-3 gibi gelirim diyor annesi ancak yaniliyor. Evine ulastiignda saaat 9 pm olmustu… Neden mi: Oglen 2 gibi kar tekrar basliyor yagmaya ve aman hemen eve gidelim diyenler sayesinde trafik yogunlasiyor ve 1 saat icinde kimse biryere ilerleyemez hale geliyor..Tum Berkshire kilitlenmis durumda.. kimse bir yere gidemiyor.. bzim keyfimiz yerinde kartopu oynuyoruz:)

Basri aradiignda saat 3 ve son 1 saattir arabada oldugunu ve de sirketin otoparkindan bile cikamadigini soyluyor.. Radyoyu aciyorum gercekten de Berkshire da biryere gidebilen tek sey yayalar.. Saat 4 gibi Basri pes ediyor ya da akillica en yakindaki oteli ayarliyor ve de saat 5te otele giris yapiyor. BOylece beklemiyoruz..

Ama Tim’in annesi evine ulastiignda cok gec oldugu icin bizde kaliyor..

Kar tam kizakla kayilacak kivamda ancak bizde kizak yok.. ariyorum ama yok yok.. Arda sorf bordu ile yapabilecegini soyluyor ve de aliyoruz..:)  cok basarili degil ama idare eder..

Bu kar olayi onumuzdeki gunlerde de devam ediyor..

Adadan ayrilmak istediginizde kullanabileceginiz yollar kapali.. EuroChannel de trenler kaldi.. BA israrla greve gidiyor ama zaten gitmese de ucabilecek bir hava yok ki..eh kara tasimaciligida tikanmis durumda..

Asagidaki fotografa dikkatlice bakarsaniz gordugunuz bir A harfi.. ve de asili duruyor bir orumcek agi.. ustundeki karlar buz tutmus.. gordugum en ilginc doga olaylarindan biri..

Ekim 17, 2010 Yazan: | Aralik 2009, bizden haberler... | Yorum bırakın

Domuz Gribi mi gercekten?

Kasim 18 Carsamba gunu Ardanin atesi var..

Iki gunudr hafif ates diyebilirim ama var.. Bu aralar her koseden cikan domuz gribi olmasin bu zimbirti derken internetten NHS in sayfasina giriyoruz. Zaten ilk cikan yazi gripten supheleniyorsaniz sakin kapidan cikmayin oturun oturdugunuz yerde seklinde bir uyari oluyor. Neyse sorulari cevapliyoruz en son sorudan sonra cikan yazi su:

Ilacinizi su adresteki eczaneden alabilirsiniz. Hasta siz iseniz sakin siz gitmeyin bir arkadas/akrabaya soyleyin ..

simdi bildigimiz kadariyla daha yuksek bi atesi olmasi lazim ama ilaci verdi iste ne yapicaz diye dusunduk ve de karar vermekten yana oldu, Arda cok rahat bir donemde atlatti  artik ilaci ictigi icin mi yoksa sadece bir baska grip tipi miydi bilmiyoruz ve de hic ogrenemeyecegiz muhtemelen. Bildigimiz tek sey o hafta siniftaki bircok arkadasi hastalandi ve ilaci icmeyenlerde yuksek ates oldugu..

Gecmis olsun herkese…

Zaten kopartilan yaygaraya uygun bir salgin olmadigi icin asonradan pek tantana edildi ama zaten ya ilgilenilmedigi icin ya da cok ilgilenildigi icin bir tepki olmasi normaldi..

Ekim 17, 2010 Yazan: | bizden haberler..., Kasim 2009 | Yorum bırakın

Yeni bir alan

Merhaba
Burasi yeni bir mekan biraz zorlama bir gecis oldu ama belki daha kolay kullanirim. 2004 ten beri yazmisim ama son bi senedir ihmal etmisim
Belki bundan sonra daha sik yazarim

Ekim 16, 2010 Yazan: | Uncategorized | Yorum bırakın

Hello world!

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Ekim 16, 2010 Yazan: | Uncategorized | Yorum bırakın

Ekim ayında Turkiye İstanbul Mersin

Bu yaz cok kısa süre gitmiştik Türkiye ye bu yüzden de Ekim ayında yine geleceğiz sözü vermiştik hem oradakilere hem de kendimize…

Planımıza 2 ay önceden biletleri almak, 1 ay öncesinden Kapadokya bölümünü ayarlamak gibi aşamalar olunca bu gezıyı de baya önceden planlamamız gerekti.
22 Ekimde ben ve Arda, 24 Ekim de de Basri İstanbula gittik. 22 Ekimde gıderek Galatasaray Dinamo Bükreş maçını yakalamışız Alper dayısı ve Paşa dedesi ile beraber maca gitmeye hazırlanan Arda bey e Ufuk da eşlik etti. o gece çok geç döndüler ama çookkk eğlenmişler.Teşekküur ederiz dayı bey.
Anneanne ve Pasadedemiz,Eskişehirden bizi görmeye gelen Onur dayı, Alper Dayı ve Fulya yenge ve de kuzenler falan derken cok güzel geçen 3 gün sonucunda İstanbul dan ayrılıp Mersın e geçtik Ptesı sabahı. Burada uzun süredir göremediğimiz babaannemiz ve Doğan dede bizleri bekliıyordu.
Herkese yetışmeye çalışmıştık ama yüne yakalayamadığımız zamanı tutturamadığımız ısyerının önüne kadar gelip parkedemedık diye göremediklerimizle yine koşuşturmalı bir ziyaret oldu. Arda daha İngiltere deyken sipariş vermişti babaannesine zaten acık mavı renkte eldıvenlerine kavustu..
Forum alışveriş merkezini çok sevdı ve de özellikle de bowling oynadı. DoganDede de ona eşlik ettı…Sonra Suphı dedesı ıle geçirdiği kahkaha dolu saatlerin sonunda Suphı dedesinin daha kucuk bır çocukken ilerde bu kadar komık olacağını bilip bilmedıgını dusunmeye basladı.
AhmetAlı den bır Turk bayragı aldıö Dıladan ıse bol bol opucuk..
29 Ekımde Kapadokya da olacagımız ıcın Mersıniden ayrıldık, bu hıkaye dıger sayfada..
Bu arada Mersın benım ıcın cok güzel bir hava hazırlamıstı hem ilk gun olan Ptesı aksamı cıkan fırtına hem de dönüş günü hem İstanbuldan kalkısları hemde bızım ucagın ınısını etkıleyen hınzır şimşekler beni germeye yettı, bilen bilir ben şimşekli havaları hiççç. sevmem…söylemeden şikayet etmeden duramadım…
Kısa da olsa herkesı görmeye calistık Bursadakı yegenlerımızı de gorebılseydık cok ıyı olucaktı ama kısmet dedık artık…

Kasım 6, 2009 Yazan: | GEZGIN DOGANS, Turkiye seyahatleri | 1 Yorum

Newquay UK

Bu geziye çıkmak hiç aklımızda yoktu ama Ağustos ayının son pazartesi günü bank holiday olarak geçiyormuş diye öğrenince duramadık tabii biz de hemen bir uzak mesafe seyahati yapalım dedik. Yani bu planı yapmak isteyen arkadaşlarımıza katıldık:)

Fotoğrafları yolculuğa başladığımız günden itibaren sırayla koyacağım ama kısaca yaptıklarımı şöyle.
Biz Cuma gecesi Türkiye’den döndük, ctesi sabahtan bu geziye katılmak üzere yola çıktık. Basingstoke’daki arkadaşlarımızla buluştuk.
Sonra bizim gibi yazın son tatilini değerlendirmek isteyen bir çok British ile trafiğe takıldık. Volkan ve ben Tomtom/googlemaps derken kestirme yanyollar aradık bu arada Arda ve Basri Arda’nın uzaktan kumandalı uçak/kuş u ile oynadılar. Hatta kuş parkettiğimiz yerdeki evin çatısında kaldı:)

Sonra tekrar yola çıktık ve de 4 saat yerine 5 küsur saatte Newquay’de ki otelimize vardık. Bir bed& breakfast ta yerimiz ayrılmıstı, işletmeci bayanın bize odalarımız söylemesi ile hemen odalara eşyalarımız atıp şehri görmeye çıktık.
Bu arada Newquay hakkında hiç araştırma yapmamışız onu da farkettik meğerse bu köşe Güneybatı kısmında imiş ülkenin ve de sörf için ideal bir denizi varmış. sörfçülerin akşam vakti gelgit ile geri çekilmiş denizde teldeki kuşlar gibi dizilmiş dalga bekliyor olduklarını görmek hoş bir görüntü idi.

Fotoğraflardaki plaj da yürümek çok zevkliydi hele de ertesi gün öğlen bu yürüdüğümüz alanın deniz suyu ile dolduğunu gördüğümüz de şaşkınlığımız arttı:)
Antalya’daki gibi yarların üstüne kurulmuş aslında şehir ve de plaj ve deniz aşağıda kalıyor. Fotoğraflarda bunu yakalamaya çalıştım.

Akşam bir pubta yemek yedik ve otelimize döndük.
Ertesi sabah tipik bir UK sabahı olarak sisli bir güne uyandık.

Planımızı yapan arkadaşımız Gülbin gitmemiz gereken yerlerin bir listesini çıkarmıştı:) Ve de bu yörede Lands End denilen bir son nokta olduğunu ogrendik. Açıkçası onlar olmasa hiç farketmeyeceğimiz bir mekan olan “Lands End” (http://www.landsend-landmark.co.uk/). Britanya Adasının en güneybatı ucundaki nokta imiş. Tabii burayı da bir turism noktası yapmayı başarmışlar, işte “the last and the first refreshment house” gibi yerler yapmışlar ve de işaret levhalarında denizden NewYork ne kadar sürecek onu göstermişler. Özellikle bu mekana gittiğimiz gün varolan yoğun sis bulundugumuz yerin daha bir ürkütücü görünmesini sağladı. Muhtemelen güzel güneşli bir günde çok daha farklı görünecek olan bu yer alttan gelen yoğun çılgın dalga sesleri, soğuk ve nemli hava ve de önümüzü görememiz sayesinde baya ilginç bir hale gelmişti:)
Hatta tam girişte uzun bir süre nereye gittiğimizden emin değilken bir anda bir durma noktasına geldik ve yüzünü görmediğimiz bir adam elini uzatıp para ödememiz gerektiğini söyledi:)

Buradan ayrıldıktan sonra yolumuz üstünde British Telecom’a ait uydu iletişim merkezi varmış ona da gitmeye karar verdik. Açıkçası ne bekliyorduk bilmiyorum ama kocaman uydu antenlerini gormekten oteye gitmeyen bir yer olduguna karar verdik. BUrada uluslararasi telefon gorusmelerini bedava yapabiliyor musuz biz de hemen Anu ve annemleri aradik:)

Aksam uzeri Newquay’e dondugumuzde ogun Arda icin aldigimiz dalgic kiyafetini denemeye ve denize girmesine izin vermeye karar verdik. Toplamda 1 saat su kenarinda kalsakta bunu iyi ihtimalle 30 dakikasini kiyafeti giymeye ve cikarmaya harcadik diyebilirim.. Ama Arda cok mutlu oldu:)

O gece bir balikcida yemek yedik ve saat 10 gibi ben Arda ile otele donerken genclik geceye devam ediyordu:)
Hem gece eglenirim hem de oglumla denizde yuzerim diyen babamiz 3. gun sabahi sabah 9 de bizimle denize gelmeyi basardi:) bu sefer gunesi gorduk ve de Newquay’in gercekten de guzel olduguna karar verdik:)

oglen donuse gectik ve hemen hemen 5 saat suren bir yolculukla evimize geri geldik.
Guzel bir gezi idi yine gidelim diye ayrildik bakalim kismet ne zaman gidecegiz..



Kasım 6, 2009 Yazan: | GEZGIN DOGANS | Yorum bırakın