Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Telefondaki fotolar

Merhaba
Fotograflari yuklemeyi basardim:))
Bir yildan fazladir olur olmaz yerde telefonda yakaladigim pozlar bunlar:))
 
Fotolar kucuk,malum cep telefonu:))
 
Sevgiler,selamlar…
Zeynep

Şubat 23, 2006 Yazan: | Uncategorized | Yorum bırakın

Isim mi sormustunuz?

Tamer ve Nurcan dan gelen bebegimize isim onerisi maili ile baslayan maili cok iyi yazmisim sizlerle paylasayim dedim:)) artik iyice simarmaya basladim galiba:))
 
Merhaba
Biz Bahar ismini koymustuk zaten oyle degil miydi:))
Isim ararken hic akla gelmeyen seylerden bahsedeyim biraz:
Mesela buldugunuz ismin bir anlami var mi? Varsa cocuk icin agir mi? buyuk bir hanim icin hafif mi mesela?
Tabii bu anlam olayi sadece Turkce de degil ilerde dunya vatandasi olarak icinde buluncagi toplumlarin dillerinde hangi anlama geliyor ? Mesela Filipin li bir kizin adi :Cin Cin,kuzeninin adi da Tin Tin…Ya da Batu ismi guzel degil mi bir erkege ama Sinhala dilinde yani Sri Lanka da patlican demek:)) Peki mesela Ufuk (ki abimlerin kucuk oglu) U-fuck seklinde ingilizce okunusu olabiliyor.
 
Sonra babam hep der kizin adini Yaprak/Fidan/Cicek gibi narin seylerden koyuyorsun ama kiz buyuyunce obez oluyor falan:))
 
Ha bir de kiz olmak bastan sorun zaten,evlenince soyadi degisyor adi ile alakasiz bir sey oluyor bakiniz :Kuzenim Ceylan (Arman) Boga
 
Okulda iken hastalrin dosyasinda garip isimler olurdu,Kadin Biber ve ya Tamam gibi
Bu gavurlarda bir adet var ,bizim gobek adi dedigimiz olaya gore bir ton isim koyuyorlar,sonra kendi istedikleri bir kisaltma ile cagiriyorlar  Bknz: Tattiana-Tata ,Yolande-Yala gibi … Belki de daha iyi cunku cocukken kullandigi ismi yeri gelince kartvizitinde kullanmak istemeyebilir.
 
Biz Arda nin ismini koyarken Turkce karakter olmasin dedik, Fransizlar (Avrupa diyebiliriz)  ilk ogrendiklerinde Arthur in Nickname i sandilar:))
Zeynep en kolayi sandik megerse Arapcasini yani Zainab i okuyunca Zeynep oluyormus,Zeynep dersem Janet anliyorlar iyi ihtimalle:)
En guzeli Basri hic sorun yasamiyor kocacim burda, ama o da Turkiye de Vasfi/Sabri  ile ugrasirdi:))
 
Bir Soru bin Cevap gibi oldu,hatta ben bu fikirlerimi Blog a da koyayim bari:))
 
En iyisi bekleyin bebek buyuyunce koyarsiniz,Dedem Korkut misali:)
 
Neyse ben bir de Arda ya sorayim,onda kiz arkadas cok…Gerci bu ara Fransizca/Arapca/Ingilzce/Turkce ortakliginda olusan yepyeni bir dil uretti ama cikacak sonuc onlarin cagini soyluyor nasilsa,yani Kucuk hanima da uyar:))
 
Sevgiler,saygilar selamalr herkese…

Şubat 9, 2006 Yazan: | zeynep'ce | 2 Yorum

Business Class ta ben!!!!

Merhaba
 
Dun Emirates Havayollarinin Business Class mevkiinde yolculuk yaptim:)) Hem de bedava:))
 
Olay soyle gerceklesti: Bizim Emirates havayollarinda  ucus gorevlisi (nam-i diger hostes ) olarak calisan bazi arkadaslarimiz var. Simdi bunlardan bir tanesinin artik bir ust sinifa gecme zamani gelmis ama oyle hadi sen  buyudun artik gecebilirsin demiyorlar ve 5 gun suren egitim/sinav surecine tabii tutuyorlar. Bu surec icindeki cesitli sinavlardan bir tanesi de bizim kostumlu provalar gibi kabindeki business clas yolcusuna hizmet etmek uzerine yapiliyor. Iste bir kisim gariban business class ta yolcuymus gibi davraniyor bu hostes arkadaslarda gercekten de ucaktaymisiz gibi size hizmette kusur etmiyorlar. Neyse iste bendeniz de orda bir yolcu oldum. Hatta Skywards in gedikli musterilerinden Gold  uye olmusum falan,hikaye bu ya sampanya cok severmisim hep sampanya ikram ettiler:)) Habire yedik, efendim mezeler,ana yemek, tatli,meyve ve tabii sarabin yaninda yenilen bilimum peynir…
 
Tabii sarap ve sampanya (ee ben pek severim) su gibi akti…
 
 
3 saat suren faaliyette o kadar yemisiz ki bu sabaha kadar baska bir sey yiyemedik.
 
 
Bu arada kucuk bir hatirlatma: ickiler yani alkollu ickilerin yerinde gercekten de su vardi ve gida boyasi ile garip renklere boyanmislardi,yani su niyetine bile icemedik:((
 
 
Bu arada arkadas sinavlarini gecti, artik Businesss class ta ucacak, mutluyuz, gururluyuz:))
 
Bu arada Emirates ucus gorevlileri icin koydugu yas sinirini kaldirmis, basvursak mi ne?
 
Optum hepinizi…
Zeynep
 
 
 

Ocak 25, 2006 Yazan: | Uncategorized | 2 Yorum

hobi mi o ne?

Insanin cocugu olunca mi yoksa yaslaninca mi ya da belkide ikisde etkilidir, aile-cocuk iliskilerine daha bi cok dikkat ediyor. Yani hani derler ya anne olunca anlarsin diye,evet dogru anliyorsun ve de kendince yorumluyorsun.
 
Aslinda tek yaptigimiz sey arkadaslarimizla cocukluklarimiz,ogrenim hayatimizi,hobilerimizi konusmak.Ama tabi duramayip tespitler de de bulunuyoruz.Bu da Basri ve benim ozurumuz iste ille herseyi bir formule sokmak,neden sonuc ikilisne gore…Ne yapalimbiz de boyle olduk:))
 
Simdi su yasimiza kadar edindigimiz dostlarimizi kategorilere sokarsak yani iste liseden/universiteden/mahalleden/aileden/yurttan /isten diye olusur bu gruplar degil mi. Yanlis anlamayin onem sirasi degil bu,sadece dostu kazandigiiz tanistiginiz pekistirdiginiz yerlerden bahsediyorum.
Bizim bu gruplarda ki arkadaslarimizin hayattan beklentileri ve en basitinden hobileri uzerine bir inceleme yaptik.(akademik degil tabii) Ve gordukki  ailelerinin yaninda universiteyi okumus ve hele birde ekonomik sikinti cekmemis arkadaslarimizda daha cok hobi var.Ya da soyle diyelim dogal hayat /outdoor aktivite hobisi daha cok.Bu neden diye dusununce de soyle bir sonuca vardik: Biz gurbette okuyan ogrenciler icin okul tatili ne demekse aileleri yaninda okuyan arkadaslariiz icin oyle demek degil.Bizim icin tatil : memlekete gidip ailemizi gormek demekken onlar icin tatil: hobi tanimina uyan ihtiyaclarina gore bir surec gecirmek demek. Sonucta ayni yasta insanlar biraraya gelip konustuumuzda Dagciliktan,backpacking Avrupa turundan bahseden arkadaslarin hemen hepsi de ailelerinin yaninda okuyan arkadaslarimiz. Sizinle ayni sartlarda okurken onlar  hayatlarina bir de hobi katmayi basarmislar. Ne mtlu onlara degil mi? Ama yanlis anlasilmasin hobiler insanin icinde olurlar bunu biliyoruz yani herturlu imkani olupta hobi gelistirmemek yine sizin elinizde mesela benim tenis kortalarina baka baka tenis oynamadan gecirdigim 4. sezon olacak bu:((
 
Ailelerimizin nasil sorumluluklari oldugunu biliyoruz hatta Arda bey buyudukce daha iyi anliyoruz ama acaba herfirsatta sinav kagidini verdikten sonra solugu Mersin e giden ilk otobuste almaktansa acaba Ankara da kalip ta bir hobi edinmeye calissaydik,ya da bir ekstra birsey yapsaydik simdi daha mi farkli yerlerde olurduk?
 
Bilemiyorum ama bu son tespiti yapana kadar biz Arda nin da tipki anne ve babasi gibi okul hayatainin bir kisminda aileden uzakta kalmasi gerektigini dusunuyorduk. Cunku bize gore yatili okul cocugun kendine guveninin gelismeisnde etkili bir yer. Ama peki tatillerde yanimiza gelme zorunlulugu ne olacak? Yani cocuk bize mi gelecek daga mi timanacak, yoksa arkadaslari ile tren turuna mi cikacak? Ya da her firsatta yanimiza gelecek ve bu dediklerimi ypmak icin kendi cocugunun buyumesini mi bekliyecek?
Gelecekte ne olur,bu kucuk bey hangisini tercih eder bilmiyorum ama ben yatili okuldan herfirsata annemlerin yanina gitmekten cok mutluydum,aklima gelipte babamdan izin alsaydim muhtemelen bana zaten izin verirdi tura cikmak icin, yani ben birseyleri kacirdigimi dusunmuyorum.Ama ilerde cocuklarimizin bunu hissetmemeleri icin belki de onlarin sormayi akil edemedikleri seyleri sormayi biz akil edecegiz. Ve elimizden geldigince kendileri icin en iyi olacak sekilde ve yerdekendi isteklerine  ucmalarini saglayacagiz.
 
Ne diyeyim Annelerimizin ve Babalarimizin eline saglik bizlere de kolay gelsin…
 
Sevgiler…
Zeynep
 
 

Ocak 22, 2006 Yazan: | Hobbies | Yorum bırakın

bu bayram da bitti:((

Merhaba
 
Gectigimiz Kurban Bayraminda  Onur,esi isil ve Kuzen Suheyla misafirimiz oldular. Onlarla beraber guzel bir tatil gecirdik,umariz onlarda Dubai yi sevmislerdir. Tatilin tek kotu yani UAE nin Vice President i olan seyh Maktum un 4 Ocak tavefat etmesi idi. Seyh in ayrica Dubai ninde seyh i olmasi nedeniyle Dubai de planlanan butun eglence agirlikli etkinlikler iptal ve ya ertelendi.Mesela Dubai Shopping Festival in bsladigi gun bitmesine sebp oldu.Gerci indirim devam ediyor ama senlikler yapilmiyor. Hatta aylardir festival ve bayrami bekleyen Global Village da kapanmak zorunda kaldi,yas suresince. Ama neyse ki alisveris yerleri,plaj,muse falan acikti da biz cok etkilenmedik,sadece muzik yayini yasakti radyo/tv de,barlarda falan.Hem ayrica hic yagmur da yagmadi(Devrim) ama son gun kum firtinasi da gosterdik suheylaya hatta kum firtinasinda bahcede kahvalti yaptik(Kulagindaki kumlar cikti Suheyla cim?:))
Neyse bir bayramda boyle bitti,seneye siradakileri bekleriz efem:))
 
 
 
 

Ocak 22, 2006 Yazan: | Entertainment | Yorum bırakın

Aralik 2005 Istanbul Cikartmasi

Evet arkadaslar;2005 yilinin son iki haftasinda Istanbul da Dogan ailesi olarak yarattigimiz karmasaya katilimlariizdan ve hic soylenmemizden dolayi tesekkur ediyoruz. Yani kardi,soguktu,hastalikti demediniz ve bizi gormek icin caba sarfettiniz ve bizimle gorusmeyi basardiniz. 25 Aralik 2005 te Niyazibey de 28 kisiydik tabii tek  erkek cocuk olarak Arda nin basetmesi gereken 6 guzel kizimizi; Bahar,Defne,Basak,Lal,Zeynep  ve ablalarimizi unutmuyoruz.
Bu arada hastalik dedim hic abartmiyorum Arda ve ben Istanbulda kaldigimiz 1 haftanin 4 gununde hastaydik,sonra tabii biraktigimiz viruslerle Bahar i da yatirmisiz,uzgunum.
Bu arada seyahatimiz amacina ulasti ve Arda kar gordu. Gerci cikip oynayamadi ama heryerin bembeyaz olmasindan cok etkilendi. Bir de soguk havada nefes verince disari cikan havanin yogunlasip buhar yapmasi da cok hosuna gitti. Eve giren herkese sen de yaptin mi diye sordu:)Sonra bot aldik,bere atki falan degisik bir alisveris oldu. Burada okulda bahsediliyor ve kar gormeye giden arkadaslari cok sansli sayiliyor,neyse biz de basardik mutluyuz. Simdi rahatca buradaki SkiDubai ye goturup kartopu yapabiliriz.
 
Biz evimize donduk,oralarda soguktan bunalirsaniz bir nefes almaya bekleriz…
Sevgiler herkese…
 

Ocak 2, 2006 Yazan: | Entertainment | Yorum bırakın

Vee Zeynep i de Burj al Arab a goturduler…

Evet evet yanlis duymadiniz yani okumadiniz bende Burj Al Arab a girdim!Yani bilenler bilir ( Basri den kaptim bu sozu de ) ben en fazla on dis kapisinda birakirim adami, isteyen varsa iceri girmeyi, yolunu bile kendisi bulmasi gerekir.Cole deyin deniz deyin,dalis yapicam deyin,Abu dhabi ye gitcem deyin hepsi okey ama Burj al Arab en fazla yanindaki plaj nedeniyle cumlede gecer.
 
Malumunuz 2005-06 turizm sezonunu otelimizde actik,hatta bazi ic duzenlemelerle yeni oda ekledik falan onlardan daha sonra bahsedecegim:))
Bu hafatsonunda Basri nin kuzeni Canan ve esi Ali bizdelerdi,yukarda adi gecen butun aktiviteleri yaptik. Abu dhabi ye gitmek haric cunku onlar Burj al Arab i tercih ettiler.
Canan Burj al Arab a girmeyi cok istedigini  ve parasi neyse odemeye hazir oldugunu soyledi. Hatta bir aksam biz yavas yavas ciksak mi nereye gitsek diye dusunurken o guzel guzel suslendi,bizimle arabaya bindi ve gittigimiz bambaska biryerde arabadan inmedi ben otele gidecektim o yuzden boyle giyindim diye. Neyse durum bu olunca dayanamadik tabii ve arastirip en ucuz iceri giris paketii rezerve ettik onlara.Otelin giris Loby sinde sabah kahvaltisi ;170 dhs. kisi basina odenecek fix menu bir kahvalti iceriyor.Bu pakette aslinda oteli gezdirmek yok ya da belki turla gelirsen oluyordur da bizimkileri gezdiren olmamis ama nereye gidiyorsunuz kimsiniz diyen de olmamis ve odalari dahil heryerii gezmisler.Simdi ee onlar parayi odemis,kahvaltiyi yemis bi guzel de gezmisler sana ne oluyor bu paketin/turun  neresinde sen varsin diyebilirsiniz.Soyle ki ben onlari tur rehberleri olarak otelin icinde kahvalti yapacaklari yere kadar goturdum ve tabii boylece iceri girmis oldum:))Hemde parasiz. Ve simdi siki durun bu olayin en guzel tarafi bu iceri giris isini hicbir para vermeden yapmis olmamdi cunku inanin bana hic degmezmis. Bize gelen herkesi goturmeye calistigimiz One and Only oteller zincirine ait Royal Mirage otelinin ihtisaminin yarisi bile yok icerde.Evet sutunlar mavi sari altin rengi karisimi falan ama yok ben begnmedim ve hatta ayricana mutlu oldum 3 yildir kacirdigimiz ve bizim isteksizligimiz nedeniyle misafirlerimize yardimci olmayarak onlarinda kacirdiklari – ki ozellikle annecim cok istemisti gormeyi ,bir sey yokmus. Gercekten de Dubai de butun otellerin ozellikle giris loby lerinde ihtisam yarisi var ama bunun ki gercekten guzel degil. Ama merak edenler icin yolu ogrendim kahvalti etmek icin para vererek iceri girme hakkiniz var. Bundan sonra isteyenlere bunu da tur programina ekleriz. Ama ben yine tavsiye etmem haberiniz olsun.Hem siz bana 170 dhs kisi basi verin ben size neler bulurum kahvalti da :))
iste boole yani sezonu actik bekleriz efendim:))
Sevgiler herkese…
Zeynep
 

Kasım 29, 2005 Yazan: | Entertainment | Yorum bırakın

Kitap okuyoruz da:))

Merhaba
 
Bugunlerde bircok kitabi ayni zamanda okudugumuzu farkettik:)) Evin her kosesinde birucundan baslanmis ve goruldugunde kaldigmiz yerden okumaya devam ettigimiz kitaplar var:)) Bir cogunu Singapur da ki Uzakdogunun en buyuk kitabevi olmakla unlu Kinokinaya  ve yine uluslararasi bir zincir magaza olan Borders tan almistik.Evde 3 ayri tuvalet oldugu ve her tuvalette en az birer tane olmak kaydi ile,yatak odasi,basrinin spor yaparken okudugu icin ayri bir posette durani,benim Arda yi okuldan almadan onceki park yerinde okudugumu sayarsak en az 10 ayri yerde kitapvar  ve hepsinden biraz biraz devam ediyoruz.
 
Ben burada iki tanesinden bahsedecim simdilik:
 
—–ilk kitabin adi BLINK ;  insanlarin bir olay karsisinda mantiklarini kullanarak bir karar ve veya tepki vermeden cok once adini koyamadiklari bir hisle karari coktan vermis olduklarini inceleyen bir kitap.Yani bizim 6.his dedigimiz,icime dogdu seklinde tanimladigimiz ve ya birkisiye ilk goruste isinamamamiza ve ya acaip kanimizin kaynamasina yol acan  sey,his.Hani okulda hepimizin basina gelmistir,sinavda ilk yazdigim cevap dogruymus,dusundum de degistirdimkeske biraksaymisim  demisizdir muhakkak. Kitapta eldeki bilimsel verilerle orjinalligi dogrulansa da aslinda kopya olan bir eserden bahsediliyor mesela. Unlu arkeologlarin cogu bir yanlislik hissetmisler,ama adini koyup ispat edememisler uzun bir sure o zamanin en iyi sonuc veren testlerinin hepsi de orjinalligini dogruluyormus,ama kopya cikmis sonunda.Tabi adamlarda ben demistim demisler:))
 
simdilik bu kadar okudum bu kitaptan,ilginc birseyler bulursam aktaririm:))
 
2.kitabimizin adi Finding The Open Road
 
 
Bu kitapta da uc arkadas universite bitince ne olcak simdi diye kara kara dusunurken gezelim,gorelim dunyayi belkide okudugumuz meslekleri yapmayi istemiyoruzdur diye karar vermisler ve yollara dusmusler.Iste bir karavan kiralamislar uc ayligina. Ama olayin ciddiyeti soyle bunlar oyle laylaylom gezmeye cikmamislar aslinda. Kendilerine gore basarili isadami/iskadini belirlemisler ve bunlarla roportajlar ayarlamis ona gore turun rotasini ayarlamislar ve yola cikmislar. Yol boyunca da randevularinin izin verdigi olcude   yolda bayirda hoslarina giden su kenari,koy kahvesi ne varsa durup insanlarla sohbet etmisler. Sonra donmusler evlerine ve bakmislar ki herkes bunlardan biraktiklari yerden devam etmelerini istiyor,yani tamam 3 ay tatil yaptiniz gezdiniz gordunuz aferin size hadi bakalim ne okudysaniz o meslege donun de diger yuzbinlerin yaptigi gibi siradan insanlardan olun diyorlarmis.Ama tabii bunlar boyle olamayacaklarini anlamislar simdi cok daha farkli gonullerinin istedigi islerde mutlu mesut yasiyorlarmis. Ve hatta bu kitabi yazmislar ve bir de fon ayirmisla hersene uc universite ogrencisini (yeni mezun) bu olculuga gonderiyorlarmis.Iste ben simdi bu grubun ilk yolculuktaki derlemelerini okuyorum. Aslinda olay basit herkesin yaptigini yapmam beklenirken ben yapmadim kalbimin sesini dinledim,mutlu oldugum isi yapmaya basladim ve bakin Allahim ne de basariliyim seklinde orneklerle dolu. Soyledikleri hicbirsey yeni,hic dusunmediginiz bir sey degil ama yapan yapmis iste. O kendine guven ve mali destek varmis demek ki.
 
Iste boole,ben okuyayim size yazarim:))
 
optum herkesi…
 
 
 
 
 
 
 

Kasım 20, 2005 Yazan: | bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum | Yorum bırakın

Ben de Yazacam!

– Gordun mu yazdiklarimi?

– Gordum

– Okudun mu? (E yillar var biliyor artik benim her gordugumu okumadigimi)

– Okudum

– Nasil olmus?

– Cok guzel walla. Imrendim.

– MCan dediki "hic beklemezmis", Elif de "E iyi geziyorsunuz bakalim" diyor. Babam henuz okumadi galiba.

Ve o an caart diye catladim ve ben de dedim ki kendime "lan oglum yillardir isterdin yazmayi, neden simdi baslamayasin?". Ve basliyorum.

___________________

Benim adim Basri oldugu icin oyunun kurallarini ortaya koyup da bundan sonra okuyacaklariniz icin bir beklenti ortaya koymam lazim. Yapmicam.

Benim adim Basri oldugu icin bu yazimda (‘blogumda’ mi demeliydim?) ne gibi konulara deginecegimi en azindan belirtmem lazim. Maalesef onu da yapmicam:)

"I can feel it coming in the air tonight. Oh no. Oh no. Oh no. Oh no." Bazilarinizi SMS ile de baydigim gibi gectigimiz Persembe ogleden sonrasi, aksami, gecesi bu modaydim. Phil Collins Dubai’de. Elini ayagini cekmeden once ciktigi turnesinde dun aksam Dubai’deydi. Gencken sarkinin girisindeki drumlari arka arkaya onlarca defa kaydetmistim, hep geri alip dinlemek zor oluyordu cunku:) Sanirim 50li yaslarda ama jetiyle aybasinda Yunanistanda, gectigimiz haftalarda Lubnan’da ve Israil’de, dun de Dubai’de. Nerden mi biliyorum o ulkeleri gezdigini? Anlaticam birazdan, sabredin.

Dunun onemli basliklarindan birisi de Ataturk’un olum yildonumu olmasiydi. Arda’nin bu konuda cok bilgisi olmamasi hosuma gitmedi. Aslinda duzeltiyorum. Bir miktar bilgisi var. Mersin’e annemleri ziyarete gittigimizde hep beraber benim ilkokuluma, -herkes bilsin- Aliye Pozcu Ilkokulu, ugramistik. Ve orada Arda’ya "bak oglum bu Ataturk, ulkemizi dusmanlardan kurtardi" diyerek bir giris yapmistik. Internetten Turk bayragi indirdim, 2 kopya renkli bastirdim. Ataturk’un cesitli fotograflarini ve Anitkabir’i de yanyana koyup 2 kopya renkli de onlari bastirdim. Sonra da kendimce onemli oldugunu dusundugum Ataturk hakkinda bilinmesi gerekenleri altalta siralayip bastirdim bir kopya ki Zeynep, ben ve Anu benzer seylerden bahsedelim Arda’ya diye. Sonra da aksam yemegi (‘savasi’ da deniyor) sirasinda calistik Ataturk bilgisine. Arda’yi taniyanlar bilir. Hemen yapistirdi tabi "Ataturk’u senin okulunda da gormustuk" diye kerata. Seviyorum Arda’yi. Andik Ata’yi ailece. Siz de andiniz mi?

Simdi anlatacaklakrimla isler biraz karisacak. Hazirlanin. Eski sirketimden bir arkadasim is icin Dubai’ye gelmis. Cok severiz ailece O’nu ve esini. Hatta bu Yunan ciftin dugunu icin Corfu adasina bile gitmistik. Kardes ulkenin guzel insanlari Spiros ve Georgina. Iki hafta once Dubai’delerdi ama ben seyahat ettigim icin gorememistim (gerci onlar Zeynep ve Arda ile gezmislerdi beraber). Spiros soyledi Phil Collins’in ay basinda Atina’da oldugunu. Spiros’la da Arda ve Ataturk dersini konustuk disari cikinca. Birbirimizi hic politik konularda kirmadik simdiye kadar. Cok guzeldi sohbet. Tabi sasirabilirsiniz bunlarin hepsini Persembe gunu nasil yaptiniz diye. Bilenler bilir, biz burada Cuma ve C.tesi tatil oldugumuz icin Persembe geceleri biraz gec biter, sabah 3-5 arasi 🙂

____________________

Bilenler bilir Peter Drucker’i. Kisaca "Management Guru" (detaylarini baska birgun anlatirim). Bugunlerde hergun bir sayfa okuyoruz Drucker’dan gecen haftanin beni etkileyen basliklarindan birisi Drucker’in sirket yoneticileri icin onerdigi aylik birseyleri yoketme onerisiydi. Kisaca ayda bir gun "hangi bolumu, hangi urunu, hangi servisi yoketmeliyiz?, nasil?" gibi sorularin tartisildigi bir toplanti oneriyordu. Detaylarina girmek istemiyorum ama tabii ki zevk icin degil sirketin gelecegi acisindan uretkenlik/karlilik/degisen stratejiler geregi yapilmasi gereken yoketmelerden bahsediyor Drucker. Dusundum. Biz de ayda bir defa ozel hayatimizda yillardir bizimle beraber giden ama artik bize zarar veren ya da hicbir yarar saglamayan bir konu/kisi ya da herhangi birseyden kurtulsak! Oradan kazandigimiz zaman/para/vb. bizi ve cevremizdekileri daha mutlu edecek baska birsey icin kullansak, ne guzel olur degil mi? Ne dersiniz?

____________________

Bu ilk denemeydi. Burada bitti. Yorumlarinizi beklerim. Kendinize iyi bakin.

Basri

Kasım 11, 2005 Yazan: | Uncategorized | 3 Yorum

Singapur

Üç yıldır Dubai’de yaşıyoruz. Bayram tatili gibi Türkiye’deki sevdiklerimizin (ve bizi sevenlerin tabii) Dubai’ye gelebilecekleri izin dönemlerinde onları burada görmekten büyük zevk alıyoruz. Ancak iki yıl önce hazırlıksız yakalandık ve uzun bir Ramazan Bayramı döneminde kimsenin gelmedi ve biz çok sıkıldık, keşke bir seyahat falan planlasaymışız diye hayıflandık. Hal böyle oluncada karar verdik. Eğer o tatilde kimse gelmiyorsa biz de Dubai’de durmayalım dedik. Ancak biz bu kararı verdikten sonra hiç bos kalmadık ,sağ olun hep yanımızda idiniz.

Bu sene sırası gelen arkadaşlar Ramazan Bayramının yaz tatiline çok yakın olması sebebiyle havaya giremediklerini ve de bize gelemeyeceklerini söyleyince iş başa düştü. Kendimize bir plan yapmalıydık. Uzak Doğu uçuşları için Türkiye’den yola çıktığınızda genelde Dubai’de aktarma yapılıyor. Bu durumda biz de yolun bir kısmını zaten gelmişiz bari kalanına gidip bir bakalım düşüncesi ile bakındık. Dubai’nin kendisine örnek aldığı Singapur’a gitmeye karar verdik. Emirates Holidays ile görüştük ve  uçak+otel paketi aldik.1 Kasım’da Dubai’den çıkış yaptık,6 Kasım’da da geri döndük. Tabi aramızdaki 4 saatlik farkla Singapur’da 5 gün dolu dolu kalmış olduk. Planı yaparken fark etmemiştik ama tarihler bizim 10. Evlilik yıldönümümüze de denk gelmiş oldu. Çifte bayram oldu yani.

Singapur öncelikle özellikle Dubai’nin sarı sıcak çöllerinden sonra fazlayla yeşil. Sokakta orkideler bizim papatyalar misali açıyorlar. Bahçe tasarım ve bakımına pek meraklılar, özel önem vermişler. Turistler için ille de gidin görün denilen botanik parklar var. Ama Arda’nın yaşı henüz orkideleri takdir edecek aşamada olmadığı için biz rotamızı hayvanat bahçesine cevirdik.

Singapur Hayvanat Bahçesi hayvanların kafesler arkasında olmaması sebebiyle ünlü imiş, biz bilmiyorduk. Gidip görene kadarda insan inanamıyor. Evet gerçekten de hayvanlar ki buna aslanlar da dahil herhangi bir kafeste değiller. Oldukça geniş bir araziye serpiştirilmişler ve gayet rahat davranıyorlar. Kafes yok ama her hayvan grubunun kendine ait bir bölgesi var ziyaretçilerin göremediği bir koruma sistemi ile de birbirlerine ulaşmaları engellenmiş. Zaten aç olmadıkları için de hiçbiri diğerinin alanına bulaşma ihtiyacı hissetmiyormuş. Biz aman da ne güzelmiş diye insanlar için ayrılmış yollarda yürüyerek gezmeye başladık. Hatta bir de gece turu varmış ona da bilet aldık. Gündüzü yetmez bir de gece rahatsız edelim hayvancıkları diye düşünmemişizdir herhalde ama gün içinde başımızdan geçen olaya rağmen gece turuna katılmakta ısrar etmemiz ayrı bir durum. Merak bu olsa gerek.

Arazi çok büyük, biz de küçük adımlarla yürüyor olunca yorulmuştuk. Denk geldi, en sevdiğim hayvan olan zürafaların olduğu bölgede bir bank bulduk. Arda ve ben bankta oturmuş manzaranın keyfini çıkartıyorduk ki yakınımda bir yabancı cisim hissettim. Sağ tarafımda, yanı başımda diyebilirim hatta, bir Lama vardı. Ben aa açık alan dedik ama bu da biraz fazla rahatmış yahu düşüncesi ile irkiliyorum ama güzel bir enstantane olur diye de Basri’ye bizi çeksene demek için kafamı ondan yöne çeviriyorum. Ama Basri’nin arkasındaki bir adama gözüm takılıyor. Adam, ki meğer hayvanat bahçesinin görevlisi imiş, bize olabileceği en sakin ses tonu ile bulunduğumuz yerden acilen uzaklaşmamızı ama bunu da koşmadan ama hızlı adımlarla yapmamızı söylüyor. Koşmayın kısmına özellikle vurgu yapıyor. Adamın söylediklerini kulaklarım beynime aktarırken gözlerim ilerdeki tepecikten bulunduğumuz tarafa bakan aslanları görüyor. Yol boyu gelirken seslerini duymuştuk ama henüz onların kısmına geçmemiştik. Aslanlarla Lama bakışıyorlar aslında bizimle ilgilendikleri yok ama olurda biri panikleyip koşarsa ortalık karışacak, orası kesin. Bunu sadece beynim değil iliklerim de anlıyor artık. Banktan kalkıp, bir yandan pusete eşyaları yükleyip, bir yandan da Arda’yı da kucakladığımız gibi uzaklaşıyoruz. Biz uzaklaşırken diğer görevliler de geliyor. Hepsi neler olabileceğinin farkında ve hayvanlarını nasıl ürkütmeden ve korkunç sonuçlara yol açmadan kurtarma telaşındalardı. Hayvanlar ise, yedi sekiz tane aslan ve bir lama, bir gariplik var bu işte, ne yapmalıyız şimdi diye düşünüyorlardı herhalde çünkü bir sure bakıştılar sonra lama çok da hızlı olmayan adımlarla yürümeye devam etti. Peşinden de görevliler. Aslanlar ise arkasından bakakaldılar. Aradan ne kadar süre geçti bilemiyorum ama daha sonra lamayı yakalanmış olarak, sakince görevliler arasında yürürken gördük. Bu arada insan tekrar tekrar düşündükçe olayın ciddiyetini daha iyi anlıyor aslında. Ertesi günün gazetelerinde, çok korunaklı olduğu iddia edilen hayvanat bahçesinde aslanlar ziyaretçilere saldırdı diye bir arka sayfa haberi okumanız ve aaa Türkler de varmış demeniz işten değildi yani.

Neyse kimseye bir şey olmadan atlattık ve gece turunu bekledik. Tur treni hani yanları açık, yavaş yavaş giden gezinti trenlerinden. Karanlıkta ilerliyorsunuz, pek de bir şey gördüğünüz yok aslında. Rehber kişisi yanından geçtiğimiz hayvan hakkında bilgi veriyor. O zaman ögreniyoruz aslanlar mesela yirmi dört saatlik bir surecin sadece dört saatini avlanma ve yemek için kullanırlarmış ve tok oldukları için de mesela gün içinde gezinmekte olan insanlara sataşmazlarmış.

Maceralı hayvanat bahçesi ziyaretimizden sonraki gün için planımız Sentosa Adası denilen bir adaya gitmekti. Aslında Singapur’a bağlı 63 ada varmış ki kendisi de bir ada devlet zaten. Sentosa Adasina teleferik ile geçtik. Manzara büyüleyici idi. Buraya da sualtı dünyasını gösterdikleri bir Akvaryum yapmışlar. Akvaryumun farklı ve etkileyici olma sebebi içinde koridorlar açılmış insanlar geçebilsin diye. Yürüyerek koridorda gezerken de cam duvarların arkasındaki balıkları görebiliyorsun. Bilumum köpekbalığı türlerinden örnekler var. Artık onlar mı bizi izliyor yoksa koridorda tam bir balık istifi şeklinde ilerlemeye çalışan ziyaretçiler mi  onları izliyor bilmiyorum  ama kapalı yerde kalabalık bir grupla kalmaktan ürküyorsanız hiç gereği yok balıkları da görmeyin bari.

Bunların yanı sıra Singapur’da kültür, sanat etkinliklerinin hepsi var. Bölgenin en büyük kitabevi olan Kinokuniya ile burada tanışıyoruz ve çok çok seviyoruz. Beni etkileyen en güzel yanı çocukların ve herkesin oturup da okuyabileceği koltuklar konulmuş olması. Tabii sayıca yeterli değiller ve zaten burası bir kütüphane de değil ama insanların içeride uzun sure geçirebilmeleri için oldukça rahat hissettiren bir ortam yaratılmış, koltuk bulamayanlar pencere kenarlarında ya da hatta halı kaplı yerlere oturarak okuyor, göz gezdiriyor elindeki kitaplara. Hiç kimse hiçbir şeyi almak mecburi değil. Dükkânın önünü kapatıyorsun, almayacaksanız kalabalık etmeyin diyen de yok.

Singapur böyle bir yer turist gözüyle. Yaşaması farklıdır diye düşünüyorum çünkü oldukça ilginç kuralları var. Mesela sakız çiğnemek yasak. Hatta o kadar yasak ki ülkede sakız satışı yok. Akıllıca tabii yerlere atılan sakızları temizlemekle uğraşmıyorsun böylece. Sonra güvercinleri beslemek de yasak. Araba sayısı da kısıtlı. İsteyen dileyen herkesin arabası olamıyor. Toplu taşıma konusunu gayet iyi çözmüşler. Metro istasyonlarının yeraltında trenlere giden alanlarını da çarşı olarak kullanmayı akıl etmişler ve yüzölçümü çok da büyük olmayan bir ülkenin derinliğinden de faydalanmışlar.

Memlekete çok uzakmış yoksa sevmiştik aslında diyerek Dubai’ye dönüyoruz. Zaten birçok açıdan Dubai ile Singapur birbirine benziyor. Her ikisi de bölgelerinin ticaret ve eğlence merkezi olmaya çalışıyorlar, Emirates havayolları Singapur havayollarını örnek alıyor, şehir içindeki binalar falan gerçektende benziyorlar birbirlerine. Ama benim gözlerim eve giden yolda, içinde bulunduğum aracın camından bakarken bir boşluk bir eksiklik hissediyor. Bir gariplik var diyorum ve sanırım bunu sesli söylemiş olmalıyım ki Basri, ağaçlar yok diyor. Evet Singapur her şeyden de öte bizim için en koyusundan yeşille tanıştığımız yer olarak hatıralarımıza kaydediliyor.

Umarım sizlerde gidersiniz ama unutmayın direk uçmak uzun olur. Dubai de stopover yapıp bizi görmeyi unutmayın.

Kasım 10, 2005 Yazan: | GEZGIN DOGANS | 1 Yorum