Sana güveniyorum arkadaşına güvenmiyorum
Dun Arda’yı okuldaki arkadaslarından birinin evinden alıyorum bir yandan da Babası ile ayaküstü tanışma konuşmaları yapıyoruz.
Arkadaşı bize gelecek ve gece yatıya kalacak, yani durmak yok.Çocuğun diş fırçasını da almasını beklerken Arda bir heyecan bana tüfekle atış yaptığını söylüyor.
Açıkcası çok da dikkat etmeden gülümsüyorum ve eve doğru yola çıkıyoruz.
Yol boyunca çocuk bir çok şey anlatıyor ve ben bu tüfek olayını unutuyorum. Hani önce yanlız kalınca konuşacağız seklinde ertelemiştim ama iste cocuk bize gelince unutmuşum. Ta ki aksam onları odaya gönderdiğimizde Basri’nin hatırlatmasına kadar.
Bizim ki gerçekten de bir tüfekle bir gazoz kutusunu vuruyor, filme almışlar bir de üstelik bizim akıllı Instagram’a koymuş marifet ya!
Hemen siliyorum, ona da sabah görmesi icin bir mesaj bırakıyorum. Sabah Arda gayet anlayışli. Tüfek kullanımında cocuğun babasının haberi olduğunu söylüyor. Ben şaşkınım!
Sabah oluyor, cocuğu kahvaltı sonrasında evine götürmek üzere yola çıkıyoruz.
Arabada geçen konuşmalarda sinirlerimizi iyice geriyor. Konu hızlı arabalar ve fiyatları..Bu cocuk Arda ile yaşıt olmasına rağmen bizim risk olarak gördüğümüz aktiviteler onun icin tehlike arz etmiyor.
Daha kötüsü Arda onun hayatını eğlenceli buluyor.
Yıllarca bu cümle kulaklarımızda çinladi durdu.
Arda büyüdükce arkadas cevresinde degisiklikler olacağını biliyor ve kendimizce risk çalışmaları yapıyorduk. Ama Allah var bu hiç aklımıza gelmemişti. Bizim hızlı arabalara yaklaşımımızı gören Arda hiç eğlenceli olmamakla suçluyor bizi, çocuk ise merak etme babam seni bizim spor arabayla gezdirir diyor! Basri ile bakışiyoruz, tedirginlik diz boyu.
Neyse cocuğun evine geliyoruz, ben bu sefer anne ile konuşuyorum Basri telefonda meşgul. Daha biz iki kelime etmeden Arda çocukla beraber koşarak yanımızdan geciyor ve sonradan onların olduğunu öğrendiğimiz spor arabanın sürücü koltuğuna yerleşiyor ve bir heyecanla o kendinden pek emin cocuğun da talimatları ile arabayı çalıştırıyor.
Bu bir otomatik araba, bir yığın düğmesi olandan yani arabayı çalıştırmak icin anahtarın deliğe girmesi gerekmediği gibi hareket ettirmesi de an meselesi, nasıl durur o ayrı!
Arda’yı arabadan çıkarırken cocuğun annesi “aa bisey olmaz bizimki hep yapıyor” diyor!
O an anlıyorum ki her ikimiz de anneyiz ama tehlikelerimiz korkularımız aynı degil. Onun icin 12 yasında bir cocuk yanlızken arabayı çalıştırabilir ya da bir küçük bahçede bir tüfekle boş kutulari da vurabilir. Kabul ediyorum her cocuk her ebeveyn farklıdır ama sana emanet edilmiş, daha once hiç görmediğin bir cocuğa tüfek vermek ve ya arabayla oynamasına izin vermek bana dogru gelmiyor.
Derdimizi Arda’ya anlatmamız cok onemli, cocuk iyi bir insan ve arkadas olabilir ama evi tehlikeli, alışkanlıkları can yakacak kadar riskli. Arda bunu anladi neyse ki ve çocukla iliskisini kendisini tehlikeye atmayacak sekilde tutuyor.
Simdi soruyorum size, sizin icin normal olanın bir baskası icin riskli olabileceğini düşünmek bu kadar zor mudur? Yoksa Bu sadece kültürel ve sosyoekonomik etkenlere gore şekillenir ve de dogrusu yok mudur? Sana emanet olarak evine misafir edilmiş bir cocuğun saglıgından ve de hayatından sorumlu olmak degil mıdır yetiskin gözetimi.
Lütfen bana bir deyiverin çok şey mı istiyorum!
Gurbet ne taraf?
Sene 2008,mevsim ilkbahar, yer Ingiltere…
Tam bir ağlama krizi yaşıyoruz. Son yarım saattir “Beni tanıyan çocukların oynadığı bir oyun parkına gitmek istiyorum” diye ağlıyor. Arada söylediği başka şeyler de var ama tutarsız. Belli ki çok bunalmış.
Ağlayan 6 yaşında ve de benim çaylak gurbetçi oğlum, Arda. Çaylak dediğime bakmayın aslında doğuştan gurbetçi de farkında değildi. Gezgin Doğan ailesinin bir ferdi olarak İstanbul’dan Dubai’ye taşındığında 10 aylık mavi gözlü ve daha dişleri bile çıkmamış bir bebekti. Dopdolu 5 yıl geçirdi,gözlerinin rengi değisti ve Dubai’yi evi yurdu olarak gördü hep, uzun Türkiye tatillerinde sıkıldı evine dönmek istedi. İlk süt dişini Dubai’de ki ilk haftasında bir otel odasında babaannesi gördü. Ve o dişi İngiltere’ye geldiği ilk gün düşürdü.
İlk defa bu kadar ayrı kalıyor ve de biliyor artık dönüşü olmadığını aslında isyanı ona. Biz büyüklerin onun adına da karar vermemize çok kızıyor. Bu da o kararlardan bir tanesi. Ona danışmadan Dubai’den ayrılma kararı verilmis, bu soğuk ülke İngiltere seçilmiş. Güneşi az, yağmuru bol bir yer. Gezegen değiştirmiş gibiyiz.(dün piknik yaptık şimdi dolu yağıyor).
Bu beklenmedik taşınma kararımıza tepkiler farklı. Babam “kızım Türkiye’yi tutturamadınız bir türlü yine ıskaladanız” diye dalga geçiyor. Dubai’deki otel ve turistik servislerimizden memnun kalan aile üyelerimiz ve Türkiye’de ki arkadaşlarımız saolsunlar bu kararımızı sevinerek ve de “ne zaman müsait olursunuz gelmemiz için” diyerek canı gönülden destekliyorlar. Dubai’de ise kalpler kırık,ne çok sevenimiz varmış, bize çok kızıyorlar. Bu kadar sevildiğinizi anlamak icin onlardan ayrılmanız mı gerekiyormuş diye düşünmeden edemiyor insan.
İngiltere çok büyük, karar verilmesi gereken çok şey var. Turist olarak gelmek başka yaşamaya gelmek çok başka. Okullar araştırılacak,eğitim sistemi alıştığımızdan farklı önce bu sistem anlaşılacak. Ev bulunması gerekiyor. Biz apartman dairesi istiyoruz siz ailesiniz ev yani bahceli bir ev olmalı diyorlar, Arda’nın arkadaşları gelmezmiş ne demekse! Hepsi araştırılacak ve de en önemlisi hızlı hareket etmek lazım ki Arda bey yeni okuluna bir an once başlayabilsin. Tam bir kısır döngü var önce hangisinden başlayacağınızı iyi ayarlamak gerekiyor. Direksiyon ters,Londra var, Londra dışı var, tren var metro var, müzeler var. Yani çok çalışmamız gerek.
Aslında ev, iş hemen hepsi kolay tek zorluk her gittiğiniz yerde insan iliskilerine yeniden başlamak.Aah işte o sıfırdan insan tanımak, kendini ve de yetmezmiş gibi eşin ve de oğlun ile tüm aileyi kabul ettirmek var.
21 Nisan itibari ile Ingiltere deki 5. Ayımız doldu. Yukarda bahsettiğim arastırmaların ilk kısmı tamamlandı ve Arda okula yerleşti. 5 aydır tam bir çevremizi tanıyalım modunda dolanıyoruz, öğrendiğimiz her yeni şey bize zevk veriyor. Dubai’de eski (5 yıl uzun bir sure) olmanın verdiği rahatlıkla paslanmışız burada keşfetmeyi yeniden öğreniyoruz..
Önümüzde aşılması gereken uzun bir yol var ama daha önce yapmıştım yine yaparım diye kendimize güvenimiz ve de arkamızda bizi seven bir dolu insan var. Yaparız herhalde…
Sene 2013,aylardan Nisan,yer İngiltere…
Yukarda bahsetiğim olayın üstünden tam 5 yıl geçmiş! Bu sürede yaparız herhalde dediğimiz herşeyi yaptık. Hayatımıza yeni insanlar kattık,kimisine iyi kimisine kötü örnek olduk. Eski köye yeni adetler getirdik,akıllara karpuz kabukları düşürdük. Birbirini hiç tanımayanlara vesile olduk tanıştılar. Ama en önemlisi bunların yapılabileceğini Arda’ya da gösterdik sanırım. Artık 11 yaşında, genel hatlarıyla kendinden emin (detayda hala kırılgan) büyük hayalleri var. Sorsanız Dubai- Istanbul- Mersın – Twyford hepsi de ayrı özel ayrı güzel.Kendine koyduğu uzun vade hedefler oldukça yüksek ama kendine inancı var. Ara ara hüzünlenip kuzenlerini, dedelerini (1si Aydede olmak üzere 5 dedesi var da),anneannesinin ve babaannesinin ona kendisini çok özel hissettiren lezzetli yemeklerini özlüyor ama yine de hayattan zevk almayı ve de hedefe ulaşmak için çok çalışmak gerektiğini biliyor.
Geçtiğimiz hafta Edinburgh’a yaptığımız seyahatte konuştuk, biraz da benim ısrarımla blog yazmaya heveslendirdim, kabul etti tek şart uzunluk mecburiyeti yok, dilediği kadar yazacak. Ha bir de dil konusunda İngilizce’den şaşılmayacak.
İşte link, Arda’s travels
Tabii her fırsatta okuyan bu küçük adam artık cep telefonu sayesinde her dakika yazabileceğini de anlayınca bir anda 4 yazı yayinlayiverdi. Ama lutfen dikkat devir hız devri, Twitter zamanı oyle uzun lafa gerek yok diyor ve yazılari kısa ve öz oluyor. Eh buna da şükür.
Umarım beğenirsinizz
Çocuk bu ister de bulabilir mi?
Yillar oncesinden bir sahne:
5 yaşlarındaki kiz cocuğu annesine:
“Anneciğim bale yapmak istiyorum” Der. O sırada misafir olarak bulundukları evin annesi de hemen bir CD koyar, Vivaldi’den Dört Mevsim eşliğinde küçük kiz bale gösterisini izleyenlere sunar…
Burada küçük bir kizin bale yapmak istemesi ve bulunduğu yerde hemen ona sunulan ortam mı gariptir yoksa bütün bu olup biteni şaşkınlıkla izleyen diger misafirler mı? İzleyicilerden biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki garip olan bizim sasirmamizdi.
Cocuk bu ister tabii diyeceksiniz de evde hazırda kac tane klasik müzik CDniz var söyler mısınız?
Bir defasında bir baska arkadas Arda’ya kağıttan uçak yapmıştı ilerleyen günlerde Arda gelip benden kagittan yolcu uçağı yapmamı istedi, kağıdını da getirmiş anlatıyor, kanatları yana açık olursa yolcu uçağı, geriye dogru olursa jet olurmuş… Yaşadığım dehşeti bilemezsiniz! Basri’nin olaya yaklaşımı internetten uçak resimleri bulmak seklinde oldu! Arda bir daha bizden kağıttan birsey yapmamızı istemedi.
Neymiş cocuklar aslında neyi kimden isteyeceğini bilir!
Kim korkar hain sınavdan
“Annecigim benimle gurur duyuyor musun?” “babacigim Tesekkur ederim beni sınava hazırladığınız icin!”
İste benim minik oğlumun sınavdan sonra söyledikleri.
Zormus sınav ama kazanmış olmak istiyormuş, kendisine basarili olduğunu göstermek icin..
Ozel okul var bı tane bize yakın, ister misin sınavına girmek dedim,” size işkence etmek istemem, cok pahalı, Reading Boys’a girerim ben!” diye yanıtladı:)
Sırf bu olgunluğu duymak icin bile değdi desem!
Anadolu lisesi devlet okuluna karsı !
Yarın oğluşum hayatının ilk sınavına girecek. Yıllardır futbol ve basketbol maçlarına takımıyla çıkıyor ama bu oyle degil. Tek kisilik ve performansına bağlı bunu biliyor.
İstersen yaparsın dedim hep bunun farkinda. Babasi ile ders çalıştılar haftalardır benim gorevim ise istemesini saglamakti. Yani bu okula gitmesini istetmek! Üstelik diger alternatifi kötülemeden cunku hayat bu belli mı olur, orada okumak durumu da var. Simdiki okulun %99.9 ‘u bu okula gidecek. Neyseki basarili bir okul ama iste digeri Anadolu lisesi kıvamında!
Bu calışma sürecinde zaman zaman isyan çıktı evde, yeri geldi bizi eşe dosta şikayet etti ama neyse ki bu öfkeli anları kendine güvendiği ve çalısmanın ise yaradığını farkettigi zamanlardan azdı.
En büyük sıkıntı arkadaslarından ayrılmak mecburiyeti. Bu sıkıntı hep var aslında, su andaki okulunda hayat komşu devlet ortaokuluna gidilecek zaten kasmaya ne gerek var seklinde devam ediyor ee cocuk da ben niye ayrılıyorum sürüden diyor tabii..
Bu konu da çeşitli taktikler buldum ama en başarılısı Ronaldo sayesinde oldu.
Ben arkadaslarımdan ayrılmak istemiyorum diye ağlayan cocuğunuza hayatının en az bir döneminde bu durumla karşılaşacağını ve kendi gelecegi icin karar vermesi gerekeceğini anlatmaya çalıştığınız donemde sevgili futbol idolü imdata yetişti:)) ” canim oğlum, Ronaldo Real’e giderken Man. UNITED takı arkadaslarım olmadan asla ” demis mıdır sence diye sordum, neyse ki dememiş!
Aradan zaman gecti yine ağladık, istemem diye. Son karar 7. Sınıfı deneyeceğiz olmazsa 8’de arkadaşların yanına gideceğiz. Kismet!
Sonuc yarin bu sınava girilecek ve sonra da notlar ateşe verilecek!
Christmass 2010 gezinin devamı
Brüksel’den Pazar sabahı ayrıldık ve Abimlerle buluşacağımız Mannheim’a dogru yola çıktık.
Lüksemburg civarında galiba bulunduğumuz yüksekliğin de etkisiyle bir kar yağışına yakalandık. Nerden çıktığını bilemediğimiz uç kar küreme, tuzlama aracının peşindeki ilk arac olarak uzun bir sure yola devam etmek zorunda kaldık. Surucu olarak bu seyahatte hep zorlu yol şartlarına yakalanan ben oldum. Günlerin erken kararması ile ozellikle dönüş yolculugunda sıkıntılı anlar yasadım. Merak etmeyin kaza falan degil sadece yokuş aşağıya rampa/buzlanma tehlikesi ve de zifiri karanlık bir yol ortamı… Dur ver arabayı Basri sursun diyorsunuz ama oyle bilmediğin yerlerde durmak da tehlikeli malum..
Neyse sonuc itibari ile yollarda benden başka bir sorun yasamadık.
Nerdeyiz, aa evet Luksemburg’dan Almanya’ya girdik. Kar hafifledi, gorus mesafesi artti. Abimlerle konuştuğumuz da Manheim tarafında kar olmadıgını öğrenince yol kenarında bir dinlenme yerinde durduk. Biraz kar oynadık falan:))
Aksama dogru Abimlerle buluştuk. Coluk cocuk sokak ortasında sarıldık:))
Aşağıdaki fotograflarda aksam yemek yediğimiz Yunan lokantası var.
Bu seyahat boyunca Manheim, Nurmberg, Heidelberg ve Munich’de kaldık. Christmas Market gezmek idi amacımız, bol bol gezdik. Cocuklar bu geziden pek memnun olmadılar cunku otelde oturup elektronik oyun oynamayı istiyorlardı. Onlara rağmen gezmeyi başardık.
Bir ara Arda’nın ateşi çıktı ama yine de sorun olmadı.
Bu gezide Almanya’yı gezdik, icinde yasamak gibi olmasa da bir nebze anlamaya çalıştık. bir hafta dura kalka yapılan bu gezi ilk tadı almak İcin cok uygun
En son durak İsvicre idi. Bir haftada burada kalacağız.
-
Arşivler
- Ağustos 2025 (2)
- Haziran 2025 (1)
- Mayıs 2025 (2)
- Nisan 2025 (1)
- Haziran 2024 (1)
- Şubat 2024 (1)
- Mayıs 2023 (1)
- Mart 2023 (1)
- Ocak 2023 (1)
- Kasım 2022 (1)
- Ekim 2022 (1)
- Eylül 2022 (2)
-
Kategoriler
- #biryazihareketi
- #relocation
- #tasinma
- amsterdam
- Aralik 2009
- Arda's travel
- bizden haberler…
- bu kitabi okurken neler hissettim/dusundum
- Entertainment
- GEZGIN DOGANS
- gezgindoganlar family trip rocks
- Hobbies
- Hollanda
- Kasim 2009
- kissadan hisse- derlemeler
- roadtrip2019summer
- seyahat
- Taşınma
- Turkiye seyahatleri
- Uncategorized
- zeynep'ce
-
RSS
Entries RSS
Comments RSS







