Gezgin Doganlar

Zeynep anlatiyor

Mammogram

Kıpır kırpırsın, bir rahat oturamadın Zeynep diyorum kendime. Babaannem yanımda olsaydı bir de çimdik yerdim yandan herhalde.

Mammogram çektirmek için geldiğim meme inceleme merkezindeyim. Orijinal adı Breast Screening Centre. Randevuma 15 dakika erken gelmeyi başardım, ama salonda beklemekte olan dördüncü kadınım. Acaba hepsi de mammogram için bekliyor olabilir mi sorusu ile oluşan gecikir miyim tedirginliği bu. İşten izin aldım çıktım ya, bana ayrılan sürede geri dönebilmeliyim.

Bekleme salonunun orta yerindeki sehpanın üzerine broşürler serpiştirilmiş. Merkezde yapılacak olan işlemleri anlatan bu broşürler aynı konuyu, büyük resimlerle ve bir de iri puntolarla yazılmış olacak şekilde ayrı ayrı basılıp kitapçık haline getirilmiş A4 kâğıtlar aslında. İhtiyaca göre seçip bakalım diye hazırlanmışlar ama ne olduklarını anlayana kadar hepsini sırayla alıp, biraz karıştırıp geri yerine koymuş oldum. Bu arada da diğer elimde içi dolu bir plastik su bardağını ve çantamı da tutmakta ısrar edince sakarlığım tuttu. Broşürleri teker teker düşürdüm, suyu yere damlattım. Hep bir devinim içindeydim, diğerleri sıcaktan koltuklara yapışmış haldeyken. Bir duramadın diye söylenme nedenim de bundandı işte.

Broşürler okuyucuyu bilgilendirmenin yanısıra bu mammografiyi çektirmek hastanın kararıdır, mecburi değildir diyor. Bu işlem kanserli dokuyu her zaman yakalamayabilir ama yine de iyi bir yöntemdir diye anlatmışlar. Bu ülkede özellikle sağlıkla ilgili tüm teşhis, tetkik ve tedaviler hastanın kararına bırakılmış durumda zaten.

 İşlemi sevmesemde kontrol amaçlı yapılması gerektiğini bildiğim için geldim ben yine de bugün. Bu binaya ilk gelişim. Daha önceki taramalarımda  bulunduğum kasabaya seyyarının gelmesini beklerdim. Bir zamanlar Metin Akpınar’ın ünlü seyyar aşıcı esprisine çok gülen bir çocuktan, seyyar Mamografi cihazına randevu bekleyen bir kadına evrileceğimi hiç tahmin etmemiştim. Komik gibi dursada gerçek olan bu durum İngiltere’de köyler ve kasabalarda yaşayan kadınlar için düzenlenmiş, oldukça başarılı bir uygulama. Kasabanın sağlık ocağının otoparkına parkeden bir tırın arkasında bulunan devasa kasa içine yerleştirilmiş cihaz sayesinde bölge kadınlarının meme sağlığı taranmış oluyor. Bu kasa, ihtiyaca göre bir iki  hafta kadar kalıyor orada sonra da başka bir yere götürülüyor.  Aynı tırın bir de MR için olanı var. Onu da kullanmıştım daha önce, bir özel hastanenin bahçesindeydi.

 Bu sefer bina içinde bir kliniğe terfi etme nedenim Londra’ya taşınmış olmam. Büyük şehire gelince erişebildiğim sağlık hizmetleri biraz daha iyileşti gibi. Twyford’dan taşınınca 17 yıllık aile hekimimizden ayrılıp Londra’da yeni kaydolduğum sağlık ocağında en yetkili doktora çok hızlıca ulaştım mesela. Bir doktor ile yüz yüze görüşmeyeli çok olmuştu. Geçen sene geçirdiğim şiddetli orta kulak enfeksiyonu sürecinde kıdemli hemşireden öteye geçememiştim. Bu konuya yeni doktorum, mahallemizde 65 yaş üstü kişi sayısının az olması sebebiyle doktora gelen de az oluyor diye açıklama getirince netleşti kafamda durum. Twyford’da  yaşlılar ve küçük çocuklu aileler çoktu ve bu da sağlık hizmetlerine erişimi zorluyordu.

 Ben bunları düşünürken merkezin iç odalarından çıkıp yalpalayarak bulunduğumuz yere gelen bir kadın, salonda oturmakta olan kadınlardan birine doğru ilerliyor. Bir yandan da konusuyor. O ana kadar gayet sessiz olan salonda onu izlemeye ve dinlemeye başladım istemsiz bir şekilde. Konuşmanın konusunu bilemesem de kadın biraz önce kaldığı yerden devam ediyormuş gibiydi. Ben 15 dakikadır oradayım demek ki en az on beş dakikadır beyni, düşünceleri ve dili o cümlede takılı kalmış. Diyor ki,

..aynada parıltılı bir şey görmüştüm dedim ya hani, önce o parıltıları aynaya sim falan mı bulaştı acaba bak yine temizlemem gerekecek diye düşündüm ama hemen anladım ki o bir melekti. Melek gelmişti banyoma.

 Ben nasıl yani doğru mu duydum diye dikkat kesilirken, kadın devam ediyor, zaten Tanrı benimle konuşmaya ilk defa ben 6 yaşındayken başladı.

Bu sefer kendime çimdik atasım var, beklerken uyukladım da rüyamda mı görüyorum diye. Odadaki diğerlerinin tepkisini görmek istiyorum ama tam o sırada adımı seslendiler ve kalkıp kapı önünde beni bekleyen röntgen teknisyenini takip etmek zorunda kaldım.

Koridorda ilerlerken önümde giden teknisyene sormak isterdim,

Ne verdiniz bu kadına içerde?  Broşürlerde böyle bir yan etki riskinden bahsedilmiyordu!

Ağustos 3, 2026 Posted by | #biryazihareketi, #deniyorum, zeynep'ce | , , , , , , , | 2 Yorum

Pamuk Eller Cebe

Bugün bir işe kalkıştım ve cok şükür alnımın akıyla altından kalktığıma inanıyorum.
Türkiye’de de yeni başlayan öncülüğünü sevgili Yonca Tokbaş ve Zeynep Gùl gibi arkadaslarımın çektiği, spor yolu ile bağış toplama yollarını artık herkes biliyor. Saolsunlar memlekette koşmadık parkur bırakmadılar.
İngiltere’de de hemen her sehrin bir yarı maratonu var, ilkokuldan itibaren uzun koşu yarışları yapılıyor ve hemen her yaştan katılımcı var, kendine güvenenleri de bağış topluyor bu koşu sırasında.
Neyse iste uzun zamandır inceliyorum ben de yapmak yani faydalı olmak istiyorum ama koşma fikri ve fiilini gözüme kestiremediğimden olsa gerek bir türlü harekete geçemedim.
Belki de bu yüzden Eylül başında televizyonda çıkan reklam ilgimi çekti.
MACMILLAN Cancer Support adlı Yardim kuruluşu bağış toplama kampanyası başlatmış ama kampanya tam bana göre, sabah kahvesine çağırdığın eş dost kek ve kahve karşılığında bağış yapıyor, kampanyanin en büyük özelliği belirlenmiş olan tarihte ülkenin her yerinde ayni gün yapılıyor olması, zaten adı da En Büyük Sabah Kahvesi Buluşması (Biggest Coffee Morning MACMİLLAN
Kahve bahane sohbet şahane diye bir hayat felsefesi olan benim icin biçilmiş kaftan olduguna inandığım bu organizasyona katılma kararı veriyorum ve hemen o aksam MACMILLAN’ a mail atıp kayıt oluyorum. Kahve bulusmasi gunü benim de izinli oldugum 27 Eylul Cuma günü olarak belirlenmiş. Yani bu kadar olur.
Neyse efendim kayıt olunca icinde davetiyeler, neler yapılabilir o gün icin fikirler, üzerinde lütfen cömert olun seklinde yazıları olan bir masaortusu ve de hayatımda gördüğüm en kolay şişen balonlar paketlenip gönderildi bana.
Eşe dosta haber verdim, evet ben izinliydim ama aslında Cuma gunu çalışan arkadaslar olucaktı ve de bu durum katılımı kötü etkiler mı diye de korktum ama sonuçta tarihi ben belirlemediğim icin yapabilecek bişeyim yoktu.
Neyse beklenen günden bir gün önce keklerimi yaptım. Bana lezzetli cupcake’lerinden yapacak olan İngiliz arkadasım son dakika da gelemeyeceğini bildiren bir text attıgında nasıl panikledim ama neyse ki mesajin devamında cupcake’lerin hazır olduğunu ve de bana bırakacağını söylüyormuş megerse, hani tam anlamiyla “eşeğini kaybedip bulma ” hali oldu benim o mesajı okuma süresince yaşadığım durum!
Cupcake’lerin eve geldigi aksam Arda ve Babasi ilk bağışı yaptılar, aksi halde keklere ulaşamayacaklarını kabul etmeleri biraz zaman aldıysa da!
Cuma sabahı saat 9 da hazır idim, ama saat 9:30’da sadece bir kişinin gelmiş olması hafiften tedirginlik yarattıysa da saat 10’da kah bahçe kapısından kah ön kapıdan bir anda 12 kişi geliverdi.
Yedik keklerimizi, içtik çaylarımızı. Minikler de vardı aramızda keyifle oynadılar.
MACMILLAN toplanan her £100 ile bir meme kanseri hastasına sorularini yanitlayacak, destek olucak bir hemşire verebileceklerini soyluyor.Benim misafirlerim comert ve bonkor davrandilar Ve sonucta £130 toplandı, çok bişey degil belki ama damlaya damlaya göl olur degil mı?
Ha pamuk eller cebe deyişimin bir başka sebebi de bağış kampanyasına katılımı arttırmak icin bulunan bir yöntemi anlatmak istemem. Hikaye hani gelen misafirin yanında para yoktur bağışı yap(a)madan gitmesin diye bir text mesaj atabileceğiniz telefon numarası ayarlamışlar. Sonuçta nakit parasız evden çıkıyoruz ama cep telefonsuz çıkmıyoruz degil mı? İşte cebinize COFFEE yazıyorsunuz 70550’ye yolluyorsunuz, £5 ödemiş oluyorsunuz her £1’dan 89p kampanyaya kalıyor. Hatta organizasyonu yapana Ozel bir hat bile var. Benim icin mesela COFFEE 1KY yazıp mesaj atınca benim haneme yazıyor. Yani sen yeter ki vermek iste kanallar açık.

20130929-013748.jpg

Eylül 27, 2013 Posted by | bizden haberler..., zeynep'ce | , , , , | 1 Yorum