Yollarda büyüyen çocuk
Sanırım bu yazıyı taslak halinde bırakalı bir 5 sene olmuş yeni bir seyahate çıkmak için hazırlandığımız şu günlerde önüme düşünce bu yılın seyahatleri yazılarına buradan başlayayım dedim.
Tarih Şubat 2014
Yer İstanbul Atatürk Havaalanı Yeşilköy
Arda ile bir uçak yolculuğuna çıktık geçenlerde.
Bu dönüş yolculuğu aslında gidişte babamız da yanımızda idi,dönüşte sadece ikimiz varız.
Farkettim de uzun süredir ana oğul başbaşa yola çıkmamışız. Oysa eskiden ne çok seyahatimiz olurdu sadece O ve ben. Bir de O’nun araba koltuğu, puseti, çekiştirerek gezmeyi sevdigi o penguen canta.

Bu çanta sayesinde havaalanlarinda geçen uzun saatler eziyete dönmemisti. İçini ozenle seyahat için seçtiği oyuncak, kitap ne varsa doldurur sonra da elinden bırakmazdı.
Gerçi bizim uçak seyahatlerimiz daha bırakın bu çantayı çekmeyi henüz kendi başına oturamadığı döneme rastlar. İlk uçak yolculuğunu 3 aylıkken Istanbul Adana arasında yapmıştı. Emzik ve sütünü biberondan içme alışkanlığı bu ve diğer birçok Dubai- Istanbul-Adana yolculuğunda işimize yaradi.
Seyahatlerimiz tabii uçaklarla sınırlı değildi. Sadece bir tatil döneminde Dubai -İstanbul uçak, İstanbul -Bursa-Eskişehir otobüs, Eskişehir-Ankara arası tren, Ankara-Mersin otobüs, Adana-Istanbul-Dubai uçak yolculuğu yapmışlığımız var. Arada feribota binilmiş, gerekirse halk otobüsü minibüs ne varsa indi bindi ( bindi indi miydi?) yapılmıştı.
Yolculukta kullandigimiz arac değişse de yanımızda hep kitap ve oyuncak arabalarımız oldu. Hatta bir Eskişehir Ankara arası tren yolculuğunda vagondaki diğer çocuklarla koridorda yerlerde arabalarıyla oynamışlardı, paylaşmanın en güzel örneğini görmüştük. Kitaplar da oyle, ansiklopedi, komedi roman ne varsa, okurdu.
Yaklaşık 9 sene boyunca küçük ayıcık Ted de bizimle gelmişti bu seyahatlere mesela. Hatta onunda pasaportu olmalı deyip yapıvermiştik. İkiye katlanmış A4’ten yapılmış bu pasaportu kontrollerde göstermek şart idi. Biraz şaşırsalar da ülke bağımsız pasaport kontrolü yapan amcalar hiç kızmadılar oğluma.
Gurbetçi Arda icin hayatinin ilk 3 senesi uçağa binilir İstanbul’a gidilir seklinde gecti, hatta o kadar ki gunlerden birgün bindiğimiz uçak bizi Bangkok’a götürünce cok kızmış,”ben İstanbul’a gidecektim, kuzenlerimle oynayacaktım” diyerek uçaktan inmeyi reddetmişti.
Kalkışta, inişte uçuş sırasında herhangi bir sarsıntı da elini tutar, henüz uçak koltuğunu doldurmayacak kadar küçük bedeni mutlu bir heyecanla sarsılırken ben kendi korkularımı unuturdum.
Butun bunlari düşünürken aslında ben yine Istanbul Havaalanındayim, yemek bölümünde Cafe Nero’dayim, karşımda 12 yaşında bir Arda var. Oturmuş hem sütünü iciyor, hem de biraz once bir heves aldırdığı ve de şüphesiz uçakta bitirecegi kitabini, The Fault in Our Stars, okuyor. Boyu boyuma gelmis, sırtında Nike’dan anneanneye aldırdığı pek havalı çantası var ama en önemlisi yanında taşıdığı artık penguen çantası değil, içini yine kendisinin yerleştirdiği kabin boy bavul..
Ne kaldi ki şurada daha büyük bir bavulu yerleştirip de “Anne, ben gidiyorum” deyip tek başına çıkacağı yolculuklara..
PS: Meraklısına bu fotoğraf Istanbul Ataturk Havaalanı Cafe Nero’dan degil, Edinburgh’da adını unuttuğum bir lokal kafeden.
-
Arşivler
- Ağustos 2025 (2)
- Haziran 2025 (1)
- Mayıs 2025 (2)
- Nisan 2025 (1)
- Haziran 2024 (1)
- Şubat 2024 (1)
- Mayıs 2023 (1)
- Mart 2023 (1)
- Ocak 2023 (1)
- Kasım 2022 (1)
- Ekim 2022 (1)
- Eylül 2022 (2)
-
Kategoriler
- #biryazihareketi
- #relocation
- #tasinma
- amsterdam
- Aralik 2009
- Arda's travel
- bizden haberler…
- bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum
- Entertainment
- GEZGIN DOGANS
- gezgindoganlar family trip rocks
- Hobbies
- Hollanda
- Kasim 2009
- kissadan hisse- derlemeler
- roadtrip2019summer
- seyahat
- Taşınma
- Turkiye seyahatleri
- Uncategorized
- zeynep'ce
-
RSS
Entries RSS
Comments RSS

