Gelirken yanında ne getir,biliyor musun?
Sisten göz gözü görmüyordu havaalanından eve giderken. Güneşin doğmasına az bir süre kalmıştı eve vardığımızda ama biz yine de iyimser ve bilmiş şekilde, sabah siz uyanana kadar bu sis kalkar merak etmeyin demiştik. Ama kalkmadı. Ne o sabah ne de ertesi gün. Hafifledi ama şehrin havası hep var olduğu iddia edilen mavi gökyüzü, sapsarı güneş derecesine geçemedi. Hepi topu iki gün kalacaklardı.
Sen kalk ülkeler arası seyahat et, birkaç bina göreceğim değişik bir şehirmiş diye yollara düş, nazlı gelin misali yüzgörümlüğü istesin senden o şehir. Yıllardır görüşmemiştik ve ne güzel bizi görmeye geldiler diye düşünsek de onların asıl görmek istedikleri o pek ünlü binaları ile Dubai idi kabul edelim. Geldikleri saate kadar sis falan yoktu. Araba ile gittik almaya havaalanına sabah üçte. Dönüşte yani taş çatlasa bir saat sonra, arabanın önünü göremeyeceğimiz yoğunlukta bir sis vardı. Araçların sis lambaları etkili bir şeymiş test ettik onayladık. Bir de tabii sabahın erken saatinde yolların boş olmasının da yardımı oldu bu sürüşte. Tamamen içgüdüsel olarak bulutun içinde ilerledik. Tabii son üç yılınızda aynı yolu defalarca kullanmışsanız çıkışı kavşağı hatırlıyor insan. Dubai o kadar karmaşık bir yollar kavşaklar sistemine geçmemişti henüz, sene 2005. Bir tane Şeyh Zayed yolu var bir de Emirates Road dediğimiz otoban var kullanımda. Ara sokaklarda değilseniz sorun yok. Ara sokakların sorunu yerleşim bittiyse yol da bitiyor, yani hop çöl kumuna dalarsınız. Ama neyseki benim o ara sokaklarla işim yok. Gri zemin üzerinden güçlü neon ışıkları sayesinde fark edebildiğim bina reklam panoları bana yol tarif ediyor neyseki. Tam zamanında Ibn Batuta Mall’un yanına geldiğimi farkediyorum bu Jebel Ali liman kavşağına az kaldı demek. Denize paralel olarak uzanan ve Dubai’den Abu Dhabi yönüne giden bu cetvelle çizilmiş gibi olan dümdüz yolda bu kavşaktan çıkışı kaçırmamalıyım. Aksi halde hep birlikte Abu Dhabi’ye gitmiş olacağız arada başka çıkış yok henüz. Jebel Ali liman kavşağından çıkıyoruz ama limana değil karaya içeriye doğru kıvrılıyoruz. Bağlantı yolu kullanılarak daha iç taraftaki Emirates Road denilen o zamanların otobanına doğru gidilecek, sonra da Emirates Road üzerindeki dönel kavşak kullanılarak evimizin olduğu Green Community East Garden Apartments adlı siteye girilecek. Dubai şehir merkezinden uzakta sayılan bir köşede, çölün ortasında idi bizim ev, yani en azından ilk on senesinde diyeyim. Evin de içinde olduğu site 2004 yılında yapıldı. İnşaatın bitip de binaların teslim edildiği ilk gün taşındığımız daireyi görmek için bölgeye ilk gidişimde, bu şimdi kullandığımız yolun kenarında develer geziyordu. Site yapılıp ve daha sonra da insanlar yerleşince bu develer yerlerini kamyon kervanına bıraktılar. Hint asıllı, araçlarını süslemeyi pek seven şoförleri sayesinde üzerleri yanar döner janjanlı ışıklarla süslü kamyonlar tek sıra halinde yolun en sağ şeridinde dizilmiş yavaş yavaş ilerlediği bir kervan oldu o Emirates Road üzerinde her daim. Öyle bir kervan ki iki kamyon arasından geçecek bir araçlık yer bulmak sabır işi olur diye hoşlanmazdık ama o sis içinde sürüş sürecinde onların oluşturduğu ışıklı set beni rahatlatmıştı, eve gelmiştik işte.
Misafirlerimiz odalarına çekilirken, sabaha kalkar merak etmeyin dedik o bulut için ama kalkmadı. Cuma ve cumartesi günü nispeten hafiflemiş bir bulut içinde ilerleyip binaların ihtişamını değilse de kendilerini duvar diplerine kadar gelmek suretiyle görmeyi başardık.
Burj al Arab mesela, yelken otel diye geçen ve ölmeden önce görülmesi gerekenler listesinde olan hani. Diğer tüm turistler gibi bizim bahtsız ziyaretçilerimizi de Dubai’ye çeken oydu aslında. Konumu sayesinde sanki denize açılmış yelkenli imajını verdiği düşünülen o otelin önünde poz verilsin diye tüm turist gruplarının getirildiği yere biz de gittik tabii. Görüş net olmayınca binanın yanına kadar gittik hatta ve elzem fotoğrafımızı da çektik. Ama arkada denize ulaşan derinlik yerine gri bir fon üzerinde bir bina ve iki kişi olarak çıktı pozumuz ancak. O ikinci günün gecesi geç saatlerde yeter bu kadar eziyet diye düşünmüş olmalı ki sis kalktı gitti. Zaten sis kalkmasa onları Türkiye’ye evlerine geri götürecek olan uçak da kalkamayacaktı.
Gökyüzünde, o bulut senin bu bulut benim diye içlerinden süzülen uçağın bu bulutlar toplaşıp havaalanına indi diye kalkamaması da ayrı bir durumdur.
Fotoğraf deyince bir başka ziyaretçiyi daha hatırladım. Pek yetenekli bir fotoğrafçıydı kendisi. Siyah-beyaz film kullanır ve sonra da evinin banyosunda hazırladığı karanlık odada basardı fotoğrafları . Sağ olsun birkaç kere bana da izin vermişti o işlem sırasında yanında olabilmiştim. Negatifin pozitife geçiş yaptığı o mucize ana tanıklık etmiştim. Bir hafta sonu için topladı kameralarını ve tabii eşini de aldı geldi. Onun hayalinde sadece binalar değil çöl de vardı bu sefer. Uçsuz bucaksız çöl alanının fotoğrafını çekecek özellikle de tepecikler arasındaki kumların uçuşmasını yakalayacaktı deklanşöründe. Hayal bu idi ama gerçek olamadı, yapamadı. Dubai ona bu zevki yaşatmadı. Yağmurlu bir günde geldiler, yağmurda kaldılar ve yağmuru da alıp gittiler. Dört gün kaldılar, iki günü aralıksız olmak üzere toplam 3 gün yağmur yağdı, güneş onlara yüzünü hiç göstermedi. O yıllarda Dubai’de yılda hepi topu 4-5 gün yağmur yağardı aslında. Ömrü hayatında bu kadar yağmuru böyle kısa bir sürede görmemiş olan şehir neye uğradığını şaşırdı, yollarda göletler oluştu, evlerin damları aktı, havaalanı binası su aldı hem çatıdan hem pencerelerden. Yağmurun ara verdiği üçüncü gün biz çöle gittik yine de ama çölün tüm kum tanecikleri birbirine yapışıp kalmıştı sanki. Fotoğrafçımız yağmur var diye birbirine haber eden, sokağa koşup altında duran heyecanlı insanların fotoğrafını çekebildi ancak. Yağmura sevinen çöl insancıkları diye sergiye koyabilirdi istese.
İşte bu yüzden ziyarete gelirken ne getirelim diye sorana, Kendi güneşinizi yanınızda getirmeyi unutmayın derim, gerisi kolay.

Galaksi Taksi, Araba yok!
Mart 20
Basri sorar: “Dubai’ye geldiginde kendi arabanı alana kadar kullanman için bir araç kiralayacağım var mı bir tercihin?
Benden cevap ” ne olursa, hatta olmasa da olur!”
Mart 27
Basri “kağıtlarda bir sıkıntı olmuş senin oturum iznin çıkana kadar araç kullanamayacaksın o yüzden de kiralamıyorum”
Benden cevap” Hiç de meraklı değilim zaten, iyi olmuş ..”
Diyorum ama ben ne dediğimi biliyor muyum?
Mart 30
Dün geldik. Bugün sabahtan yanlarında konakladığımız arkadaşların evinin önünden hemen taksiye atlıyoruz, ver elini bizim ev.
İçi boş, eskiler gelmeden yeniler alınmadan bir gidelim dedik. Trafik yok gibi ama yanılmayalım buranın bir de asıl kalabalık ani var biliyoruz.
Kapıya geliyoruz ki anahtarımız yok! Insan evin anahtarını unutur mu demeyin ev anahtarı genelde araba anahtarında oluyor bizim evde! Araba yoksa anahtar da yok durumu..
Ilk ders: anahtarını unutma!!
Telefonlarımız çalışmıyor hani kapattık ya gelmeden eh yenisini de almamışiz henüz.. Anu’da yedek anahtar var ama o hangi evde bilmiyoruz ki!
Ikinci ders: telefon işi acil..
Neyse panik yok, sitenin alışveriş merkezine gidiyoruz anıları tazeleyerek.
Takılıyoruz bir sure, eski favori restoranlarda yemek yiyoruz derken artık dönme vakti geliyor.
Ama durum tam da “Galaksi Taksi Araba yok” durumu.
15’er dakikalık pes etmeler ile ısrarlı taksi aramaları arasında gecen toplam 1 saatlik süreç sonunda taksiyi yakalıyoruz, birara müşteri seçmeye çalışan bu şoför benimle tanıştığına pişman oluyor tabii..
Üçüncü ders: dönüşü ayarlayamayacaksan hiç gitme
Simdi düşünüyorum da büyük bir ihtimalle İngiltere’den ayrılmadan once satılması gereken iki arabanın bana çıkarttığı çeşitli sorunlar nedeniyle bir sure araba kullanmak istemiyorum seklinde bir halet-i ruhiye içindeyken söylenmiş bir laf olmalı, “araba kullanmam şart mi? ” cumlesi. Dedim ya ben ne dediğimi biliyor muydum?
Nisan 8
Bir haftadır taksi şoförleri ile debeleniyorum, hergüne ayrı bir hikayem var diyebilirim.
Özetle:
Bi kere tüm taksi şoförleri Pakistanlı.
Gündüz şoförü okul, market şirket adresi bulurken Akşamci şoför ancak otel,pub,bar adresi biliyor! Mesela benim gibi aksam saat 6’da binerseniz okula ulaşamadiğiniz gibi barlar icin de cok erkenci oluyorsunuz. Yani doğru zamanlama çok önemli..
Hemen hepsi konuşmaya meraklı
Muhakkak Ilk soru memleket neresi?
Sonra başlıyor kendini anlatmaya..
Yolculugun mesafesine göre değişiyor derinleşiyor hikayeler.
Her ülkeden müşteri almışlar kıyaslama yapacak ornek cok ellerinde..
Hele bir tanesi Arda’nın elindeki basketbol topunu görünce kendisinin de aslında nasıl atletik olduğundan başlayıp annesi ile karısı arasındaki sorunlara kadar gitti. 25 dakikalık yolculuk sonunda adamın anlattıklarından nasıl bayılmışsa artık taksiden inerken Arda şöyle dıyordu:
“Good Luck with your life”
Hayatta başarılar..
Ben mi? Ben kamyonumu kiraladım.
Elektrikler kesikti çalışamadım
Son bir kaç gündür İskocya’da bazı bölgelerde elektrikler kesik, cok kar yağmış falan sebebi ne olursa olsun sonucta 4 gündür insanlar perişan olmuş olmalı.
Bizden büyüklere göre cok daha şansli olsak da ben elektrik kesintileri ile büyüdüm, planlı onceden saatleri belirli olanları ve de ansızın yakalandıklarını da sayarsak asansörde kalırım korkusu ile az mı tırmandım merdivenleri ama yanlış hatırlamıyorsam hiç akşam elektrik kesikti ödevimi yapamadım demedim.
İskocya’daki kesintileri duyunca elektrik olmasa ne olurdu diye düşündüm ve de aklıma 2005 yılında Dubai’de tum şehri kapsayan kesinti geldi.
Haziran ayının sıcakların kavurduğu bir gunüne denk gelen kesinti sirasinda Fairmont otelindeki gym’den ayriliyordum ve ilk farkettigimiz gökdelenlerin asansörlerinin çalışmayabilecegi oldu ama jeneratörlerle idare edilebiliyordu ilk aşamada. Zaten once sadece bulundugumuz binada sorun var sanmistik.
Arabama binip eve doğru yola çıktım ki olay benim düşündüğümden daha ciddiymiş. Mesela kavsaktaki kilitlenmiş trafige girince anladık ki trafik lambalari elektrikle çalışırmış ve de aslında kesinti tüm şehri kapsiyormuş!
Villalarda klimaların kapanması ile ısının artması sonucu kimisi çoluk çocuk arabalara doluştu, eşinin çalıştığı şirkete jenerator vardir umidiyle giden anneler mi istersiniz, arabada oturup klima çaliştiran mi? Sonucta petrol cennetindeyiz elektrige kimin ihtiyacı var! Ancak kesinti oyle kolay kolay bitecek gibi degildi onun yerine arabalarda benzin bitti ama heyhat benzin depolarında pompaların calışması için de elektrik enerjisi gerekirmiş meğerse!
O donemde neyse ki SkiDubai henüz yapılmamıştı, ne bileyim yani o kadar uzun süre jeneratör dayanır mı karları eritmeden diye düşünüyor insan.
Neyse efendim bu elektrik kesintisi galiba 6-8 saat kadar sürmüş. Galiba diyorum çünkü ben eve gitmeyi başardıktan sonrasını bilmiyorum bizim evde elektrik hiç kesilmemiş!
Şaka gibi değil mi?Bütün bunlar olurken bu karmaşadan etkilenmeyen tek yer bizim sevgili sitemiz ve de felaketten karli çıkan tek işletme de site içindeki otel oldu. Evet meğerse biz aslında Dubai dışında oturuyormuşuz!
-
Arşivler
- Şubat 2026 (2)
- Ocak 2026 (1)
- Ağustos 2025 (2)
- Haziran 2025 (1)
- Mayıs 2025 (2)
- Nisan 2025 (1)
- Haziran 2024 (1)
- Şubat 2024 (1)
- Mayıs 2023 (1)
- Mart 2023 (1)
- Ocak 2023 (1)
- Kasım 2022 (1)
-
Kategoriler
- #biryazihareketi
- #relocation
- #tasinma
- amsterdam
- Aralik 2009
- Arda's travel
- bizden haberler…
- bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum
- Entertainment
- GEZGIN DOGANS
- gezgindoganlar family trip rocks
- Hobbies
- Hollanda
- Kasim 2009
- kissadan hisse- derlemeler
- roadtrip2019summer
- seyahat
- Taşınma
- Turkiye seyahatleri
- Uncategorized
- zeynep'ce
-
RSS
Entries RSS
Comments RSS


